|
Aile Bağları
Ailenin insana sağladığı huzur ortamı doğru manada gelişirse insan yaşama daha farklı bakar ve bu bakış insanın başarısını ve mutluluğunu etkiler. Yine aynı şekilde ailenin yarattığı sorunlar da insanın yaşama
biçimini etkiler. Toplumsal gerçekliklerimizden yola çıkarsak, sorunlu ailelerin çoğunlukta olduğunu görebiliriz. Kimlik ve kişilik sorunları olan anne-babaların çocuklarını ideal bir şekilde yetiştireceklerini
beklemek boşuna bir bekleyiştir. Birçok nedenden ötürü toplumumuz da daha benliğini bulamamış anne-babaların oluşturduğu ailelerden var.
Bireyin psikolojik ve bedensel gelişiminin ilk ve en önemli durağı ailedir. Hele çocukluk döneminin en iyi şekilde geçmesi, çocuğun huzurlu bir ortamda büyümesi olmazsa olmazların başında geliyor. Çocuğun gelişim
düzeyinin takip edilmesi en mükemmel şekilde ayarlanmış bir aile içi eğitimin-huzurun tesis edilmesi şarttır. Sürekli çatışmaların, kavgaların olduğu huzursuz bir aile ortamında sağlıklı çocukların yetişmesi mümkün
olmadığı gibi, yine bu çocuğun oluşturacağı ailenin de aynı şekilde sürmesi kaçınılmaz olacaktır. Böylece sür git bir huzursuzluk ve gerçek anlamından çok uzak bir yaşam yaşanmaya nesiller boyu devam edecektir. Yine
kısmen huzurun sağlandığı(?) ancak yaşama dair soruların havada kaldığı, bilgi ve kültür anlamında geriliğin hüküm sürdüğü bir ailede de sağlıklı bireylerin çıkması mümkün değildir. Belki vasat bireyler böyle
ailelerde yetişir ya da biçimsel bir huzur ve başarı sağlanabilir ancak öz itibariyle ideal bir birey ve toplum çok uzak kalır. Eğer gerçek anlamda bir yaşam anlamından buluşulacaksa, o zaman huzursuz aile ortamı
reddedildiği gibi vasat bir aile ortamıyla da yetinilmemelidir.
Vasat aile ortamıyla yetinmeyenler ve sağlıksız aile düzenlerini reddeden genç bireylerin aileleri ile çok sorunları oluyor. Anlayış yoksunu, kendi kişiliği oturmamış, kimliği yitik anne-babalarla hoşgörü
çerçevesinde oturup sorunlara çözümler geliştirmek neredeyse imkansız bir durumdur. Bu tür aileler (geniş anlamda hala feodal kalıntıların hüküm sürdüğü bir toplum olarak anne, baba, abi, abla, dayı, teyze, hala,
amca, büyükbabalar vs. kastediliyor) sorulara cevap, sorunlara çözüm arayışında olan genci desteklemek yerine olmadık metotlarla aşağılar, dışlar ve kendi eksenine almaya çalışır. Sadece anne ve babayla sınırlı
kalmaz bu baskılar. Dayı, hala, amca, kuzen, teyze... bir sürü insan çemberin yırtılmasını istemezler. Bazen iyi niyetli bir çaba da olsa, özünde geriliğin sürüp gitmesinden başka birşey değildir. Keşke anlayışın,
hoşgörünün, aykırıda olsa fikirlere saygının hakim olduğu aileler olsa. O vakit bir çok sorunda kendiliğinden kalkardı ortadan. Ne var ki feodalizmin, eski geleneklerin değer kabul edildiği, aşırı hakimiyetin,
anlayışsızlığın olduğu aileler var. Bu tür bir aile ortamı da sorunlar çözmek yerine daha da arttırıyor.
İnsanın kendi biyolojik ailesini seçmek gibi bir şansı yok. Ancak insan belli bir yaşa eriştikten sonra bazı seçimleri yapma şansına sahip. Bu şansını kullanmak istediğinde, seçme şansı olmadığı ailenin direnişiyle
karşılaşır. Aile, gencin kendi istekleri doğrultusunda kendilerine hizmet edecek şekilde bir yaşam sürmesini ister. Bu doğrultuda binlerce boş nasihatten tutalım, dışlanmaya kadar yığınla yöntem devreye sokar. Oysa
bir anne-baba bir çocuğu dünyaya getirdi diye onun bütün yaşamını elinde tutacak anlamına gelmiyor. Doğru, çok büyük bir emek vererek bir insanı yetiştirmişler. Çok büyük zahmetler, eziyetler çekerek onu
büyütmüşler. Elbette çocukları üzerinde bir çok hakları var. Çocuklarının yapacağı olumsuz davranışlar onları üzer. Bu üzücü davranışların olmaması için ebeveynler çocuklarının üzerine titrerler. Bütün bunlar
anlaşılır ve kabul edilir en insani şeylerdir. Kendini bilen bir evladın anne-babasını kırmak, üzmek gibi hatası olmaz. Ancak ne var ki, çocuğun kendi özgür iradesi doğrultusunda bir yaşam sürmesi en tabii hakkıdır.
Ebeveynler kendi doğrularını çocuklarına dayatmak yerine çocuklarının doğrularına değer vermeliler.
Aile çok önemlidir. Karşılıklı saygının, hoşgörünün hakim olduğu bir aile ortamı çok önemlidir. Aile kurumu özüne uygun bir şekilde, izah etmeye çalıştığımız saygı, anlayış, hoşgörü ilkeleri etrafında şekillenirse
daha anlamlı olur. Elbette herşey dört dörtlük olmayabilir. Ancak en iyi bir şekilde yapmaya da insan çaba harcamalıdır. Özellikle anne ve babalara çok iş düşüyor. Hiçbir komplekse kapılmadan, geriliklerinde ısrar
etmeden, sevgi ve emeklerini ortaya koyarak çocuklarına yaklaşmalıdırlar. Çocuklarının farklı düşünüp, yaşayabileceklerini kabul etmelidirler. Çocukları kendi malları değildir. Duyguları ve düşünceleri olan
insanlardır. Elbette onların çocuklarıdırlar. Çocukları olmaları malları olduğu, onların dediği gibi yaşamak zorunda oldukları anlamına gelmiyor.
|