|
Ne istiyorsun?
Eğer uyanıksan, gözlerin görüyorsa, nefes alabiliyorsan, hissedebiliyorsan, düşünüyorsan, hayal kuruyorsan... bu soruyu kendine sormalısın. Öyle kendini kandırarak
değil, doğru bir şekilde sorup cevap bulmalısın/vermelisin.
Ne istiyorsun? Para, iktidar, güç, süs, hemcinsinin en güzelini/güzellerini, araba, yatlar, katlar, şöhret, saltanat, en leziz yiyecekler, içecekler, giysiler...
akla gelebilecek ve gelmeyecek ne varsa güzel diye bilinen. Gerçekten bunaları mı istiyorsun? Etrafında bunlara sahip insanlar var mı? Ya da bunların az bir kısmına sahip ama senin gıpta ile baktığın. Var mı? Bütün bunları niye istiyorsun? Neden
bunlara gereksinim duyuyorsun? Yaşamını bunlara ulaşmak için çalışmakla mı geçiriyorsun? Ne kadarına ulaşabildin? Diyelim ki; bütün bu “en”lere ulaştın. Peki sonuç ne olacak. En önemli soru bu değil mi?
Sonunda ne olacak?
Yoksa sen şu klasik diyebileceğimiz soysuzluğu mu kendine şiar edinmişsin: “Ne kadar çok yersem o kadar iyidir, ne kadar maddi anlamda refah içinde yaşarsam
kârdır.” Böyle mi yaşama bakışın, anlam verişin? Hiç bir etik kural tanımamak, her şeyi kendi çıkarı doğrultusunda kullanmak, dünyayı sadece yemek içmekten ibaret görmek, iyi niyeti, samimiyeti, doğruluğu
kullanmak, bu değerlerle alay etmek... Bunlar mı senin prensiplerin? Şöhrete, maddi güce, saltanata, iktidara giden yolda bütün bunlar gerekli. Sen bütün aşağılıkları yaptın ve amacına ulaştın diyelim. Peki o zaman
mutlu olacak mısın? O zaman şimdiki sen ile o zamanki sen arasında ne gibi farklar olacak. Sen, sen olarak kalabilecek misin? Neden? Ne için bunca değeri kirletiyorsun?
Şimdi bu noktada bazıları diyecek ki; “başkaları yapıp ediyor ve bizleri eziyorlar. Biz de yapmalıyız.” Biz böyle bir gerekçeyi kabul etmiyoruz.
Değerleri kirletiyor diye birileri, bizler de onlar gibi olmak zorunda değiliz. Hiç bir gerekçenin arkasına saklanmadan özünü meydana koymalı insan. Yığınla kendince haklı gerekçe bulabilir. Fakat bulunan
gerekçeler, nedenler sonuç gerçeğini değiştirmeye yetmez.
Başlıkta sorduğumuz soruyu tekrar sorup sonucu bağlayalım. Ne istiyorsun? Bir kere daha durup düşünmelisin. Geçmişi gözden geçirip, olumlu olumsuz yanlarını açığa
çıkartıp, geleceğini bu sonuçlar ışığında kurmalısın. Buradaki “sın” ve benzer emir ekleri sadece yazınsal olarak görülmeli. Yani bazı kimselerin kendilerine emir veriyormuşuz gibi yanlış bir sonuca
varmaları üzücü olur. Bizler kendimizce bir tespit yapıyor ve bu
tespit ışığında bir davet sunuyoruz. Daveti değerlendirip değerlendirmemek kişinin özgür iradesine bağlıdır. Görüldüğü gibi hep yanlış anlaşıldığımız için, hiç anlaşılmadığımız için sürekli bir takım açıklamaları
sıkıcı olmak pahasına da olsa yapmak durumunda kalıyoruz. Ne istediklerini bilen ama yine de eksiklerini gidermek isteyen dostların anlayışına teşekkür ediyoruz. Ne istediğini bilen dostlara teşekkür ederken, ne
istediğini, nasıl bir yaşam sahibi olduğunu, olmak istediğini bilmeyen dostlarımıza da duyarlı olmalarını öneriyoruz. Sen hangi dostlardansın???
|