Konseylogo1

Alevi Konseyi   Alevi Council Alevitische Rat

Sayın ziyaretçi, bu sayfayla amacımız; Alevilik-Aleviler üzerine bilgiler sunmak ve Alevi Konseyi’nin görüşlerini aktarmaktır. Sorularınızı, önerilerinizi alevikonseyi@yahoo.com  adli email adresine yazabilirsiniz. Çalışmalarımıza katkı sunan baÅŸta rehberimiz Remzi KAPTAN olmak üzere herkese teÅŸekkür ediyoruz.


Ana Sayfa

Aleviler/ Alevilik

Ehlibeyt/ 12 imam

Hz. Ali

Alevi Önderleri

Alevilik Bilinci

Hacı Bektaş/ Bektaşilik

Pir Sultan Abdal

Tarih/Olaylar

Kadın/Gençlik

Hasan Sabbah

Genel

Allah/ Evren/ Insan

Remzi Kaptan

Ana Sayfa

---------------------------------------------------------------

ALEVİLİĞİN HUKUK ANLAYIŞI

 

Anadolu Aleviliğinde Cem sadece ibadet içermez. Anadolu Aleviliğinde

Cem sosyal, siyasal ve kültürel tüm etkinliklerin bir arada yürütüldüğü

toplantıların adıdır. Bilindiğ gibi bu yöntem Hz. Muhammedin Medinedeki

Nebeviye Mescidin de de aynen uygulanmaktaydı. Anadolu Aleviliği Hz.

Muhammedin bu geleneÄŸini Cem Evinde aynen idame ettirmektedir.

Bilinmelidir ki, Anadolu Aleviliğinde Hakkın Hukuku Hâkim kılınmadan ibadet

yapılmaz. Bu nedenle Cemlerde öncelikle, kişinin davranışlarının Muhammed

Ali yoluna yani gerçek İslam’a uyup uymadığı kontrol edilir ve daha sonra

cemaatle birlikte ibadet yapılır. Cemlerde kişilerin davranışlarının

Muhammed Ali yoluna uyup uymadığının sorgulanması daha uzun zaman alır.

Çünkü Hakkın Hukukunu Hâkim kılmak kolay değildir. Bilindiği gibi

dünyadaki mevcut Hukuk sistemlerinin tamamı silahla korunmaktadır. Ancak

Anadolu Aleviliğinde Hakkın Hukukunu silah değil iman korur. Bu nedenle

Alevi Hukuk anlayışında asl olan suçun meydana gelmemesidir. Çünkü suç

meydana gelmiş ise o suçla ilgili olarak toplumun tamamı kendisini suçlu

kabul etmektedir. Bu nedenle Anadolu Alevi kurumsallaşması tamamen

suçun meydana gelmemesine yönelik olarak örgütlenmiştir. Bilindiği gibi şu

anda dünyada uygulanan Hukuk sistemlerinin önceden suç işlenmesini

önleme diye bir derdi yoktur. Çünkü bu hukuk sistemi sadece pozitivizme

dayanmaktadır. Bu Hukuk anlayışı kişinin maneviyatından kaynaklanan ahlaki

yön ile hiç ilgilenmediği gibi, çoğu zaman da suçu sistemin kendisi

yaratır. Bunun sebebi sistem toplumun gereksinmelerine cevap veremez

duruma geldiğinde toplumun dikkatini bu tür olaylara çekmek için bu yönteme

baÅŸvurur.  Pozitivist anlayıştaki en temel mantık: “GörmediÄŸime ya da

zahiri aklımla isbat etmediÄŸime inanmam” düşüncesi hâkimdir. “görünenle

ve zahiri akıl ne kadar ÅŸey çözebilirseniz artık” İşte bu anlayışın

hini hacetteki en temel mantığı, adam suç işlerse işlesin nasıl olsa

benim elimde silah var ben her hal ve şartta o suç işleyeni pasifize

edebilirim anlayışı hâkimdir. Dünyada mevcut olarak uygulanan bu anlayıştaki

Hukuk sistemi insanlığın hiçbir sorununa hiçbir çözüm üretememiştir.

Fakat Anadolu Aleviliğindeki Hukuk anlayışı bunun tam tersidir. Anadolu

Aleviliğinin hukuk anlayışında önemli olan suçun meydana gelmemesidir.

Çünkü eÄŸer bir yerde suçlu yoksa silaha da gerek yoktur.  Bu nedenle

Anadolu Alevilerinde Hakkın Hukukunun Hâkim kılınması sürecinde ibadet,

sadece kısa bir bölümüdür.  Bunun için kiÅŸiler Hakkın Hukukuna uygun

olarak kurulan mizan terazilerinden geçip bütün yönleriyle kendilerini

Allah’a, içinde yaÅŸadıkları topluma ve vicdanlarına karşı aklamadan kısa

da olsa cemaatle birlikte bu ibadete giremezler. Çünkü Alevi Tasavvuf

anlayışında ibadet huzuru Hakka vasıl olup, Hakkı bire bir yaşamaktır. Bu

sebeplerden dolayı kişinin Huzuru hakka varabilmesi için kendisini

bütün maddi ve manevi kötülüklerden arındırması gerekir. İşte bir Alevi bu

arındırmayı ancak CEM EVİNDE ve kişinin hem Batıni hemde Zahiri yönüne

düzenleyen Hakkın Hukuku ile yapabilir. Yoksa temeli kişi açısından

yalana, inkâra ve iftiraya dayanan bir hukuk anlayışı ne kadar Adalet

dağıtabilir? Şu anda dünyada Hakkın Hukukunun hâkim kılındığı bir tek

mekân vardır o da CEM EVİDİR. Bu yönüyle Cem Evi hiçbir ibadet kurumuna

altarnatif deÄŸildir. Ne Cami, Ne Havra, ne de Kilise. Cem Evi “Hakkın

Hukukunun Hâkim kılındığı” yer olarak sadece kendisine altarnatifdir.

Kuran-ı Kerim kötü olan her şeye dikkat çektiği gibi bu konuya da dikkati

çekmiştir.

Maide Suresi-63:

Arapçası: LEVLA YENHÂHÜMÜR RABBÂNİYYÛNE VEL AHBÂRU AN KAVLİHÜMÜL İSME

VE EKLİHİMÜS SUHT LE Bİ’SEMÂ KÂNÛ YASNEÛN.

Türkçesi: Rabbanilerin ve Ahbarların toplumları günah işlemekten ve

kötü söz söylemekten alıkoymaları gerekmezmiydi?...

Rabbaniler Hırıstiyan, Ahbarlar ise Yahudi din adamlarıdırlar.

Rabbaniler Kilisede, Ahbarlar Havrada, Müftüler de Camide hüküm vermektedirler.

Denilebilir ki, Müftüler Müslümanların din adamlarıdır Rabbani ve

Ahbarlarla ne ilişkileri olabilir? Yukarıda açıklanan ayetin hükmüne göre

Rabbaniler ve Ahbarlar Allah tarafından yerilmektedir. Çünkü onlar

Hakkın hukukunu savunup toplumları kötülük yapmaktan alıkoymak yerine

Hanedan hukukuna uyarak Hakkın Hukukunu kenara atmışlardır. Bunun için Allah

onları yermektedir.  İslam toplumlarının mevcut sıkıntılarına

bakıldığında ister istemez Müminin aklına şu nokta gelmektedir: Toplumlarda

kötülük yapılmaması için Hakkın Hukukunun Hâkim kılınması noktasında

Müftüler, Rabbaniler ve Ahbarlarla aynı duruma düşmemişlermidir? Zira

günümüzde Rabbaninin ve Ahbarın çok fazla bir işlevleri kalmadığı halde İslam

ülkelerinde hala Şeylüslamların Fetvaları ile işler yürütülmektedir.

 

 C. Metin

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Soru ve önerileriniz için mail adresinizi yazmayı unutmayınız

Ad-Soyad:
eMail:
il-ilce:
Mah+Cad+No.:
Telefon:
Baslik:
Text:

 


Statistiken