|
Kazım Balaban
ALEVİLİKTE TEMEL İNANÇLAR :
ALEVİLİK NEDİR? Alevilik, İslamdır. Hakk-Muhammed-Ali yolunun Kırklar Meclisinde olgunlaştığı ve Oniki İmamlarla devam eden;İmam Cafer-i
Sadık’ın akıl ölçüsünü rehber olarak alan, Horasan
erenlerinin himmetleriyle Anadolu’ya gelen Hazret-i Pîr’le ve ulu ozanlarımızın nefesleriyle hayat bulan inancın adıdır. Alevilik inancı, hayatın amacını insanın ham ervahlıktan çıkarak insan-ı kâmil olup özüne dönmek olarak tanımlar. Bunun için de;
Mürşid, Pîr ve Rehber huzurunda ikrar verilerek 4 Kapı 40 Makam aşamasından geçilir. İnancımızın uygulandığı mekân cemevidir."
MUSAHİPLİK:Hz. Muhammed ve Hz. Ali tarafından Medine/Rıza Şehrinde 622 yılında Hicret sonrası oluşturulan Musahiplik, süreç içinde 6. İmam, Cafer-i
Sadık tarafından, bunun İkrar ve biçimleri yeniden dizayn edilerek, Buyruk adlı kitaba alınmıştır. “Ölmeden önce ölünüz. Mahşer olmadan hesabınızı
görünüz. Ama nasıl olmalı dersen; yani sizler hırsınızı, nefsinizi öldürün. Yani musahip tutup, onunla sırat-i mustakim üzere yola gidip malı mala, canıcana katıp
, birbirine teslim olup yılda bir kez Peygamber vekili,Cebrail Hak vekili Pir’in yamacına geçtiğinde, ………… İmdi malum oldur ki, her kişi kendi akran
ve emsali ve münasibiyle musahib olmak erkândır… Ve alim cahil ile musahip olmak erkan değildir; alim şahindir, cahil kargadır
. Zalim ile mazlum da musahip olmak da… İmdizalim kurttur, mazlum koyundur… Sipahi ilerençber musahip tutmak erkân değildir. Zira sipahi kurttur, rençber koyundur
. Ehl-i sanatlar ile avareler, evli ile bekarlar, mürşidile talip musahip olmak erkân değildir. Veyiğitlerle
kocalara (çok yaşlılara) erkân değildir birlikte musahüb olmak; kocalar kıştır,yiğitler bahardır… İmdi malum oldur ki, her kişi kendiakranı ve emsaliyle
musahip olmazsa tuttukları ikrarfasihtir ve hayırları kabul değildir.” (231)
Kurani Kerim’de Musahiplik için ’’Muhacir ve Ensar'dan İslâm'a ilk önce girenlerin (232) başta gelenleri ve iyi amellerle
onların ardınca gidenler var ya, işte Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah'dan razı oldular ve onlara, altlarında ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedi kalacaklar. İşte büyük ve muhteşem
kurtuluş budur’’ (233)
Alevilik,4 Kapı 40 Makam gözü ile yaşama bakar.İlk Kapı olan Şeriat
kapısı ile İslam dininde yola girilir. Şimdi Musahipliğin oluştuğu şartlara şöyle bir göz atalım. Hz. Muhammed, toplam sayıları 93
olduğu sanılan ve içinde kadınlarla kölelerin de bulunduğu bir topluluk ile beraberNisan – 16 Temmuz 622
arası Mekke’den Medine’ye (Yesrib) göç ediyor. Medine’de o sıralar çoğu da bir birleri ile kavgalı olan yaklaşık 200 kabile ve pek çok farklı
inançtan insanlar bir arada yaşıyorlar. Hz. Muhammed orada ilk önce 2 önemli girişime önderlik ediyor.
1- Rıza / Medine şehri vesikası ile toplumsal mutabakat hazırlıyor. Bu anlaşma ile (Bakınız kitapta bulunan Medine /
Rıza şehri anlaşması bölümü) hem İslam olanlarla bir arada ortak hukukun oluşturulmasına, hem de bu hukuk içinde kapı / komşu hakkı gibi sosyal ilişki ağının mantığını oluşturuyor.
2- İslam dinini benimseyen ancak, sosyal konumları farklı
olan insanların, özellikle göç edip Medine’ye yeni gelenlerle, yerleşik olanların aralarındaki farklılıklarınasgariye indirilmesinin alt yapısını, Yani Musahiplik müessesesini oluşturuyor.
Medine’de yaşayanlar İslamı kısa süre önce benimsedikleri için henüz İslama yönelik sorumlulukları fazla oluşmamış. Peygamber, İslama inanıp yola girmenin ilk koşulu olarak
Musahipliği başlatıyor. Bu açıdan 4 Kapı 40 Makamınilk Kapısı olan Şeriat
Kapısında Musahiplik içinNİYET edilir. Kuran’da bu konuda Musahip tutmak için, şartları müsait olmayanlara, onların Niyet
haline gelmesine yardımcı olunması ve içlerinde niyet olmasına rağmen, niyetini uygulamaya koymayanlarınsorumluluklarının olmadığı (234) vurgulanmaktadır. , Bu Kapının gerekleri olan 10 Makamın
gerekleri yerine getirildikten sonra bir sonraki Kapıya (Tarikat) gelinir ve orada Niyetler icra edilmeye başlanır. İmam Cafer-i Sadık’ın Buyruk’ta
işlediği temel ilkeler uygun ise, Musahipler burada bir Mürşit huzurunda 4 Can bir Gömleğe girerek Tarikat altına
girmiş olurlar. Tarikat altına henüz girmemiş Musahiplerin daha önceki uygulama ve ilişkileri bir Niyet’ten öte değildir. Ancak Tarikat altına girildikten sonra Musahiplik İkrarı
verilmiş olur. Burada Musahiplerin her biri diğerinin tüm sorumluluklarına, artı ve eksilerine ortaktır.
Artık Musahipler yaşamın her alanında bir birlerinden sorumludurlar. 2 Erkek ve 2 Bayan Musahip artık tekCandırlar. Aralarında (namus hariç) hiç bir ayrımcılık
olmamaktadır. Biri, diğerinin iyi ve kötü gününde, acısında, sevincinde, kederinde, başarısında, suçunda, kazancında, zararında, cenazesinde… ve her şeyinde ortaktır. Musahip artık öz kardeşten ileridir.
Kuran’da bu konuda Musahip olanlara Mümin (İyi İnsan) denir ve Allah katında takdir (235) edildiği belirtilir. Musahiplik İkrarında (Tarikat),
İmam Cafer Buyruğunda belirtildiği gibi, Musahiplerin akrabadan (Baba/Anne/ kardeş/ evlat) daha yakın olduğu (236) belirtilmiştir. Alevilerin 7 Ulu Ozanlarından olan Şah Hatayii
bir beytindeMusahiplik ile ilgili şöyle diyor.
Dinim içinde imanımdır Musahip Gönül tahtında sultandır musahip Yolumuz incedir varabilene Sefil gönlünde mihmandır
Musahip Yola eğri giden menzile varmaz Sülük içinde erkândır Musahip Musahip yol varandır ey Hatayi Muhibb-i hanedanımdır Musahip Alevilikte, Tarikat kapısında
4 Canın bir olup tek Gömleğegirmesi, adına “ikrar verip nasip alma, yani Musahip tutma” töreni ile olur. Bu ayinde, 4.Kapı olan Hakikat Kapısı
söylemleri hedef alınarak “miraçlama” nefesleri okunur. Alevi inancında Tarikat altına giren, yani inancın uygulanması aşaması olan Cemlerde kadın- erkek ayrımı yapılmaz ve hepsine
tek nazarla bakılır. Burada herkes nefsinden uzaklaşır ve rızalık alınarak BİZ olurlar. Orada herkes eşit statüdedir ve sosyal konumu ne olursa olsun bir diğeri ile aynıdır.
Alevilik inancın dışında sosyal yaşamda da taraflara olağanüstü yaptırım ve bütünlük sağlamıştır. Bir birleri ile Musahip olanların kardeşleri de birer kardeş sayılmış, Anne ve babaları,
yakın akrabaları Musahiplik ile bir birlerine kenetlenmişlerdir. Ailede var olan tüm erkeklerin
birer Musahiplerinin olduğunu düşünecek olursak çok sayıda aile ile olağanüstü yakınlık ve dostluk (İkrarlık) kurulmuş ve aileye ciddi bir moral desteği sağlanmıştır. Buyruk’ta
musahip tutmanın önemi, koşulları kazanımları için şöyle denmektedir. “Sufi musahip olmak erkân-i kadimdir… Her can musahip ola. Nemaldan, ne candan ve ne de haldan birbirindensaklısı gizlisi olmaya ki, iki cihanda yüzleri ak, sözleri saf ola… Bir talip musahipinden malını men eylese
munafıktır, hayırları kabul olmaz. Musahipin evine musahipteklif ile varmak ve malın teklif ile yimek erkân değildir. Musahip musahipin kardeşidir. Ve musahip musahipe teslim olmazsa musahip
değildir. Musahip ehli arasında birlik gerek, ikilik gerekmez. Ben–sen demeyi ortadan kaldırıp, bir dilden ötüp ve dört kapıda
kamil olur. Tarikat ve Hakikat yolunda bir olmazlarsa Musahip olamazlar ve ikrarları caiz olmaz.” (237) Pir Sultan Abdal, Buyruk’tan esinlenerek bir nefesinde şöyle der. Musahip
musahipe demezse beli Ona şefaat etmez Muhammed Ali Dünyada ahrette eğridir yolu Söyleyen Muhammde dinleyen Ali Musahip musahiple nice bozula Sakın defterine lanet yazıla Balı sönmüş arı
gibi sızıla Söyleyen Muhammed izleyen Ali Musahip musahipden malın ayıra Şahı Merdan durağını duyura Yedi tamu narın ona buyura Söyleyen Muhammed dinleyen Ali Musah(i)bine kim söylese
kem sözü Cehennem kelpinden karadır yüzü Dünyada ahrette eğridir yüzü Söyleyen Muhammed dinleyen Ali Musahiple bozulan Hakka kanlıdır Atayla bozulan peygamberle kinlidir Mihmanla bozulan
yedi dinlidir Söyleyen Muhammed dinleyen Ali Hak da bir kuluna eylese nazar Kalem divit neyler kendisi yazar Abdal Pir Sultan’ım güherler düzer Söyleyen Muhammed dinleyen Ali
KURAN’da MUSAHİPLİK İLE İLGİLİ BAZI AYETLER
· “(Resûlüm! Onlara) de ki: Size bir tek öğüt vereceğim: Allah için ikişer ikişer ve teker teker ayağa
kalkın, sonra da düşünün! Arkadaşınızda hiçbir delilik yoktur! O ancak şiddetli bir azap gelip çatmadan evvel sizi uyaran bir peygamberdir’’ (Sebe : 46),
· Yeminlerinizin “akid ile) bağladığı kimselere de kendipaylarınıverin...” (Nisa : 33),
· İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barındıran ve yardım edenler var ya, işte
gerçek müminler onlardır. Onlar içinmağfiret ve bol rızık vardır. ‘’Daha sonradan hicret edip sizinle beraber savaşa katılanlar da sizdendirler. Bir de akraba (musahip
) olanlar, Allah'ın kitabına göre, birbirlerine daha yakındırlar. Şüphe yok ki, Allah her şeyi bilir. (Enfal : 74, 75),
· İslâm dinine girme hususunda)öne geçen ilk muhacirler ve ensar
ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardanrazı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî
kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur. (Tevbe : 100),.
· Andolsun ki Allah, müslümanlardan bir gurubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zamanında ona uyan
muhacirlerle ensarı affetti. Sonra da onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir.(Tevbe : 117),
· Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç
edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruretiçinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden
korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.(Hasr : 9),
Peygamber efendimiz, Muhacirlerle Ensarı birbirleriyle kardeş yapmıştı. Hz. Ali ‘’Ya Resulallah, Eshâb-ı kirâmı birbirleriyle kardeş yaptın. Beni kimseyle kardeş
yapmadın’’dedi. Resulullah buyurdular: ‘’Ya Ali, sen benim dünya ve ahirette kardeşimsin.’’ (Hadis bilgini Tirmizi)
ÜÇLER : Hakk, Muhammed Ali’dir. Başka bir deyimle
Allah, Hz. Peygamber veŞah-i Merdan Ali’dir.
BEŞLER : Ehli Beyt’tir. Hz. Muhammed’in ailesi anlamına gelir. 1- Hz. Muhammed, 2- İmam Ali, 3- Ana Fatma, 4- İmam Hasan ve 5- İmam
Hüseyin olmak üzere toplam 5 kişidirler.
14 MASUM PAKLAR : Masum-u Pak sözcüğü, günahtanarınmış ve duru anlamına gelir. Alevi /Bektaşiler,isim ve şehadetleri(238)aşağıda
yazılı olan 14 masum çocuğugülbenk ve deyişlerinde hürmetle sıkça anarak onları inancın bir parçası olarak görürler.
1. Muhammed Ekber :Hz. Ali’nin oğludur. Henüz 40 günlük iken Hz. Ali’yi,Ebubekir’e
biat ettirmek için evine baskın düzenleyen Ömer’in adamı olan Tahir tarafından kapı Hz. Fatma’nın üzerine devrilir. Bu esnadaFatma Ana’nın
kucağında bulunan Ekber kapı altında ezilerek şehit olur.
2. Abdullah :Hz. Hasan’ın oğludur. 7
yaşında iken Muaviye’nin adamlarından Talha bin Amir tarafından şehit edilir. Kabri Bekaa’dadır.
3. Abdullah : Hz. Hüseyin’in oğludur. 2
yaşında iken Kerbela’da Erzak Dımışki tarafından şehit edilir.
4. Kasım :Hz. Hüseyin’in oğludur.3
yaşında Kerbela’da Hezime Kahl tarafından şehit edilir.
5. Ali Asgar :Kerbela’da babası Hz. Hüseyin
tarafından su verilmesi için Yezid’in askerlerine gösterilir. Bu esnada İbni Sadi’nin emriyle Abid oğlu Erzak veya Harmele adında bir okçu tarafından şehit edilir.
6. Kasım :Zeynel Abidin’in oğludur.
3yaşında YezidSenan oğlu Adap veya Bekir İbni Ur adlı kişi tarafından şehit edilmiştir. Kabri Irak / Basra’dadır.
7. Ali Eftan (veya Eftar) : İmam Muhammed Bakır’ın oğludur. 6 yaşında Mahd oğluDimiski
adlı kişi tarafından şehit edilir. Kabri Kabri Safa’dadır.
8. Abdullah :İmam Cafer-i Sadık’ın oğludur. 3 yaşında
İbni Mercan veya Halife huzurunda Mahmut Küfi Lain tarafından şehit edilir. Kabri Irak / Bağdat’tadır.
9. Yahya el Hadi :İmamCaferSadık’ın oğludur. 3 yaşında Abbasi
Halifesinin huzurunda, veya bir rivayete göre de Bestami le Damgan arasında Üryan adlı kişi tarafından şehit edilmiştir.
10. Salih :İmam Musa-i Kazım’ın oğludur. 4
yaşında Abdullah oğlu Osman adlı kişi tarafından şehit edilir. Kabri İran / Şiraz’dadır.
11. Tayyip :İmam Musa-i Kazım’ın oğludur. 7
yaşında Yusuf oğlu İbrahim oğlu Ahmed Damiski adlı kişi tarafından şehit edilir.
12. Cafer Tahir : İmam Muhammed Taki’nin oğludur. 4 yaşında Yusuf oğlu İbrahim oğlu Ahmet Damiska
tarafından şehit edilir. Kabri İran / Kum kenti Masume yanındadır.
13. Cafer :İmam Hasan Askeri’nin veya İmam Ali
Naki’nin oğludur. 1 yaşında Lain adlı kişi tarafından şehit edilir. Kabri Rayde’dedir.
14. Kasım :İmam Muhammed Taki veya Naki
, başka bir rivayete göre de İmam Hasan Askeri’nin oğludur. Bir veya 3 yaşında Lain adlı kişi veya Mansur oğlu İbrahim Dimiski
tarafından şehid edilir. Kabri Rayde’dedir.
ONYEDİ KEMERBEST : (239)
Alevi / Bektaşilerce Kutsal bilinen, dualarda ve Gülbenk’lerde anılan 17 Ulu kişidirler. Adları şöyledir :
1. Selman – ı Farisi : Uzun yıllar yaşamış ve eceliyle Hakk’a yürümüştür.
2. Muhammed Bin Ebu Bekir : Muaviye Bin Medih tarafından şehit edilmiştir.
3. Malik-i Ejder :
Hz. Ali’nin Mısır’a tayin ettiği Vali’dir. Muaviye’nin gönderdiği zehirli bal ile konuk olduğu evin sahibi tarafından zehirlenerek öldürülmüştür.
4. Ammar Bin Yaser : Sıffeyn savaşında şehit olmuştur.
5. Veys’el – Karani : Sıffeyn savaşında şehit olmuştur.
6. Ebu Zer Gıfari : Halife Osman tarafından sürgün edilmiş, sürgünde ölmüştür.
7. Huzeyme Bin Haris : Sıffeyn savaşında şehit olmuştur.
8. Abdullah Bin Bedi-i Hazai : Sıffın savaşında şehit olmuştur.
9. Abdullah Bin Adil Haris : Sıffeyn savaşında şehit olmuştur.
10. Ebu Heyşemu’t – Tihani : Sıffeyn savaşında şehit olmuştur.
11. Haşim Bin Utbe Bin Ebi Vakkas : Sıffın savaşında şehit olmuştur.
12. Muhammed Bin Ebi Huzeyfe : Hz. Ali tarafından Mısır’da görevlendirilmiştir. Şam’ da bir ihbar üzerine yakalanmış ve şehit edilmiştir.
13. Kamber Ali Sultan : Emevi komutan Haccac-ı Zalim tarafından şehit edilmiştir.
14. Mürtefi Bin Vezza : Sıffeyn savaşında şehit olmuştur.
15. Sa’d Bin Kays – ı Hamedani : Sıffın savaşında şehit olmuştur.
16. Abdullah Bin Abbas : Din yorumcularının Piri olduğuna inanılır. Nerede ve nasıl öldüğü bilinmemektedir.
17. Haris-i Şeybani : Sıffeyn savaşında şehit olmuştur.
YEDİ ULU OZAN : (240)
Yedi Ulu ozan, Alevi /Bektaşi inancında Ulu görülen büyük şairleridir. Alevi Cemlerinde bu ozanların EhliBeyt,Kerbela ve 12
İmamlar hakkında dile getirdikleri nefesleri / deyişleri okunur. Bu yapıtlarda Alevi inancının öğretileri, ilkeleri, inançları işlenir. Saz veya bağlama
ile okunan bu deyişlere Aleviler arasındaTelli Kuran’ın ayetleri denir. Bu Ozanların Yüzyıllar önce yazdıkları, halk tarafından benimsendiği ve söylendiği için sürekli güncelleşmiş
ve her devirde anlaşılır dille okunmuştur. Halk bu beyitlerde kendini ve kendi inancını bulmuştur. Yüzyıllarca yazılı Kültürden kopuk yaşayan Aleviler, Halk Ozanlarının ve genellikle
7 Ulu Ozanın deyişleri ile inançlarını yeni nesillere aktarmaktadır. Örneğin :
Varma Yezid’in yanına,
Kokusu siner tenine,
Lanet Yezid’in şanına
Nur Muhammed Ali’nindir.
Denirken, bu şiirde hem Muaviye’nin oğlu Yezid kast edilmekte, hem Yezid ismi şahsında kötülerden, zalimlerden
uzak durulmanın gereği vurgulanmaktadır. Keza ’’Kokusu siner tenine’’ sözcüğü ile böyle insanlarla dost olmanın iyi sonuç getirmeyeceği, esas muhabbetin Muhammed Ali
taraftarlarında olduğu anlatılmaya çalışılır.
Şimdi 7 Ulu Ozanı kısaca tanıyalım:
SEYYİD İMADETTİN NESİMİ :Alevi inancında 7 Ulu Ozandan biri olan
Seyyid Nesimi, Irak / Bağdat’ ın Nesim kasabasında yetişmiş, Diyarbakır yöresine yerleşen Azeri asıllı Türkmen’lerdendir. Halep’te, asıl adı Ebu Abdullah Hüseyin bin
Mansur el Beyzavi el Hallac olan Alevi / Bektaşi literatüründe genellikle Hallacı Mansur ismi ile anılan zatın (Enel – Hak
/ Vahdet- i Vücud -/-Tanrı ile varlığın bütünleşmesi) felsefesini dile getirdiği için derisi yüzülerek1417 yılında Halepte
şehit edilmiştir. (Bazı tarihler ise bu şehadetin 1403 yılı olduğunu yazarlar)(Hallacı Mansur Hicri 244 / Miladi 858 yılında Beyza yakınlarında bir kasaba olan Tur’da doğmuştur.
26 Mart922 de Abbasi Halifesi Muktedir’in emri ile Bağdat’ta asılarak, uzuvları kesilerek işkence ile öldürülmüştür. Hallacı Mansur’un babası Müslüman, dedesi ise Mezdek
inancındandır. Hallac-ı Mansur bazende Muhammed bin Ahmet el-Farisi adını kullanmıştır)
ŞAH İSMAİL HATAYİ : Alevi inancında 7 Ulu Ozandan biri olan
Şah İsmail Hatayi, Azeri asıllı Türkmen’dir. Babası Şeyh Haydar, anası Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ ın kızı Alemşah Halime Begüm Sultan’
dır. 1487 yılında Güney Azerbaycan’ ın Erdebil kentinde doğmuştur. Alevilerinin Cemlerinde deyişleri en çok okunan7 Ulu Ozandan biridir. Şah İsmail Hatayi, 1500 yılında Erzincan’nın
Sarıkaya Yaylasında, SeyyidOcakları mensubu Dedeler ile Türkmen aşiret ve oba beylerinin katıldığı büyük Türkmen kurultayına başkanlık etmiş ve 9 Eylül 1502
tarihinde de Tebriz’de “Safevi Türkmen Kızılbaş Devletini” kurmuştur. Osmanlı padişahı Yavuz’ la 19 Mart 1514’ te yaptığıÇaldıran Savaşını kaybetmiş, 1524
‘ te 37 yaşında iken Azebaycan’ da Hakk’a yürümüştür. Kabri Erdebil’ dir.
FUZULİ : Alevi inancında 7 Ulu Ozandan biri olan
Fuzuli’nin asıl adı Mehmet’tir. 1504’ te Kerkük te doğmuştur, Kerkük’te Bayat Türkmen boyunun Karyağdı
soyundan gelmektedir. Kitaplar, Fuzuli’ nin en büyük dileğinin uzun yıllar başında beklediği ve gönüllübekçilik yaptığı, Hz. Hüseyin’in kabrinin bulunduğu Kerbela’da
ölmek olduğunu ve bunuvasiyetinde belirttiği için, veba hastalığı salgını sırasında Hakka yürüdükten sonra naaşının orada kaldırıldığını yazarlar. Fuzuli’ nin en önemli yapıtıKerbela
olayını da anlatan “Hadikat’üs - Süeda” (Saadete Erenlerin Bahçesi) adını taşıyan çalışmasıdır.
YEMİNİ :Alevi inancında 7 Ulu Ozandan biri olan ve asıl adı
Fazıl oğlu Mehmet olan Yemini, 15. yüzyılın sonu ile 16. yüzyılın ilk yarısındaTuna Irmağı bölgesinde yaşadı. 1519’da yazdığı ve Alevilerce
kutsal kabul edilen, Hz. Ali’ ninmitolojik yaşamını konu edinen “Faziletname” (Erdem kitabı) adındaki 7300 beyitten oluşan manzum bir eseri bulunmaktadır. Bir erdem
kitabı olan bu kitap,Hz. Ali’nin yaşamının, ehlibeyt ve Hz. Ali sevgisinin yoğun bir biçimde işlendiği temel yapıtlarından biridir.
VİRANİ :Alevi inancında 7 Ulu Ozandan biri olanVirani, 16
. Yüzyılda Eğriboz adasında doğmuştur. Hurufiliği benimsemiş bir Bektaşi ozanıdır. Bir süre Necef’te Hz. Ali’nin türbesindetürbedarlık
yapmıştır. Virani, Balkanlarda Demir Babadan babalık icazeti almış, Hz. Ali’ ye olan aşkını dile getiren çok sayıda şiir yazmıştır. Virani’ ye göre “
Evrende ve bütün nesnel varlıklardagörünen” Hz. Ali’ dir.
PİR SULTAN ABDAL :Alevi inancında 7 Ulu Ozandan biri olan
Pir Sultan Abdal, 15. YY’da yaşamıştır. Asıl adı Haydar olan Pir Sultan Abdal’ın Sivas’ ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde yaşadığı sanılmaktadır. Yaşam öyküsü
Alevi / Bektaşi toplumunun deyiş ve söylencelerine dayanır.Osmanlı imparatorluğuna karşı Safevi TürkKızılbaş Devletini savunan Pir Sultan, döneminin toplumsal sorunlarını kendisine
konu edinmiş, deyiş ve şiirleri ile halkı bu uğurda motive etmiş ve ileri düzeyde etkilemiştir.
KUL HİMMET : Alevi inancında 7 Ulu Ozandan biri olan
Kul Himmet, Tokat / Almus ilçesi / Varsıl köyündendir. 16. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamıştır. Bütün nefeslerinde Hz. Ali, 12 İmamlar ve Hacı Bektaş Veli’
yi büyük bir içtenlikle anlatır. Ölüm ve doğum Kul Himmet’ in nefesleri Alevi
Cemlerinin vazgeçilmez nefesleri arasındadır. İyi bir tekke eğitimi gören Kul Himmet in, Pir Sultan Abdal’a bağlı olduğu, onun çevresinde yetiştiği, onun müridi
olup onu izlediği şiirlerinden açıkça anlaşılmaktadır.
KAYGUSUZ ABDAL : Anadolunun bazı yörelerinde adı 7 Ulu Ozandan biri olarak anılan
KaygusuzAbdal’ın asıl adı Alâeddin Gaybî’dir. Padişah II. Murat (1421-1451) döneminde ve 1341-1444 yılları arasında yaşadığı, babasının Alaiye (Alanya) Beyi
Hüsameddin Mahmud
olduğu söylenr. Doğduğu ve öldüğü yer ve yıl kesin olarak bilinmiyor. Abdal Musa’nın, Elmalı’daki dervişlerindendir. Uzun yıllar orada hizmet ettikten ve Rumeli’yi gezdikten sonra Mısır’a giderek Kahire’de,
Kasr-ül ayn dergah kurmuştur.
TEVELLA ve TEBERRA : Tevella, Ehli Beyti (Hz. Muhammed ve 12 İmam, 14 Masum Pak ve 17 Kemerbest) ve onlarısevenleri
sevmektir. Teberra ise Ehli Beyt’ e düşman olanlara düşman olmak ve onları lanetle anmaktır. Tevella ve Teberra kavramları Alevilikte son derece önemli
kavramlardır. Bu kavramlar Alevi inancının temel ilkelerindendir.
KIRKLAR MECLİSİ : Alevi / Bektaşi inancında 40 Ulu kişiden
oluştuğuna inanılan meclistir. Bu 40 kişinin arasında Hz. Ali, Hz. Fatıma, Selman Farisi
gibi önder kişilikler vardır. Sünni İslam anlayışında hiç söz edilmeyen Kırklar Meclisi, Alevi inancında çok önemlidir. Kırklar Meclisinin başkanı Hz. Ali’dir. Anlaşıldığı kadarıyla “Ashab-ı Suffa“nın temelini oluşturduğu bu meclis, İslam öğretisinin öğrenildiği bir kutsal kurumdur.
Alevi / Bektaşi inancındaki temel ibadet biçimi olan Cem ayininin ve bu ayinin en önemli unsuru olan semahın kaynağı Kırklar Meclisidir. Diğer bir ifadeyle ilk Cem ayini Kırklar Meclisini oluşturan bu 40 Ulu kişi ve Hz. Muhammed tarafından icra edilmiş, ilk
Semah da bu Cemde dönülmüştür. Hz. Muhammed’in bu meclise Miraç dönüşü katılması Alevi Cem ve deyişlerinde işlenmiştir. Bu nefeslere “Miraçname “ ya da “ Miraçlama
“ denilmektedir. Alevi inancının teolojik kökenini oluşturan Kırklar Meclisinin
tarihte 621 yılına uzandığına inanılır. Cem’lerde okunan Miraçlama deyişi bu konuyu da kapsayacak şekilde Şah Hatayi tarafından bestelenmiştir.
MİRAÇLAMA
Geldi Cebrail buyurdu
Hak Muhammed Mustafa’ya
Hak seni Mirac’a okur
Dâvete Kadirsin Hüdaya.
Ol emanetim budur Pîr-i Rehber tutasın Daim erkâna yatıban Hem Tarık- i Mustakîme
Muhamed sükuta vardı
Vardı Hakk’ı zikreyledi
Şimdi senden el tutayım (Cemaat el tutuşacak)
Hak buyurdu ve dua.
Cebrail de el tuttu,
Muhammed bel bağladı (Cemaat bel bağlayacak)
İki gönül bir oluben
Hep yürüdüler dergâha.
Vardı Dergâh kapısına
Gördü orda bir arslan yatar
Arslan anda hamle kıldı
Korktu Muhammed Mustafa
Buyurdu Sırr-ı Kâinat
Korkma Yâ Habibim dedi
Hatemi ağzına ver ki
Arslan ister bir nişane.
Hatemi ağzına verdi
Arslan orda oldu sakin
Muhammed’e yol veruben
Arslan gitti nihane.
Vardı Hakk’ı tavaf etti
Evvâla bunu söyledi
Ne çetin şirin varmış
Hayli cevreyledi bize.
Gördü bir biçare derviş
Hemen yutmak diledi
Ali yanımda olaydı
Dayanırdım ol Şahıma.
Gel benim sırr-ı devletlim
Sana tabiyim ey Habibim
Eğiliben secde kıldı
Eşiğine Kıblegâha.
Kudretten üç hon geldi
Sütü elma baldan aldı
Muhammed destini sundu
Nuş eyledi Emrullaha.
Doksan bin kelam danıştı
İki gönül dost dostuna
Tevhidi armağan aldı
Yeryüzünde ki insana.
Muhammed ayağa kalktı (Tüm cemaat ayağa kalkar)
Hep ümmetini diledi
Ümmetine rahmet olsun (Üç kere tekrar edilir)
Anda ağladı Kibriya.
Eğiliben secde kıldı (Secde kılınacak)
Hoşkal Sultanım dedi
Kalkıp evine giderken
Yol uğrattı Kırklara. (bu dörtlük iki kere okunacak)
Vardı Kırklar makamına
Oturuben oldu sakin (Edeb - Erkân oturulacak)
Cümlesine secde kıldı (Secde kılınacak)
Eşiğine Kıblegâha.
Muhammed sürdü yüzünü (Secde kılınacak)
Hakka teslim etti özünü
Cebrail getirdi üzümü
Hasan Hüseyin ol Şaha.
Canım size kimler derler
Şahım bize Kırklar derler
Cümleden ulu yolumuz
Eldedir külli varımız.
Madem size Kırklar derler
Nedendir eksik biriniz
Selman Şeydallaha gitti
Ondandır eksik birimiz
Cümleden ulu yolumuz
Eldedir külli varımız
Birimize neşter vursan
Bir yere akar kanımız.
Selman Şeydullahtan geldi
Hü deyip içeri girdi
Bir üzüm tanesini koydu
Selmanın keşkullahına.
Kudretten bir el geldi
Ezdi bir engür eyledi
Hatemi o elde gördü
Uğradı bir müşkül hale. (Semaha kalkılır)
Ol şerbetten biri içti
Cümlesi de oldu hayran
Mümin müslüm üryan büryan
Hep girdiler Semaha.
Cümlesi de el çırpıben
Dediler ki Allah Allah
Muhammed bile girdi
Kırklar ile Semaha.
Muhammed’im coşa geldi
Tacı başından düştü
Kemeri kırk pare oldu
Hepsi Sardı Kırklara.
Muhabbetler galip oldu
Yol erkân yerini aldı
Muhammed’e yol göründü
Hatırları oldu sefa.
Muhammed evine gitti
Ali Hakkı tavaf etti
Hatemi önüne koydu
Dedi saddaksın Yâ Ali!
Evveli sen ahırı sen
Zahiri sen batını sen
Cümle sırlar sana ayan
Dedi Şah-ı Evliya
Şah Hatayi’mvakıf oldum
Ben bu sırrın ötesine
Hakkı inandıramadım
Özü çürük ervaha
DÜŞKÜNLÜK : Alevi / Bektaşi inancının yasaklarını yapan, edebin, ahlakın dışına çıkan insana veya tplum tarafından benimsenmeyen ağır suç ve ahlak
kuralllarını iklal edene DÜŞKÜN denir. Düşkün insan yaptırımsal çeşitli cezalara çarptırılır. Kişi düşkün ilan edilmeden önce genellikle, Rehber veya Mürşid
tarafından uyarılır. Uyarılara rağmen bir düzelme yoksa kişiye Mürşidinin onayı ile Düşkünlük cezası verilir. Düşkünlere verilen cezalar yöreden yöreye farklılık arzetmektedir. Suçun ağırlığına göre ceza süresiz olabileceği gibi belli bir süre
dahilinde de olabilir. Düşkünlere verilen cezaların en ağırı toplum tarafından dışlanmaktır. Düşküneselam verilmez, onunla konuşulup görüşülmez, alış veriş yapılmaz, kız
alıp kız verilmez, komşuluk ilişkileri sınırlandırılır ve törenlere alınmaz.
Düşkünlük bir türlü otokontrol mekanizması gibi işlediği ve kişiye verilen izelasyonun ağırlığı nedeniyle Alevi toplumunda çok yüksek bir ahlaki yaşam
egemendir. Adli vakalar yok denecek kadar azdır. Utanç verici bir durum olan Düşkünlük durumunadüşülmemesine dikkat edilir. Düşkün olanların hallerinde düzelme
olduğu zaman, bu ceza geneSeyyitlerin onayı ile kaldırılır. Eski komşuluk ilişkilerine geri dönülür. Düşkünlük cezasının ağırlığı veya kaldırılması toplumsal mutabakatı sıkıntıya sokan hallerde, sorunun çözümünün adresi olarak Erzincan / Kemaliye / Ocak
Köyünde bulunan ve bir adına da Düşkünler Ocağı denilenHıdır Abdal Ocağı gösterilir. Hıdır Abdal Ocağı, Türkiye’nin en eski ve köklü Dergâh/Ocaklarından (241) biridir.
DAR : Dar, herhangi bir Alevinin, saygı duyması gereken kişilere yönelik onların karşısında saygısının açıklanmasını anlatan bir duruş
biçimidir. Örneğin bir Cem’de veya Mürşit huzurunda bir nevi Hazırol biçimi olan
Dar’a durulur. Alevilik, insanı Allah’ın Kabesi saydığından, Dar insana ve onun kişiliğinde, inancına gösterilen birsaygıdır. Dar, genellikle Cem
sırasında icra edilir.
Dört çeşit Dar vardır. Bunlar, Mansur Darı, Nesimi Darı, Fazlı Darı, Fatma Darıdır.
İKRAR : Alevi inancında, Tarikat yoluna girecek kişilerinMürşit’ine yol ile ilgili hükümlülüklereuyacağına dair verdikleri sözdür.
Bu söz ile, bir Mürşit’e bağlanılır ve ona, onun telkinlerine uyulur. Mürşit’de onu erdemle donatır. Kötülüklerden alıkoyar. Tolumuna yararlı bir insan haline getirir. Onu eğitir. Ayrıca onunla
aynı sözü veren kişilere (örneğinMusahibine) karşı sorumluluklarını kabul etmesi anlamına
gelir. İkrar vermek için kişinin, Aleviliğin 4 Kapısından ilki olan Şeriat kapısının Makamları olan 10 kurala uyması gerekir. Mürşüdünün de onu onaylaması gerekir. İkrar, ayrıca bekar değil evlilerin ve
ailelerin da kapsandığı bir ritüeldir (242).
TALİP : Alevilikte 4 Kapı’da yola aday kişiye CAN, yolagiren kişiye de TALİP
denir. Arapçadaki anlamı öğrenci demektir. Talip, başka bir deyim ile, Alevi inancını öğrenmeye çalışan, bu inancın gereklerini yerine getirmek için uğraşan ve bunu yaparken Pir veya Mürşit’inden
yol ile ilgili bilgi toplayan kişiye denir. Henüz yolun gerekleri ile ilgiliöğren(i)ci durumundadır. Bir Talip,
yol ilgili bilgileri alıken ancak Seyyit bir kişinin talibi olabilir. Genelde, Ehli Beyt soyundan olanlara Seyyit, olmayan kişilere talip denir. Ancak Seyyitlik
dönüşümlü bir mekanize olduğu için Seyyit soyundan olanlar başka Seyyitlerin talibi de olabilirler. Talip, bilgi ve görgüsünü, yol ile ilgili sorumluluklarını Pir veya Mürşit’inden
alarak kendini İkrara hazırlar.
GÜLBANK / GÜLBENK :Seyyitlerin, Alevi toplumuna genellikle Cem ayini veya diğer hizmetleri icra esnasında verdiği dualara bu ad verilir. Örnek olarak bir
gülbenk verelim:
“Bismişah. Allah, Allah. Akşamlar hayrola, Hayırlar fethola, Şerler defola, 12 İmamın himmeti üzerimizdehazır ve nazır
ola. Hakk Erenler, Üçlerin,Beşlerin, Yedilerin, 12 İmamların, 14 Masum Pakların, 17 Kemerbestlerin, Kırkların ve gaib
erenlerinin himmeti ile sizleri Ehli Beyt’in didarından ve katarından ayırmaya. Sizi, iftiradan, kem gözden,
haram rızıktan saklaya. Muratlarımız hasıl, niyazlarımız kabul ola. Nur-u Nebi, Kerem - i Ali, Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli, sizi iki cihanda korktuğumuzdan emin, umduğumuza nail eyleye. Dil bizden keremi, Şah-ı
Merdan Ali’den ola. Gerçeğe hû...Mümine ya Ali.
CEM: İslam’ın temel ibadetlerinden biri Cem’aat ile birlikte kılınan ve aynı kökenden gelen CEM’dir. Bu ibadette
kadınlı ve erkekli insanların zaman zaman Tanrı içinrüku etmeleri (öne doğru eğilmeleri), secde etmeleri (yere kapanmaları), dize
gelmeleri ve kıyam etmeleri (ayakta dimdik durmaları) sağlanmaktadır. Cem’deküsülüler barıştırılır, birlikte lokmalar yenilir, Ehli Beyt ve Kerbela
şehitleri hakkında beyitler eşliğinde ağıtlar yakılır, Semah’lar dönülür. Cem ibadetinin kaynağı olarak Aleviler,
Kuran-ı Kerim’de Ali İmran (243), Rum (244) Ayetlerini dayanak gösterirler. Cemlerin çeşitleri vardır. İkrar Cemi, Görgü Cemi, Hızır Cemi, Nevruz Cemi,
Muharrem Cemi, Birlik Cemi, Bayram Cemi (Kurban bayramı bayramlaşması) Musahip Ayini, gibi aralarında kısmi nans farkları vardır.
SEMAH: Alevi inancının temel ibadet biçimi olanCem
törenlerinde icra edilen bir ritüeldir. Semah, cemin ayrılmaz bir parçasıdır. Cem de yapılan 12hizmetten biridir. Cemin belli bir aşamasında Mürşidin işareti ile kadın erkek birlikte bağlama veya saz
eşliğinde dönerek yapılan bir ritüeldir. Semah dönülmesi aslında Tanrı / Doğa ilişkisini anlatır. Yaradan’ın, evrene yerleştirmiş olduğu temel kurallara saygıyı içeren, onukutsal
kabul eden bir kabullenmedir. Semah’ın dönülmesi bir bakıma Güneş sistemi ve onun etrafında dönülenuydu
/gezegenleri yansıtr. Tanrının gücü ve yaratılan mekanizma sistemine uyumu içeren hayranlık biçimidir. Semah, yüce Tanrı’nın zikredilmesidir. Bu zikir sadece dille
yapılan bir zikir değil, tüm bedenle, ruh ve gönülle, olağan üstü bir coşku ve aşkla yapılan bir zikirdir. Hünkar Hacı Bektaş Veli; “ Semah, ariflerin aleti, Muhiplerin ibadeti,
taliplerin maksududur. Hakka ki, semahımz oyun değildir. Tanrısal bir sırdır. Mecazi değildir.” Demektedir.
Semahın kaynağı tıpkı Cem gibi Kırklar Meclisidir. Aleviler ilk semahın Kırklar Meclisinde dönüldüğüne inanır. Hz. Muhammed, Miraç dönüşü (621 yılı) Kırklar
Meclisine uğrar. Selman Farisi, Hz. Muhammed’ e bir üzüm tanesi getirir ve “ Ey yoksulların hizmetçisi ! Bu üzüm tanesini bize paylaştır.” Der. Cebrail bir çanak
getirir ve Hz. Muhammed, onun içinde üzüm tanesini ezip şerbet yapar. Bu şerbet orada bulunan Kırk ulu kişiden birinindudağına
değdiğinde tümü kendinden geçer, Tanrısal bir aşkla esrir. Hep birden ayağa kalkıp “ Ya Allah “ diyerek Semah dönmeye başlarlar. İşte o gün bugündür Erenler
meclisinde, Kuran’da takdir edilen (245) ilahi bir aşkla Semah dönülür.
Semah çıplak ayakla dönülür. Bununla doğallık anlatılmak istenir. Mürşit, Pir, Rehber ve Zakir’in bulunduğu tarafa (Post Makamına) sırt dönülmeden Semah dönülür. Bununla Marifet
ehline sırt çevrilmediği anlatılmak istenir. Semahlar yörelere ve konularına göre çeşitlilik arz eder. Bu çeşitlik ve zenginlik, hem de sürek farklılığı (246) olarak algılar.
SEMAH ÇEŞİTLERİ :
Ali Nur Semahı,
AfyonSemahı,
AlaçamSemahı,
BengiSemahı,
CebrailSemahı,
ÇaprazSemahı,
ÇarkSemahı,
ÇorluSemahı,
Çoban Baba Semahı,
Çorlu Semahı,
Dem Geldi Semahı,
ErzincanSemahı,
FethiyeSemahı,
GönüllerSemahı,
Hacı Bektaş Semahı,
HubyarSemahı,
LadikSemahı,
KırklarSemahı,
KıratSemahı,
MevleviSemahı,
Muhammed Ali Semahı,
NevruzSemahı,
RodosSemahı,
SarıkızSemahı,
Silifke Kırtıl Semahı,
ŞiranSemahı,
TahtacıSemahı,
TuranlarSemahı,
TurnalarSemahı
TrakyaSemahı,
UrfaSemahı,
Ya Hızır Semahı,
YatırSemahı vs.
SAZ : Anadolu’da ve Aleviler de müzik dalında sıkça kullanılan Saz’ın en önemli özelliği, Deyişçalınması ve Semah
dönülmesi esnasında kullanılmasıdır. Telli bir çalgı aleti olduğundan çeşitleri de ebatları boldur. Yörelere ve ebatlarına göre bu çalgıya, Aşık sazı , Bağlama, Meydan sazı, Divan sazı, Bozuk, Çöğür, Kopuz, Irızva, Bulgari, Cura, Tambura vb. adlar verilmektedir. Mızraplı sazların atası olarak bilinen Kopuz’dan türeyen bu aletin,
Kara Düzen (Bozuk Düzen), Misket Düzeni,Müstezat, Abdal Düzeni, Rast
Düzeni gibi 19 ayrı düzenle çalınan akort biçimleri de vardır. Bunların içinde en etkin kullanılan, Deyişlerle bütünleşen ve Cem’lerde kabul göreni Bağlama’dır.
ON İKİ POST: Cem meydanında, Ocak makamının sağ ve sol taraflarında ‘’Mürsid ve Rehber’’
postu haricinde 12 (oniki) post daha bulunur. Bunlara "Oniki Hizmet Postları " denir. Bu postlarla Ocaklar ve Seyyitler arasında çok yakın
ilinti vardır. Alevi inancında en eski olan Cem hizmetlerinde 12 Postun ismi konusunda kısmi görüş ayrılıkları vardır. Bu hizmetlerin yaşanılan süreç içinde zaman zaman isim ve kavram dönüşümlerini yaşadıklarını göz ardı etmemek gerekir. Üzerinde en çok uzlaşılabilinen ve
temsil ettikleri makamlara göre adları belirlenenOniki Hizmet Postlarının adları şöyledir.
MürşidPostu
:Hz. Muhammed Makamı, (Ahmed-i Muhtar Postu olarak da bilinir)
Rehber Postu : Hz. Ali
Makamı,Ali Postu diye de anılır.
Pir Postu :
Hz. Hüseyin Makamı,
GözcüPostu :
Cebrail ol Mustafa Makamı,
ÇerağcıPostu
:Cebir – ül Ensari Makamı.
ZakirPostu
:Bilal Habeşi Makamı.
FeraşçıPostu
:Selmanı Pak Makamı.
İznikçiPostu
:Huzeymetül Ensari Makamı.
KurbancıPostu :Mahmud- ül Ensari
Makamı, (Hz. İbrahim Postu olarak da bilinir)
İbriktarPostu :
Gulam Kamber Makamı.
PeykPostu
:Amri Eyyar Makamı.
SemahcıPostu : Abuzer Gaffari
Makamı
Bunun yanında bazı kaynaklar Sakkacı Postunu, Hz. HüseyinMakamı, Mihmandar Postu olarak da Hızır Aleyhisselam
Makamı olarak geçerler. Bu ve benzeri küçük farklılıkları biz Aleviliğin ’’Yol Bir, Sürek Binbir’’ deyimi içinde son derece doğal
algılıyoruz. Başka bir araştırmadan vardığımız ve aralarında küçük nüans farkları olan sonuca göre Bektaşilerin Cemevinde 12 Post hizmeti.
HorasanPostu (Pir Postu) : Hacı BektaŞ Veli Makamı, Tarikat Pir’i
AşçıPostu
: Seyyit Ali Sultan Makamı
EkmekçiPostu : Balım Sultan
Makamı
Nakip (Yardımcı) Postu : Kaygusuz Abdal Sultan Makamı
Atacı (Cömert) Postu : Kanber Ali Makamı
MeydancıPostu : Sarı Ismail Sultan
Makamı
TürbedarPostu : Karadonlu Can Baba Sultan
Makamı
KilerciPostu
: Şahkulu Hacim Sultan Makamı
KahveciPostu
: Şeyh Şazeli Sultan Makamı
KurbancıPostu : Halil İbrahim Makamı
AyakcıPostu
: Abdal Musa Sultan Makamı
MihmandarPostu : Hızır Aleyhisselam Makamı
Bu12 Post genellikle Bektaşilerde mevcuttur ve 15. YY.’da Bektaşi Postnişini Balım Sultan tarafından getirildiği sanılmaktadır. Ancak bugün
Cemevlerinde genellikle sadece pirin önüne post serilmektedir.
ON İKİ HİZMET : Alevi inancının en temel ibadeti olan Cem ayinlerinin en önemli unsurlarındandır. Ayinde icra edilen görevleri ve bu görevleri yapan kimseleri ifade etmektedir. Bunlar sırasıyla şöyledir:
Mürsid /Dede /Baba : Hakk, Muhammed, Ali’yi temsilen “Ahmed-i Muhtar’’ postu ya da makamıdır. Bektaşilerin bir kolunda (Babağan
kolu) cemi Baba yönetir. Bu kolun dışında kalan Alevilerde (Ocaklı, Musahipli, Hacı Bektaş Veli’ ye bağlı Alevilerde) Cemi yönetene Dede
denir. Bu kişiler ayrıca da topluluğun önderi sayılırlar..
Rehber :Hz. Ali’yi temsil eder. Şah-ı Velayet
makamıdır. Dede / Babanın yardımcısıdır. Dede / Babanınolmadığı yerde vekilidir. Rehber, talibi Pir veMürşid’e teslim eder, yola hazırlar. Ayrıca Dedenin olmadığı yerlerde
Cem törenini yönetir.
Gözcü :Cem’in genel düzeninden sorumludur. Töreneuygun davranmayanları uyarır.
Çerağcı : Çerağ (ateş veya mum
) yakılması ve meydanın aydınlatılması ile görevlidir. Çerağ yakılmasına, çerağ (delil) uyandırma da denilmektedir. Çerağcı, çerağı uyandırdıktan sonra dara durur ve duasını okur.Nur 33
Zakir : Deyiş, düvaz ve miraçlamaları, Saz veya
bağlama eşliğinde okur..
Ferraş :Süpürgeci anlamına gelmektedir. Bu hizmet
Selman-i Farisi’nin hizmeti kabul edilir. Semahtan sonra meydana gelerek süpürgeyi simgesel
olarak yere sürer. Cemin sona erişinin ilk işaretidir. Cem sırasında ise car (süpürge) çalar. Bu işlem gönülleri de her türlü kötülükten arındırmayı simgeler.
İbrikçi (Tezekkar) : El yıkama,tarikat
abdestinin alınmasında hizmet yapandır. Bu da sembolik bir işlemdir. Simgesel olarak elinde leğen veibrik omzunda havlu ile hizmet eder.
Sofracı /Kurbancı : Kurban kesme
ve yemek işlerinden sorumlu kişidir.
Haberci(Pey(i)k) : Cemin yapılacağını canlara haber veren kişidir.
Pervane : Semah dönenlere (
semahçılara) yol gösteren kişidir.
Meydancı (İznikçi) : Cemde meydan görevlerini yapan, meydanın düzeninden, araç gereçlerin hazırlanmasından
vs. sorumlu kişidir.
Saka (saki ) : Cem esnasında canlara su
dağıtır. Kimi Alevi / Bektaşi toplulukların Cemlerinde dem veya diğer bir tabirle dolu vardır. Dem veya dolu, içecek ya da şerbettir. KırklarCeminde içilen üzüm suyunu
simgeler. Cemlerde dem almak / dolu içmek dinsel bir ritüeldir ve sadece bir yudum içilmektedir.
ON İKİ HİZMET DUASI : Cem ayini esnasında yörelere göre kısmen ismi ve içeriği değişen şu hizmetler yapılır.
Oniki Hizmet sahipleri Cem’de gerekli araç ve gereçleri tamamlarlar.
Cemaat, Cemevi’nde toplanır.
Dede, usulünce Cemevi’ne girip postuna oturur.
Dede, canlara eğitici bir konuşma yapar.
Zâkirler, sazla deyiş çalıp söyler.
Süpürge (car) çalınır.
Post (seccade) serilir.
Dargınlar barıştırılır, sorunlar çözümlenir, canlardan rızalık alınır.
Oniki Hizmet sahiplerinin duaları verilir.
Çerağ (delil) uyandırılır.
Tezekâr (ibriktar) tarîkat abdesti aldırır.
Kurban ve lokmaların duaları verilir.
Dede, yol-erkân konusunda canlara bilgi verir.
Gerekirse kısa bir dinlenme molası verilir.
Cem mühürlenir (secde yapılır).
Üç Düvazı İmam okunur (secde yapılır).
Üç Tevhîd çekilir (secde yapılır).
Miraçlama okunur, Kırklar Semahı yapılır.
İstek Semahları yapılır.
Sakka suyu dağıtılır.
Mersiyeler okunur.
Lokma ve Kurban (Sofra) hizmeti sunulur.
Cem başladığında Mürşit (Dede / Baba) tarafından yapılan konuşma ile canlara Cem ve onun gerekleri, varsa önemli güncel konulardan kısa konuşmalar yapılır. Dede ’’
Ey canlar, birbirlerinizden hoşnut ve razı mısınız? Birlik misiniz erenler?" diye sorar. Sonra da kırgın ve küsülüler varsa onlar barıştırılır veya Rızalıkları alınır. Cem sonunda da Lokmalar yenilip, sofra
duası verildikten sonra ibadet sona erer. Cem esnasında görevliler şöyle duaları okurlar.
SÜPÜRGE (FARAŞ) HIZMETİ :Cem’de, Selmanı Pak
Makamıdır. Süpürgeci, süpürgesini eline alıp, üç kez yere çalarak " Hüü erenler, Hakk- Muhammed-Ali hizmeti geliyor" der, her seferinde bir adım atarak meydanın ortasına kadar gelir, süpürgeyi sağ
kolunun altına alarak ayakları mühürlü halde rükü ederek eğilir. "Allah, Muhammed, Ya Ali…" diye dara durur ve şu duayı okur: "
Destur Pirim. Güruh-i Nâci’yim,Kırklar Meydanında süpürgeciyim. Süpürgeci Selman, kör olsun Mervan, Zuhur edecek Mehdi Sahibi zaman, Allah, Eyvallah. Nefes Pir’dedir’’ der. Dede de ona
şu duayı
okur : "Allah… Allah…Allah. Süpürgeci Selman, kör olsun Mervan, cennette Rıdvan. Zuhura gelsin Mehdi Sahibi zaman. Yardımcımız olsun Oniki İmam. Hizmetinden şefaat bulasın. Seyyid-i Ferraş’ın himmeti üzerinde ola. Gerçeğe hüü…"
DELİLCİ : Bismişah çırağı nuru Muhammed Ali’den doğup şemsiyle mah Fakir bir zerreyi elem destur Allah eyvallah. Şem-i tevfik nur-u hidayettir, yüzün suret-i Hak’tan beşarettir, yüzün haz ve ihrama hidayettir, yüzün muazzı Kur’an’da ibarettir, yüzün Pir cemali Muhammed kemali İmam Hasan, İmam Hüseyin Ali’yi bir bilenler versin Muhammed’e selavat. Bismişah Allah Allah,
Çün çerağı fahr uyandırdı ol Hûda’nın aşkına
Seyyidül kavneyin Muhammed Mustafa’nın aşkına
Saki Kevser Aliyel Mürteza’nın aşkına
Hem Hatice, Fatıma Hayrünnisanın aşkına
Şah Hasan-ı Hulk rıza, hem Şah Hüseyn-i Kerbela’nın
Ol imam-ı etkiya Zeynel Aba’nın aşkına
Hem Muhammed Bakır ol kim nesli pak-ı Mürteza
Cafer-i Sadık rehûmanın aşkına
Musa-ı Kâzım selfirazı ehli hak
Hem Ali, Musa, Rızayı esfiyanın aşkına
Şah Taki, ba Naki hem Hasan’ül Askeri
Ol Muhammed Mehdi sahibi livanın aşkına
Pirimiz Hünkârımız Bektâş-ı Velî nin aşkına
Ber cemali Muhammed, pir kemali İmam Hasan ve Hüseyin Ali’yi bir bilenler versin Muhammed’e selavat.
Allahûmme salli âlâ vela âli Muhammed ve âlâ Ali seyyidina Muhammed
İBRİKÇİ (Tazekar) : Ben gulamım Kanber`iyem, almam Ham Ervah`tan hayf-ı pak, Muhammed Ali’den yolumuz ak, üstadımız Selman-ı Pak (247).
SAKACI: Bismişah, Allah Allah. Himmet eyle Pirim evvel baştan Muhammed’e selavat. “Allahu meselli âlâ Seyyidina Muhammed ve Ali Seyyidina
Muhammed. Can-ı baştan geçmişiz biz Hüseyin aşkına. Kerbela Dest-i Gam’da can verenler aşkına. Ol Yezidiler elinde işkence görenler aşkına. Kerbela’da, “Su, Su” diyerek ser verenler aşkına.
Gözüm yaşın sebil ettim On İki İmamlar aşkına. Ber cemali Muhammed, Pir kemali İmam Hasan, Hüseyin aşkına. “ Muhammed Ali’yi bir bilip verelim ruhuna selavat (248). Sakka, Su dolu bir kab ve birkaç
bardakla gelip, 3 kez: -Hü erenler! Hak, Muhammed, Ali’nin hizmeti geliyor… der. Bu
cümleyi her söyleyişinde bir adım atarak meydanın ortasına kadar gelip, su kabını ve bardakları sağına indirip, yere niyaz eder. Sonra ayağa kalkıp su dolu kabı ve bardakları eline alarak: "Destur Pîrim!
Lütfuna muhtacız, ihsan eyle Ya Hüseyin, Derdimize senden derman / eyle derman Ya Hüseyin, Gayriye muhtaç eyleme sevenleri el-aman, Sen medet kıl bizlere her dem Ya Hüseyin, Yüzbin kere lanet olsun o sapıtmış
Güruha, Ahdı bozup şehit kıldılar / onlar seni Ya Hüseyin, Güzel ismin hakkı için zikredeni darda koyma, Esenlik ver yaşlı gözle ağlayana Ya Hüseyin, Iznin ile su getirelim aşkına vermek için, Aşkınla içenlere kıl
âb-ı hayat Ya Hüseyin" der.
Cem de bulunanlar’’ Ya Hüseyin’’ diyerek sıra ile sudan bir kaç yudum içer, Kerbela şehitlerinin acılarını paylaşırlar.
HABERCİ (Pey(i)kçi) : Bülbül oldum bugün gülzâra geldim, Halim arz etmeye dildâre geldim. Koyarlarsa biz ihane içeri. Erenler cemine davete geldim (249)
KURBANCI : (Pir huzurunda) İbrahim’den kaldı ol inayet, Onun için Hakk buyurdu ibadet, İsmail’den kaldı bu hidayet, Hasan ile Hüseyin’dir Hakk yolunda veren canı, Nur-i Rahmanda verildi Muhammed kemali, Ali Fatıma’dan devam etti Muhammed’din zürriyeti, Kalü Bela’yı, bir bilenler Muhammed’e versin salavatı. (Eğer Cem’e bir kurban veya lokma getirilmişse o zaman şu dua okunur) Bismi Şah Allah Allah. Erenler meydanında, Hakk Muhammed Ali divanında, 12 İmam, 14 Masumu Pakların dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak kavli ile, Ve er Hakk Erenlerin nasihatları ile amel ve hareket etmek üzere, baş açık, ayak yalın, boyunu bağlı yüzü üzere benlikten arınmış ve gelmiş Erenler meydanına. İkrar vermek niyazında falan ...........
. bir kurbanımız vardır. (Veya) Lokmamız vardır. Hakk Erenlerinin rızaları ile
getirelim mi? Ey Mürşit ne buyrulur? Allah Eyvallah.
KAPICI : Muhammed Ali’dir içiyle dışı, Hazreti Fatıma oldu eşiği, Hasan Hüseyin’dir hem iki yanı, Pirimiz cennette Rıdvan kapıcı (250).
GÖZCÜ : Gözcü, Cem’de Cebrail ol Mustafa Makamıdır. Allah’tanhidayet, Muhammed’den
şefaat, Ali-yel Murteza’dankeramet, Pirimiz Gözcü Karaca Ahmet (251).
LOKMACI: Soframız Ali sofrası, lokmamız kurban, Yiyene helal olsun, yedirene delil, Pirimiz Kırklar Ceminde Kanber AliSultan, Hasan ile Hüseyin’e talip
olanlar versin Muhammed’e selavat (253).
MEYDANCI(İznikçi) : Hizmette Kamberdir bizim pirimiz, Tarikatta İznikçidir yerimiz, Halka hizmeti, Hakk’a
hizmet bilmişiz. Onun için doğru Hakk’tır yolumuz.
MİHMANDAR : Tarikatta Hızır’dır üstadımız, Çağırıncayetişir imdadına erimiz, Erenler cemine
gelir katılır ise, Mihmandarımız Ali’dir, öyle görür gözümüz. (252)
ONİKİ HİZMET DEYİŞİ :
Haktan bize nida geldi, Pirim sana haber olsun Şahtan bize name geldi Rehberime haber olsun.
Hak kuluna eyler nazar Dört kalıptan adem dizer Zeval gelmiş Cemi bozar Gözcü sana haber olsun
Bu yola giden kardeş bacıdır
Kırklar güruhu Nacidir Cem kilidi kapıcıdır Kapıcıya haber olsun
Mümin yolun yakın ister Münkirlerden sakın ister Delil yanmaz yağın ister
Delilciye haber olsun
Mümini çekti meydana Münkiri sürdü zindana Tekbir verildi kurbana Kurbancıya haber olsun
Mümini çektiler dara Münkiri sürerler nara Hizmet verildi Selman’a Süpürgeviye haber olsun
Gelin gidelim tarikata
Kulak verelim marifete
Talip girmiş hakikate
Tarıkçıya haber olsun
Hak kuluna nazar eyler Hakkın kelamını söyler Mümin gelmiş mürvet diler Peyik sana haber olsun
Hak kuluna kıldı rahmet Sana niyaz Ya Muhammed Hizmet görüldü muhabbet Tezekere haber olsun
Zakirin zikri saz ile Kuran okur avaz ile Mümin müslim niyaz ile Zakirlere haber olsun
Yola giden haslar hası Mümin giyer Hak libası Doldur ver engürün tası Sakkacıya haber olsun
Şah Hatayim varı geldi
Varı geldi varı geçti
Sefil bülbül zara düştü
İznikçiye haber olsun
BOZ ATLI HIZIR : Alevi inancında Hızır, darda kalanlara yardım ettiğine, sıkıntıya düşenlerin sıkıntısınıgiderdiğine, ’’YetişHz. Hızır” denilerek çağırıldığında imdada koştuğuna inanılan ulu
bir kişiliktir. Bazı Alevi ve Bektaşi topluluklarında “ Boz Atlı Hızır “ olarak da isimlendirilir. Kuran’da Zülkarneyn ve Hızıradları ile anlatılan, Hz. Musa ile arkadaş olduğu yazılan bir Nebi’dir. (254) Aleviler bir çok yerlerde onun
sevgisi ile 9 güne varan oruç tutarlar, Kurban keserler ve 4 haftaya yayarak onu şenlik ve neşe ile anarlar.
SERÇEŞME HACI BEKTAŞ VELİ : Alevilerin tüm Ocaklarının ona bağlanmalarını içermesi sebebiyle adına Serçeşme dedikleri, gerçek ismi, Seyyid Muhammed bin İbrahim Ata olan, Hacı
Bektaş-ı Veli’nin, Horasan'ın Nişabûr şehrinde 1209- 1211 arası doğduğu sanılıyor. İlk eğitimini Şeyh Lokman-ı Perende’den aldı. Lokman-ı Perende, Ahmed-i Yesevi’nin halifelerinden olup, zahir ve batın ilimlerinde derin
bilgilere sahipti. Hacı Bektaş Veli, orada, eğitimini tamamladıktan sonra Anadolu'ya geldi. Halka doğru yolu göstermeye başlayan ve kıymetli talebeler yetiştirmesi sebebiyle kısa zamanda tanınarak büyük ilgi
gördü. Bu sırada Anadolu'da dini, iktisadi, askeri ve sosyal teşekkül olan ve kendisinin de bağlı olduğu "Ahilik Teşkilatı" ile büyük hizmetler yapan Hacı Bektaş-ı Veli’nin Makalat adlı Arapça bir eseri vardır.
Yeniçeri Ocağına destur vermesi sebebiyle OsmanlıSultanları tarafından da büyük itibar gördü.
ŞiirlerindeTasavufu işlemesi ve sevgiyi öne çıkarması ile tüm dünyada tanınır ve saygı duyulur.
Sevgi muhabbeti kaynar, yanan ocağımızda, Bülbüller şevke gelir, gül açar bağrımızda. Hırslar kinler yok olur, aşkla meydanımızda
Aslanlarla ceylanlar, dosttur kucağımızda.
Erkek Dişi Sorulmaz muhabbetin dilinde Hakk'ın yarattığı her şey yerli yerinde Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok Noksanlık eksiklik senin görüşlerinde
Hacı Bektaş Veli’den bir kaç önemli Söz :
İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.
Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.
Eline, beline, diline sahip ol.
Murada ermek sabır iledir.
Araştırma açık bir sınavdır.
Nebiler, Veliler insanlığa tanrının bir hediyesidir.
Düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayınız.
Hiç bir milleti ve insanı ayıplamayınız.
Nefsine ağır geleni kimseye tatbik etme.
İnsanın Cemali sözünün güzelliğidir.
Marifet Ehlinin ilk makamı edeptir.
Arifler hem Arıdır, hem Arıtıcı.
Her ne ararsan kendinde ara.
Bir olalım, İri olalım, Diri olalım,
72 Millete bir nazarla bakarız.
|