|
İhanet - Bağlılık
Tarihin bir çok döneminde olduğu gibi günümüzde de ihanetler, kaypaklıklar, iğrenç ilişkiler, güdülere hizmet, dostlukları satmalar, değerleri hor görmeler...
yaşanıyor. İstesekte istemesekte, öyle ya da böyle bir ucunda da olsa bu kötülüklerin içindeyiz. Bizlerin yapması gereken; mümkün mertebe bu ilişkiler sarmalının dışında durmaktır. Dışında durmak yetmez, gücümüz
oranında bu sarmalın çözümlenmesi için çaba göstermektir. Bu zorunludur. Aynı zamanda bu sarmalı çözmek imkân dahilindedir. Yeter ki doğallığı isteyelim. Doğallığı, doğruluğu, samimiyeti, dürüstlüğü, inançlılığı bir yaşam biçimi hâline getirelim.
Günümüz kadın-erkek ilişkilerinden tutalım ticari ilişkilere kadar yığınla ihanet, yalan, hilebazlık görürüz. Hatta bu bazen öylesine çirkef hâle gelir ki, duyarlı
bir yürek orta yerinden çatlar. Yıllarca paylaşılan zamanın, değerlerin, anıların... hiçbir önemi kalmıyor. O an için önemli olan hayvanileştirilen cinsel arzulardır. Nefis insanidir. Ancak hayvanileştirilen
güdülere ne demeli? Abarttığımız düşünülmesin. Şu lânet olası zamanda öyle iğrençliklere, çirkefliklere tanık olmak durumunda kalıyoruz ki; inanılır gibi değil. Bazen yaşanan kötülükler şeytanın kötülüklerini aratır hâle geliyor. Düşünün ki; yıllarca aynı yastığa baş koymuş insanlar en küçük bir tartışmada olmadık kavgalara girişiyorlar. Tabi her zaman kavga ile sınırlı kalmıyor tartışmalar. Cinayetler işleniyor. Bazen de tartışma olmadan insanlar yıllarca aynı yastığa baş koyduğu, yığınla paylaşım yaşadığı, en mahrem duygularını paylaştığı insanı aldatıyor. Böylesi bir aldatma bir takım sistemler tarafından sevimli gösterilmeye, insani gösterilmeye çalışılıyor. Bu kesinlikle gayri insani bir durumdur. Mazur gösterilecek hiçbir yanı yok. Çok aşağılık bir durumdur. Hiçbir ahlâki değerle, etik kuralla bağdaşmaz. Böylesi bir durumu sevimli göstermek, anlayışlı olunmasını telkin etmek çok çok yanlış bir tavırdır. Böylesi bir durumu reddetmek, mahkûm etmek gerekiyor. Bunu çeşitli sosyolojik, psikolojik, biyolojik v.s. argümanlarla insani bir durummuş gibi gösterenlere de karşı olmak gerekiyor. Ahlâksızlık, değer tanımamazlık insani değildir. İnsanın soyluluğuna, asaletine uygun bir davranış değildir. Hiçbir sebebin, gerekçenin arkasına saklanmamak gerekiyor. Özünü dara çekmeli insan. Eğer bunu yapmazsa bilsin ki; ihanetin, ahlâksızlığın, alçaklığın sonu yoktur. Ve yine bilinmeli ki; yüce yaratıcı her şeyi gören ve bilendir.
Ahlâksızlık, etik kuralları hiçe saymak, değer tanımamak... sadece karşı cinsten birliktelikler için değil, yaşamın bütün alanları için söz konusudur. Ticari
hayatta geçerli tek kural kendi kârının fazla olmasıdır. Bunun olması için de her türlü gayriahlâkî yöntem mübahtır. Şimdi böylesi bir ahlâksızlığın şekillendirdiği, kısa yoldan köşe dönmeciliğin esas alındığı bir
kurallar bütününde kazanılmış paraların elbette bir hayrı yoktur. Belki kısa vadede bazı getirileri olacaktır ama uzun vadede zararlar ortaya çıkacaktır. Çünkü başkasını alın teriyle kazanılmış değerlerine
yalan-dolan ile sahip olmanın Allah katında -ve kul katında- bir kıymeti harbiyesi yoktur. Aksine bu tür kazançlar suçu, günahı beraberinde getirir. Ne yazık ki; toplumlarda bu tür ahlâksız kişiler muteber olarak
görülüyor. Bunların sözde muteberliği, saygınlığı başka kişileride özendiriyor. Fakat belirtelim ki; bu tür sahtekârlıklar, aşağılık ilişkiler, hileler, riyalar, ihanetler vs. ile kazanılan paraların, yaşanılan
hayatların sonu hep kötü olmuştur. “Su testisi su yolunda kırılır” deyişi iyi bir örnektir. Haramla, yalanla, sahtekârlıkla dolmuş bir işkembenin yaşam süresi uzun olmamıştır.
Hâlbuki yalana, sahtekârlığa, ihanete... bulaşmamış bir yaşam ne güzel bir yaşamdır. İnsan dostluğu, saygıyı, sevgiyi, dayanışmayı, aşkı... esas almalıdır. Aşk ile
geçen bir hayat, anlamına uygun bir hayattır. İhanet sonucu insanın eti leş hâline gelir. Leşleşen sadece insanın eti değildir, aynı zamanda benliğidir. Kargalar leşlere konar, hatırlatalım. Yani ihanetin sonu yoktur. İhanet insanı dünyada ve ahrette uçuruma sürükler. Saygıdeğer ozanımız Yunus Baba (Yunus Emre) ne güzel dile getirmiş aşkı ve aşkın yüceliğini. Esas alınması gereken bu yüceliklerdir.
Ya Rab bu ne derttir
Derman bulunmaz
Yar bu ne yaradır
Merhem bulunmaz
Benim garip gönlüm
Aşktan usanmaz
Varır gider yare
Hiç geri dönmez
Aşık olan gönül
Aşktan usanmaz
- Ahiret korkusunu
- Bir pula saymaz
- Aşk pazarıdır bu
- Canlar satılır
- Satarsın bu canı
- Hiç kimse almaz
- (hiç alan olmaz)
- Dönüp dönüp sana
- Öğüt verirler
- Dünya malı ile
- Gözün boyarlar
- Aşık öldü deyip
- Sela verirler
- Ölen hayvan olur
- Aşıklar ölmez
Yunus Baba’nın ilkelerini esas alanlar ihanet çukurunda debelenmezler. Onlar yüceliklerde yer edinirler kendilerine. İhanetin leş kokusu yerine dostluğun gül
kokusu. Başkalarına bakarak değerlendirmede bulunmayın. Unutmayın ki; her koyun kendi bacağından asılır.
|