|
Hayat tecrübemizin bize gösterdiği, yenile yenile yenmesini öğrenmektir. Keşke başka bir yolumuz ya da alternatifimiz olsa. Keşke yenilgiler almadan, bunca acı ve hüzün yaşamadan kazanmasını öğrenseydik.
Ama maalesef böyle bir imkânımız yok. Bilinen bir deyimle söylersek; "öldürmeyen darbe güçlendiriyor". Hatta ölüm bile olsa güçleniyor insan. Güçlenmek, her yenilgiden, ölümden güçlenerek çıkmak.
Yenilmemeyi, ölümsüz olmayı öğrenmek. Zorlansak ta, yıpransak ta, ağlasak ta, acındırsak ta kendimizi, dilensek de başka bir seçenek yok. İş olacağına varıyor ve bizler yenilgilerden zaferlere giden yolu, yöntemi,
stratejiyi, taktiği hatta hedefleri dahi net bir şekilde görme imkânına ulaşıyoruz. Hayat tecrübemiz, yaşadıklarımız, yenilgilerimiz bunun somut kanıtları oluyor.
Neden böyle acımasız yenilgilere, kayıplara, acılara maruz kalıyoruz? Başka toplumsal yapılar yaşadığımız trajedinin binde birini yaşamıyor ama sonuç itibariyle yaşamın bütün sahalarında bizden fersah fersah öndeler.
Bu nasıl bir çelişkidir?
Bu sorulu sitemi anlıyor ve cevabın da anlaşılması, toplumsal yapımızın neden böyle olduğu gerçeğinin sorgulanması için de, tarihi analiz etme zorunluluğunun olduğunu önemle belirtiyoruz. Neden böyle olduğumuzun
cevabı tarihin tozlu sayfalarında ve yaşayan tarihlerdendir. Bu tozlu ve canlı tarih incelendiğinde, sadece dün neler olduğunu öğrenmekle kalmayıp, bugüne de anlam verilmiş olunacaktır. Ayrıca önemli bir hususta, bu
incelemenin sonucunda geleceğin de nasıl olacağına dair bir öngörünün oluşacağı gerçeğidir. Ve yine bu oluşan öngörüden yola çıkarak bazı önlemler alınabileceği ve alınan bu tedbirlerin sonucu, geleceğin çok çok
farklı olacağı gerçeğidir.
Bütün bu gerçeklerden yola çıkarak vardığımız sonuç şudur:
Yenilgiler olmaya devam edecektir. Bu bir noktada kaçınılmaz bir durumdur. Fakat bu yenilgilerden çıkarılan dersler neticesinde, yenginin de yolu açılmış olacaktır. Zafer sanıldığı kadar uzak değil. Tuzakları mümkün
mertebe az zayiatla geçmemiz gerekiyor. Böyle olunca, beklenen, istenilen değerlerin uzak olmadığı görülecektir. Bize düşen; sabrı, metaneti, cesareti, fedakârlığı korumamızdır. Yenilgilerden hayıflanmamızdır. Bu
demek değildir ki, hep yenilmeyi oturup bekleyeceğiz. Hayır, aksine her yenilgiden sonra daha bir bileneceğiz, direneceğiz. Bilgimizi, deneyimimizi, çabamızı, irademizi, kararlılığımızı, kazanma isteğimizi
arttıracağız. Arttırdıkça yenilgiler azalacak, zaferler çoğalacaktır. Zafer dolu günlerin umudu ve coşkusuyla meydana geldik. Buyurun...
|