Bütün yozlara ve yobazlara rağmen Alevi kalmaya devam edeceğiz. Remzi KAPTAN

Alevi Konseyi  Alevi Council Alevitische Rat

Sayın ziyaretçi, bu sayfayla amacımız; Alevilik-Aleviler üzerine bilgiler sunmak ve Alevi Konseyi’nin görüşlerini aktarmaktır. Sorularınızı, önerilerinizi alevikonseyi@yahoo.com adli email adresine yazabilirsiniz. Çalışmalarımıza katkı sunan başta rehberimiz Remzi KAPTAN olmak üzere herkese teşekkür ediyoruz.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ana Sayfa

Aleviler/ Alevilik

Ehlibeyt/ 12 imam

Hz. Ali

Alevi Önderleri

Alevilik Bilinci

Hacı Bektaş/ Bektaşilik

Pir Sultan Abdal

Tarih/Olaylar

Kadın/Gençlik

Hasan Sabbah

Genel

www.alevitentum.de www.turnakitap.com www.pirtv.com www.turnadergisi.de

alevikonseyi@ hotmail.com

Ana Sayfa

---------------------------------------------------------------

ölüm

Ölüm, her şeyin sonu mudur? Her şey aynı zamanda yeni bir başlangıç olduğuna göre, ölüm neden yeni bir başlangıç olmasın?

Ölüm bir gerçektir. Ölümden kaçış yoktur. Fakat burada gözden kaçan ince bir nokta var. Ölüm yok olmak değildir. Aksine ölüm, yeni bir başlangıcın ilk evresidir. Yok olan, ölen tendir. Ruh ölmüyor. Bir Alevi özdeyişi bunu çok güzel ifade ediyor. “Ölen tendir, canlar ölesiye değil”.

Ölüm yeni bir başlangıç olduğuna göre ölümden korkmak yersiz. Ancak “dünya ahretin tarlası” olduğundan anlam vermek gerekiyor. Sadece anlam vermek yetmez. Bununla beraber anlama uygun bir yaşayış sahibi olmak gerekiyor. Dolayısıyla ölümle başlayan süreçte herhangi bir terslikle (cehennem gibi) karşılaşmamak için iyi hazırlanmak gerekiyor. Doğru manada yaşayanlar zaten ölümden korkmazlar.

Ölüm aynı zamanda yaşamın doğal bir parçasıdır. Bazı kimselere göre ölüm yaşamın anlamıdır. Ölüm bize hiç uzak değildir. Her an bizimle beraberdir. Bu gerçeği iyi kavramak gerekiyor. Nitekim bir çok insan güncel kaygılara takılmanın sonucu bu gerçeği unutuyor. Fakat en olmadık vakitte (onlara göre) ölüm karşılarına çıkıyor. Aslında ölüm için olmadık vakit yok. Yaşadığımız süreç ölümle de karşılaşacağımız süreçtir.

Bazı şeyler binlerce kez tekrar edilmelidir. Çünkü insanoğlu esası unutup tali olanlara değer veriyor. Bu bağlamda ölüm gerçeğini insanlara defalarca hatırlatmak gerekiyor. Ölüm bir noktada yaşamın anlamı olduğundan, insana ölüm gerçeğini hatırlatmakta yaşamın esas gayesini hatırlatmak anlamına geliyor. Belki bazı kimseler ölümün “itici” bir kavram/olgu olduğundan insanı yaşamdan “soğuttuğu” sonucuna varabilirler. Bu tamamen ters bir sonuç çıkarmaktır. Ölüm gerçeğini hatırlatmak, akılda tutmak ve bu gerçeğin bilincinde olmak; doğru anlamda yaşama davettir. Nitekim bu mantıkla yaşamını yönlendirenler yaşamdan soğumak/bıkmak yerine daha çok yaşama sarılıyorlar. “Nasıl olsa öleceğim, hiçbir şey yapmasamda olur” mantığı sakat bir mantıktır. İnsan hep hareketli olmalıdır. Üretken olmalıdır. Boşvermiş, hımbıl, tembel, mızmız... lık insanın yapısına tamamen aykırıdır.

Ölümün bize sandığımız kadar uzak olmadığını kavramış olduk. Hatta bir nefes kadar yakın olduğunu kavradık. Madem ki; ölüm bize bir nefes kadar yakın, yani her an ölebiliriz, öyleyse bir iki soralım kendimize:

  • Bir nefes sonra ölsek, neleri yarım bırakmış olacağız?!
  • Daha yapacak çok önemli işlerimiz nelerdi?!
  • Dünya maly için kimleri dolandyrdyk?!
  • Kyrdy?ymyz kalplerin sayysy ne kadardy?!
  • “Ke?ke ?unu yapmasaydym, ?öyle yapsaydym...” ve benzer ke?kelerle biten hayyflanmalarymyz çok mu?!
  • Bo?una my ya?adyk yoksa gerçek manasyna uygun bir ya?am my ya?adyk?!
  • Sorularımızı yüzlerce soruyla genişletebiliriz ama bizler eklemeleri size bırakıyoruz.

    Dikkat edilirse sorularımızın sonunda soru işaretiyle beraber ünlem işareti de var. Bu aslında bir (dikkate) davettir. Yaptığımız hataları tamire davet eden bir davet. Geç kalmış sayılmayız kırdığımız kalpleri onarmak için. Bilinçli bilinçsiz yaptığımız günahlardan dolayı tövbe için geç kalmadık. Çünkü Allah tövbeleri kabul edendir. Biz de Şah Hatayi’nin konumuza uygun bir deyişiyle bitirelim.

      • Hatalar etmişim noksandır işim
      • Tevbe günahlarımıza estağfirullah
      • Muhammed-Ali’ye bağlıdır başım
      • Tevbe günahlarımıza estağfirullah
      • Hasan, Hüseyin balkıyan nur ise
      • İmam Zeynel sır içinde sır ise
      • Özümüzde kibir, benlik var ise
      • Tevbe günahlarımıza estağfirullah
      • Muhammed Bakır’ın izinden çıkma
      • Yükün Cafer’den tut, gayriye bakma
      • Hatıra dokunup gönüller yıkma
      • Tevbe günahlarımıza estağfirullah
      • Musai Kazım’a daim niyazım
      • İmam Rıza’ya bağlıdır özüm
      • Eksiklik, noksanlık, hep kusur bizim
      • Tevbe günahlarımıza estağfirullah
      • Taki ile Naki benziyor aya
      • Ali emeklerimizi vermeye zaya
      • Ettiğimiz kem işlere kötü bed-huya
      • Tevbe günahlarımıza estağfirullah
      • Hasan Askeri’nin gülleri bitte
      • Mehdi gönlümüzün gamını ata
      • Ettiğim yalan, koğu gıybete
      • Tevbe günahlarımıza estağfirullah
      • Can Hatayi’m eder Bağdat, Basra
      • Böyle güne kaldık, böyle asıra
      • Ya Ali cömertsin kalma kusura
      • Tevbe günahlarımıza estağfirullah

    ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

     

     

    Soru ve önerileriniz için mail adresinizi yazmayı unutmayınız

    Ad-Soyad:
    eMail:
    il-ilce:
    Mah+Cad+No.:
    Telefon:
    Baslik:
    Text: