|
Arınmak ve Arıtmak
Ulu Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin “Arifler hem arıdır hem arıtıcıdır” sözü sanki günümüz insanı için söylenmiş. Günümüz insanı arınmazsa çok büyük olumsuzluklar yaşanacaktır. Havasından, doğasından,
insan ilişkilerine kadar kirlenmiş bir dünyanın arınmaya ihtiyacı var. Hem doğasal kirliliğin temizlenmesi, durulanması hem de insan ilişkilerindeki kirliliğin giderilmesi zorunluluktur. Çevresel kirlilik insanı
nefes alamaz hâle getiriyor. İnsan ilişkilerindeki çıkarcılık, bencillik, sorumsuzluk... insanı, insani özüne yabancılaştırıyor. Böylece doğaya ve insana aykırı bir durum ortaya çıkıyor. Doğa ve insan birbirlerinden
ayrılmaz parçalardır. İnsanın kirliliği doğayı kirletiyor, yok ediyor; doğanın yok olması insanın yok olması oluyor. Zincirleme olarak devam ediyor. Kopan bir halka diğer halkaların işlevsiz hâle gelmesine neden
oluyor.
Ulu Hünkâr Hacı Bektaş Veli, öğrencileri ile sohbet ederken onlara çok önemli misaller vererek, onların asla unutamayacakları derslere dönüştürüyordu sohbetlerini. Arınmak ve arıtıcı olmak sohbet konusu olunca, Ulu
Hünkâr bir şişeyi alıp içini pislikle dolduruyor ve ağzını kapatıp dakikalarca çeşmenin önüne bırakıyor. Üstünden yığınla su geçen şişeyi çeşmenin önünden alarak öğrencilere dönüyor ve temiz olup olmadığını soruyor.
Öğrencilerin “temiz olmadı” cevabı ile neden temiz olmadığı sorusunu soruyor. Ve cevabı da kendisi veriyor. Diyor ki Ulu Hünkâr; “bu şişe yıllarca da burada, bu çeşmenin akan sularının altında
kalsa da asla içindeki pislik temizlenmez. Dışındaki (zahiri) pislik gider ama içindeki pislik şişenin kapağını açmayıncaya kadar orada durur ve akan suların hiçbir faydası olmaz. İşte insan da böyledir. İnsan hep
dışsal olarak temizleniyor. Hâlbuki önemli olan içsel temizliktir. Onun içindir ki, bizler biçimsel olanı reddedip, içten olanı esas alıyoruz. Eğer arı ve arıtıcı olmak istiyorsanız içinize yöneliniz.” Ulu
Hünkâr’ın asırlar önce verdiği örnek ve geliştirdiği method, bütünüyle günümüz için de geçerlidir.
İnsan hem dışsal hem içsel olarak arınmalıdır, tertemiz, pirupak, dupduru olmalıdır. Nefsin oyuncağı olmak yerine, nefsin hakimi olmalıdır. Olmalıdır ki, yaşamı anlam kazansın, değerlensin. Dünyevi heveslere kapılıp,
kirlilikler içinde bataklıkta debelenmek yerine, temiz bir doğada arınmış bir insan olarak, doğayla barışık bir insan olarak yaşasın. Güzel olan budur. Kalıcı olan budur. Diğer bütün arzular, hevesler, güdüler...
boşunadır. İnsan bu boş heva ve heveslerin esiri oldumu gerçek manasıyla insan olamaz. Gerçek manada bir insan arı ve durudur. Kendisiyle, doğayla, çevresiyle barışık bir insandır. Bu insan üretken ve mutlu bir
insandır.
Kirlilik yerine temizliği temel almalıyız. Dışsallıkla beraber içsel olanı da görmeliyiz. Arı olup arıtıcı da olmalıyız. Yaşamı anlam ve önemine uygun olarak yaşamalıyız. Gerçeklerden kaçmak yerine, gerçekleri
kabullenip ona göre en ideal çözümü geliştirmeliyiz. Yalansız olduğumuz müddetçe rüyalarımız kâbus olmaktan çıkar. Haksızlık yapmadığımız zaman uykularımız haram olmaz. Vicdanımız rahat olarak uyuruz. Ne güzeldir
yalansız, sahtelikten arınmış bir yaşam. Ne güzel bir gecedir ki, vicdanımız rahat olarak uyumak. Hayat böyle güzeldir. Hep panikte, yüz kızartıcı, haksızlıklardan, yalanlardan, yanlışlardan, sahteliklerden...
bıktıysanız sizi arınmaya davet ediyoruz! Arının ki, hayat gerçek anlamda hayat olsun! Ne mutlu hayatı gerçek anlamıyla yaşayanlara.
|