|
ALEVİLİĞİN HUKUK ANLAYIŞI
Anadolu Aleviliğinde Cem sadece ibadet içermez. Anadolu Aleviliğinde
Cem sosyal, siyasal ve kültürel tüm etkinliklerin bir arada yürütüldüğü
toplantıların adıdır. Bilindiğ gibi bu yöntem Hz. Muhammedin Medinedeki
Nebeviye Mescidin de de aynen uygulanmaktaydı. Anadolu Aleviliği Hz.
Muhammedin bu geleneÄŸini Cem Evinde aynen idame ettirmektedir.
Bilinmelidir ki, Anadolu Aleviliğinde Hakkın Hukuku Hâkim kılınmadan ibadet
yapılmaz. Bu nedenle Cemlerde öncelikle, kişinin davranışlarının Muhammed
Ali yoluna yani gerçek İslam’a uyup uymadığı kontrol edilir ve daha sonra
cemaatle birlikte ibadet yapılır. Cemlerde kişilerin davranışlarının
Muhammed Ali yoluna uyup uymadığının sorgulanması daha uzun zaman alır.
Çünkü Hakkın Hukukunu Hâkim kılmak kolay değildir. Bilindiği gibi
dünyadaki mevcut Hukuk sistemlerinin tamamı silahla korunmaktadır. Ancak
Anadolu Aleviliğinde Hakkın Hukukunu silah değil iman korur. Bu nedenle
Alevi Hukuk anlayışında asl olan suçun meydana gelmemesidir. Çünkü suç
meydana gelmiş ise o suçla ilgili olarak toplumun tamamı kendisini suçlu
kabul etmektedir. Bu nedenle Anadolu Alevi kurumsallaşması tamamen
suçun meydana gelmemesine yönelik olarak örgütlenmiştir. Bilindiği gibi şu
anda dünyada uygulanan Hukuk sistemlerinin önceden suç işlenmesini
önleme diye bir derdi yoktur. Çünkü bu hukuk sistemi sadece pozitivizme
dayanmaktadır. Bu Hukuk anlayışı kişinin maneviyatından kaynaklanan ahlaki
yön ile hiç ilgilenmediği gibi, çoğu zaman da suçu sistemin kendisi
yaratır. Bunun sebebi sistem toplumun gereksinmelerine cevap veremez
duruma geldiğinde toplumun dikkatini bu tür olaylara çekmek için bu yönteme
baÅŸvurur. Pozitivist anlayıştaki en temel mantık: “GörmediÄŸime ya da
zahiri aklımla isbat etmediÄŸime inanmam” düşüncesi hâkimdir. “görünenle
ve zahiri akıl ne kadar ÅŸey çözebilirseniz artık” İşte bu anlayışın
hini hacetteki en temel mantığı, adam suç işlerse işlesin nasıl olsa
benim elimde silah var ben her hal ve şartta o suç işleyeni pasifize
edebilirim anlayışı hâkimdir. Dünyada mevcut olarak uygulanan bu anlayıştaki
Hukuk sistemi insanlığın hiçbir sorununa hiçbir çözüm üretememiştir.
Fakat Anadolu Aleviliğindeki Hukuk anlayışı bunun tam tersidir. Anadolu
Aleviliğinin hukuk anlayışında önemli olan suçun meydana gelmemesidir.
Çünkü eğer bir yerde suçlu yoksa silaha da gerek yoktur. Bu nedenle
Anadolu Alevilerinde Hakkın Hukukunun Hâkim kılınması sürecinde ibadet,
sadece kısa bir bölümüdür. Bunun için kişiler Hakkın Hukukuna uygun
olarak kurulan mizan terazilerinden geçip bütün yönleriyle kendilerini
Allah’a, içinde yaÅŸadıkları topluma ve vicdanlarına karşı aklamadan kısa
da olsa cemaatle birlikte bu ibadete giremezler. Çünkü Alevi Tasavvuf
anlayışında ibadet huzuru Hakka vasıl olup, Hakkı bire bir yaşamaktır. Bu
sebeplerden dolayı kişinin Huzuru hakka varabilmesi için kendisini
bütün maddi ve manevi kötülüklerden arındırması gerekir. İşte bir Alevi bu
arındırmayı ancak CEM EVİNDE ve kişinin hem Batıni hemde Zahiri yönüne
düzenleyen Hakkın Hukuku ile yapabilir. Yoksa temeli kişi açısından
yalana, inkâra ve iftiraya dayanan bir hukuk anlayışı ne kadar Adalet
dağıtabilir? Şu anda dünyada Hakkın Hukukunun hâkim kılındığı bir tek
mekân vardır o da CEM EVİDİR. Bu yönüyle Cem Evi hiçbir ibadet kurumuna
altarnatif deÄŸildir. Ne Cami, Ne Havra, ne de Kilise. Cem Evi “Hakkın
Hukukunun Hâkim kılındığı” yer olarak sadece kendisine altarnatifdir.
Kuran-ı Kerim kötü olan her şeye dikkat çektiği gibi bu konuya da dikkati
çekmiştir.
Maide Suresi-63:
Arapçası: LEVLA YENHÂHÜMÜR RABBÂNİYYÛNE VEL AHBÂRU AN KAVLİHÜMÜL İSME
VE EKLİHİMÜS SUHT LE Bİ’SEMÂ KÂNÛ YASNEÛN.
Türkçesi: Rabbanilerin ve Ahbarların toplumları günah işlemekten ve
kötü söz söylemekten alıkoymaları gerekmezmiydi?...
Rabbaniler Hırıstiyan, Ahbarlar ise Yahudi din adamlarıdırlar.
Rabbaniler Kilisede, Ahbarlar Havrada, Müftüler de Camide hüküm vermektedirler.
Denilebilir ki, Müftüler Müslümanların din adamlarıdır Rabbani ve
Ahbarlarla ne ilişkileri olabilir? Yukarıda açıklanan ayetin hükmüne göre
Rabbaniler ve Ahbarlar Allah tarafından yerilmektedir. Çünkü onlar
Hakkın hukukunu savunup toplumları kötülük yapmaktan alıkoymak yerine
Hanedan hukukuna uyarak Hakkın Hukukunu kenara atmışlardır. Bunun için Allah
onları yermektedir. İslam toplumlarının mevcut sıkıntılarına
bakıldığında ister istemez Müminin aklına şu nokta gelmektedir: Toplumlarda
kötülük yapılmaması için Hakkın Hukukunun Hâkim kılınması noktasında
Müftüler, Rabbaniler ve Ahbarlarla aynı duruma düşmemişlermidir? Zira
günümüzde Rabbaninin ve Ahbarın çok fazla bir işlevleri kalmadığı halde İslam
ülkelerinde hala Şeylüslamların Fetvaları ile işler yürütülmektedir.
C. Metin
|