|
Rüya
Rüya nedir? Gerek metafizik çerçevede, gerek fizikî çerçevede cevaplar verilsin, her iki açıdan da verilen cevapların tatminkârlığı soyut
kalıyor. Bu da ne kadar karmaşık olduğunun göstergesi oluyor. Bazı ilmî kavramlarla izah etmek, bazı deneyler yapmak, gözlemlerde bulunmak; rüya’nın gerçek manasını
açıklamaktan çok uzak kalıyor. Yine bir takım hurafelerle, batıl inançlar ile açıklamaya çalışmak da sonuç vermiyor. Netice itibariyle her iki tarz da bir noktadan sonra tıkanıyor. Tıkandığı için de insanlar ya
rüyayı yok saymaya çalışıyor -başaramasalarda- ya da batıl inancın ve hurafelerin tabirine göre yaşamını biçimlendirmeye çalışıyor. Her iki tarz da
yanlış.
Peki doğrusu nedir?
Doğrusuna ancak her kişi özgün konumundan yola çıkarak varabilir. Bizlerin çabası ise bu yoldaki işaretlere dikkatleri çekmektir.
İşaretlerimize rüya hakkındaki klasik bilgiler ile başlayalım.
- Rüya, uyku sırasında beliren düşünce ve hayaller zinciridir.
- Her insan sonradan hatırlamasa bile rüya görür.
- Rüyalar uyku esnasında oluştukları için uykuyla direkt bağlantıları vardır.
- Uyku ise iki türlüdür: derin uyku ve hafif uyku.
- Derin uykudan uyandırılan insanların pek azı rüya gördüğünü hatırlar.
- Hafif uyku evresindeyken uyandırılanların hemen hemen hepsi rüyalarını hatırlarlar.
- Bir hesaba göre dokuz (9) saat uyuyan bir kişi yaklaşık bir buçuk (1,5) saat rüya görür.
- Rüyaların insan yapısı için önemli bir işlevi olduğu kesin. Fakat bilim insanları henüz bu işlevin ne olduğu konusunda bir uzlaşmaya varmış değiller.
- Bir insan yaklaşık olarak ömrünün üçte birini (3/1) uykuyla geçiriyor. İnsan uyumadığı zaman hem zihinsel, hem bedensel olarak çöküntüye uğruyor.
- Fakat hiç kimse net olarak neden bu kadar çok uyumamız gerektiğini açıklayamıyor.
- Açıklanmadığı için de rüyaların niteliği konusunda birbirinden farklı kuramların olması şaşırtıcı değil.
- Tarihte -kısmen günümüzde de- rüyaların geleceği haber verdiklerine inanılırdı. Rüyalardaki sembollerin doğru bir şekilde çözülmesi sonucu geleceğin nasıl olacağının bilineceğine inanılırdı.
- Günümüzde ise rüyaların bir takım bilinç altına yerleşmiş bilgilerin yeniden hatırlanması olarak görülüyor.
Aslında rüya hakkında birbirinden farklı yığınla bilgi var. İsteyen işine geldiği gibi yorumluyor. Ancak ortak bir
anlayış yok. Yani tam anlamıyla anlamak isteyenler için adeta bir bulmaca, labirent. Yığınla soru sorulabilinir. Bu soruların yığınla soruyu da beraberinde
getireceği kesin. Bizler kısaca bazı bilgiler verdik. Rüyada zamanın, mekânın, kişinin önemi, anlamı yok. Geleceğe dair korkular, beklentiler de sembolize edilmiş
olabilir, geçmişte yaşananlar da. Dedik ya çok karmaşık. Bu manada psikanaliz öncüsü olan Sigmund Freud ve psikiyatr Carl Jung’un görüşleri dikkat çekici. Freud’a göre rüyalar bastırılmış istekleri sembolize ediyordu. Carl Jung’a göre ise rüyalar, ne kadar anlaşılması güç simgelerle yüklü olsa da, tıpkı şiir gibi insanın duygu ve düşüncelerinin en doğal dışavurumuydu; çünkü şiirin özü de böyle bir simgeler diline dayanıyordu.
Vücut değişen iç ve dış koşullara kendini nasıl uyarlıyorsa, zihnin de böyle bir uyarlama mekanizması vardır.
Kanın kimyasal bileşimindeki dengenin bozulması gibi, zihindeki bilinç düzeyinin de dengesi bozulabilirdi; bu durumda dengeyi yeniden kurma görevi belki de rüyalara düşüyordur.
Yine bazı bilimcilerin görüşüne göre, rüyalar biyolojik bir bilgi işlem yöntemidir. Gün boyunca her insan başa çıkamayacağı kadar çok sayıda izlenim ve olayla karşılaşır. Belki
de rüyalar bu izlenim ve olayları tek tek tarayıp, önemli olanları önemsiz olanlardan ya da unutulması gerekenlerden ayırmanın yoludur.
Dedik ya; kavram karmaşık, kavrama ilişkin görüşler daha da karmaşık. Bize göre ise bizler ne rüya da gördüklerimizi
önemsizleştirelim ne de onlara yanlış anlamlar vererek yaşamımızı belirleyelim. Sizin gördüğünüz en son rüya nasıldı?
|