|
AVRUPA BİRLİĞİ ALEVİLERE NASIL BAKIYOR?
AVRUPA BİRLİĞİ VE ALEVİLER
Doksanlı yılların başında değişen dünya politik dengesi sonucu öne çıkan bir güç vardı. Bu gücün adı: Avrupa Birliği (AB). AB, Avrupa kıtasındaki ülkelerin oluşturduğu bir birlik. Ama etkisi ve gücü
sadece Avrupa kıtası ile sınırlı değil.
Bilindiği gibi Avrupa kıtası dünyanın ekonomik gelişim açısından en ileri düzeyde gelişimi olan bir kıtadır. Avrupa kıtasındaki ülkelerin -bir kaç tanesi hariç- zenginliği ve milli gelirleri şu anki
kriterlere göre maksimum düzeydedir. AB ülkeleri salt ekonomik değil, demokrasi insan hakları ve daha bir çok başka alanlarda da gelişmişler. Durum böyle olunca da dünya politik ve ekonomik dengelerini ellerinde tutabiliyorlar. Nitekim AB’nin para birimi olan “Euro”nun işlevsel hale gelmesiyle bu güç daha belirgin bir şekilde ortaya çıkacaktır. Siyasi gözlemcilere göre
önümüzdeki yıllarda dünyanın kontrolü iki güç arasında paylaşılacaktır. Bu güçler AB ve ABD’dir. Bu güçler dünyanın ekonomik, siyasi, askeri gidişatını belirleyeceklerdir. Diğer devletler konumlarını bu iki güce
göre yapacaklardır.
Geçtiğimiz aylarda Helsinki’de yapılan ve ana gündem maddesinin AB’nin genişlemesi olduğu toplantıda Türkiye’nin üyeliğine yeşil ışık yakılmasıyla yeni bir süreç başlamış oldu. Bu süreç tam üyelik için uzayacaktır.
Bu uzun süreçte Türkiye’den bazı kriterleri yerine getirmesi için baskı yapılacaktır. Türkiye’nin yerine getirmesi gereken yığınla kriter var. Öyle gözüküyor ki, Türkiye, gerek adaylık sürecinde ve gerekse de tam
üyelikten sonra AB’nin önemli sorunlarından biri olacaktır.
Etnik yapısı, inançsal yapısı, coğrafi konumu, tarihten aldığı miras ve benzer karmaşıklarla dolu bir ülkedir Türkiye. Alevilerin önemi de bütün bu karmaşıklıklar sonucu ortaya çıkıyor.
Aleviler tarih boyunca hep değişimin öncüsü olmuşlardır. Salt toplumsal değişimin değil, Aleviliğin ilkeleri haline gelmiş olan insan sevgisi, doğa sevgisi, 72 millete bir gözle bakmayı ve derin humanizmasıyla
Aleviler bütün insanlığı ırk, renk, dil, din, cinsiyet ayrımı yapmaksızın kucaklamışlardır. Böyle bir inanca sahip olan Aleviler, Ortadoğu ve Avrupa’da önemli bir güç durumundadır. An be an değişen Ortadoğudaki
politik dengeler, Türkiye’nin tam üyeliğinden sonra Avrupa’ya da taşınmış olacaktır. Aslında bu politik entrikalar şimdiden Avrupa’ya taşınmış durumunda. Özellikle Almanya’da güçlü olan bir gerici yobaz örgütlenme mevcut. Bu gerici örgütlü gücün bu güne kadar gelişmesine göz yumuldu. Bunları “kullanırız” düşüncesiyle sessiz bir destek sunuldu.
Avrupalılar bu gücün Avrupa için ne kadar tehlikeli bir güç olduğunu daha yeni kavrıyorlar. Bu güç asırlardır Alevilere büyük zulümler yaşattı. Bu güç hiçte masum değildir. “Kendi inancıma hizmet
eden kurumlar oluşturuyorum” bahanesiyle entrikalar peşindedir. Bu güç kendince bir hedef belirlemiştir. Hedefleri ise tüm Avrupa’yı camilerle donatıp Avrupalıları Sünnileştirmek. Hedeflerine varmak için
de her yolu mübah görüyorlar. Nitekim Almanya Anayasa’yı Koruma Örgütü’nün açıklamalarına göre bu güç büyük bir şiddet potansiyeli teşkil ediyor. Ayrıca entegrasyon yönünde büyük bir engel oluşturmakta. Bütün
bunları biz değil Avrupalılar söylüyor.
Bütün bunlardan yola çıkarak söylemek istediklerimizi özetleyebiliriz. Aleviler Türkiye’de nüfusun yarısını oluşturuyor. Avrupa’da ise sayıları bir milyonun civarındadır. Bunlar küçümsenecek, hesaba katılmayacak
sayılar değildir. Alevilerin Avrupalıları Alevileştirelim diye bir dertleri yok. Aleviler katledilmedikleri sürece şiddete başvurmazlar. İnsan hak ve özgürlüklerine sonuna kadar bağlıdırlar, demokrasiye inanırlar.
Farklı etnik yapıdaki insanların, barışçıl bir ortamda yaşamalarından yanalar. Bütün bu belirtilenler ve belirtilmeyenler toplanıp bir araya getirildiğinde, AB’nin Alevilerle iyi ilişkiler geliştirmesi zorunluluğu vardır. Böylesi bir ilişki hem AB için hem de Aleviler için olumludur. Avrupa parlementosunda bu yönde bazı küçük girişimler olduysa da, bu tür girişimlerin pek bir pratik
ifadesi yok. İlişkiler daha yoğunlaşmalı ve ciddileşmelidir. Buna Alevilerden çok AB’nin ihtiyacı vardır.
|