Bütün yozlara ve yobazlara rağmen Alevi kalmaya devam edeceğiz. Remzi KAPTAN

Alevi Konseyi  Alevi Council Alevitische Rat

Sayın ziyaretçi, bu sayfayla amacımız; Alevilik-Aleviler üzerine bilgiler sunmak ve Alevi Konseyi’nin görüşlerini aktarmaktır. Sorularınızı, önerilerinizi alevikonseyi@yahoo.com adli email adresine yazabilirsiniz. Çalışmalarımıza katkı sunan başta rehberimiz Remzi KAPTAN olmak üzere herkese teşekkür ediyoruz.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ana Sayfa

Aleviler/ Alevilik

Ehlibeyt/ 12 imam

Hz. Ali

Alevi Önderleri

Alevilik Bilinci

Hacı Bektaş/ Bektaşilik

Pir Sultan Abdal

Tarih/Olaylar

Kadın/Gençlik

Hasan Sabbah

Genel

www.alevitentum.de www.turnakitap.com www.pirtv.com www.turnadergisi.de

alevikonseyi@ hotmail.com

Ana Sayfa

---------------------------------------------------------------

HZ. ALİ İÇİN NE DEDİLER?

Hz. MUHAMMED’in Hz. ALİ HAKKINDA SÖYLEDİĞİ

SÖZLER(27)

 1.  Ali, benim ilmimin haznedarıdır.

  • 2. Ali bendendir, ben de Ali’denim, kendi yerime ancak ben veya Ali eda edebilir.
  • 3. Ali benden, ben de Ali’denim, kendisi de tüm müminlerin Veli’sidir.
  • 4. Ali, benim ilmimin kapısıdır.
  • 5. Ali benim bilgimin kapısıdır. Tebliğe memur olarak gönderdiğim şeyleri benden sonra ümmetime bildiren, açıklayan kişidir. O’nu dinleyin. O’na baş kaldırmak nifaktır.
  • 6. Ali, benden sonra hak uğruna insanlara kılıç sallayacaktır.
  • 7. Ali, dinin direğidir.
  • 8. Ali hakladır, hak da Ali’yledir, ikisi Kıyamet Günü’nde havuz başına varana dek birbirinden asla ayrılmazlar.
  • 9. Ali, ihtilaflar hakkında hüküm vermede insanların en bilgilisidir.
  • 10. Ali, insanların ilim açısından en bilgili olanıdır.
  • 11. Ali her hususta KuraniIle Beraberdir. O Kuran dışı bir söz söylemez. Ve bir iş işlemez. Kuran da Ali’den asla ayrılmaz.
  • 12. Ali, Kur’an’ladır, Kur’an da Ali iledir.
  • 13. Ali, müminlerin dilediği ve uyduğu kişidir. Mal ise münafıkların dilediği şey.
  • 14. Ali, Peygamber ashabının en çok ilim sahibi olanıdır.
  • 15. Ali, ümmet içerisinde Allah’ın indirdikleri hakkında en çok bilgi sahibi olan kimsedir
  • 16. Ali bin Ebî Tâlib, sizin aranızda Allah’In hükmüyle hükmetmiştir.
  • 17. Ali bin Ebî Tâlib, benden sonra ümmetimin en bilgilisi ve ihtilaf ettikleri konularda en iyi hüküm verenidir.
  • 18. Ali bin Ebi Talib din kapısıdır. Her kim o kapıdan içeri geçerse mümin ve her kim o kapıdan dışarı çıkarsa kafir olur.
  • 19. Ali’nin kapısından başka mescide açılan tüm kapıları kapatmaya emrolundum, aranızda konuşanlar oldu, Allah’a yemin olsun ki ben kendimden ne açtım, ne de kapattım, ben ancak emrolunduğum şeyi yerine getirdim.
  • 20. Ali’ye sövmeyiniz, zira Ali, Allah’ın zatına sürülmüştür.
  • 21. Ali’yi anmak ibadettir
  • 22. Ali’den şikâyet etmeyin; zira o, Allah’ın zâtı hakkında katıdır ve müdâra ehli değildir.
  • 23. “Ali’nin eti benim etimdir. Ali’nin canı benim canımdır. Ali’nin kanı benim kanımdır. Her kim ki Ali’yi severse, beni sever, Beni seven de Allahı sever. Her kim ki Ali’ye düşman olur, bana da düşman olur, Bana düşman olan da Allaha da düşman olur. Ali’nin dostluğunu kazanan benim dostluğumu, benim dostluğumu kazanan da Allahın dostluğunu kazanır” –Veda Hutbesinden–.
  • 24. Ali’den üstün yiğit (feta), Zülfikar’dan üstün kılıç yoktur.
  • 25. Al-i Muhammed’i tanımak Cehennem’den kurtuluştur; Al-i Muhammed’i sevmek Sırat Köprüsü’nden geçiştir; Al-i Muhammed’in velayetini kabul etmek azaptan emanda olmaktır.
  • 26. Ali’nin dostu, benim dostum; Ali’nin düşmanı, benim düşmanımdır.
  • 27. Ali’nin on sekiz özelliği var ki, bunların hiç biri bu ümmetten hiç kimsede yoktur.
  • 28. Ali ve yandaşları Kıyamet gününde kurtulmuş olanlardır.
  • 29. Ali’ye düşmanlık edene Allah düşmanlık etsin.
  • 30. Ali’yi ancak mümin sever ve kendisini ancak münafık buğz eder.
  • 31. Ali’yi sevmek iman, ona düşmanlık duymak nifaktır.
  • 32. Ali’yi sevmek ateşten (Cehennemden) kurtuluştur, Ali’yi sevmek ateşin odunu yediği gibi günahları yer, Ali’yi sevmek nifaktan kurtuluştur.
  • 33. Allah bana emretti ki, seni yaklaştırayım, sana ilim vereyim ki onunla dolasın.
  • 34. Allah, meleklerine karşı her gün Ali’yle övünür.
  • 35. Allahım, Ali’yi koruyanı sen koru, ona ikramda bulunana sen de ikramda bulun, onu hor göreni sen de hor gör.
  • 36. Allahım. Dini kâmil ettiği, nimeti tamamladığı, benim peygamberliğime ve Ali’nin velâyet ve imametine razı olduğun için sana şükürler olsun.
  • 37. Allah’ım, ben de kardeşim Musa’nın söylediğini söylüyorum: ‘Allah’ım bana Ehlimden bir vezir kıl, kardeşim Ali’yi, onunla arkamı kuvvetlendir, onu işime ortak kıl, seni bol bol tesbih edelim, seni çok analım, şüphesiz sen bizi görmektesin.
  • 38. Allah’tan istedim ki bu belleyip kavrayan kulak senin kulağın olsun.
  • 39. Allah-u Teala, seni kendime yaklaştırıp asla uzaklaştırmamamı ve sana öğretmemi emretmiştir. Senin de belleyip kavraman gerekmektedir. Hiç kuşkusuz, Allah senin belleyip kavramanı sağlayacaktır.
  • 40. Bana iman edip beni doğrulayana Ali bin Ebi Talib’in velayetini tavsiye ederim. Kim onu veli edinirse beni veli edinmiş olur, beni veli edinen de Allah’ı veli edinmiş olur, onu seven beni sevmiştir, beni seven de Allah’ı sevmiştir, onu buğzeden beni buğzetmiştir, beni buğzeden de Allah’ı buğzetmiştir.
  • 41. Bana itaat eden Allah’a itaat etmiş olur, bana isyan eden ise Allah’a isyan etmiş olur. Ali’ye itaat eden ise bana itaat etmiş olur, ona isyan eden ise bana isyan etmiş olur.
  • 42. Ben Adem oğullarının efendisiyim, Ali de Arapların efendisidir.
  • 43. Ben fıkıh şehriyim ve Ali de onun kapısıdır. O halde kim ilim isterse, kapıya gelsin.
  • 44. Ben hikmet eviyim, Ali de kapısıdır.
  • 45. Ben hikmet eviyim; Ali de o evin kapısıdır.
  • 46. Ben hikmet şehriyim ve Ali de onun kapısıdır. O halde kim hikmet isterse, kapıya gelsin.
  • 47. Ben ilmin kentiyim, Ali de kapısıdır.
  • 48. Ben ilmin şehriyim, Ali de kapısıdır.
  • 49. Ben ilim şehriyim; Ali ise kapısıdır. İlmi isteyen kimse kapıdan girmelidir.
  • 50. Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır. İlmi isteyen kapıya gelsin.
  • 51. Ben ilim şehriyim ve Ali onun kapısıdır. Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur: ‘Evlere kapılarından girin. O halde, kim ilim istiyorsa, ona kapısından girsin.
  • 52. Ben kimin efendisi isem, Ali de onun efendisidir. Allah’ım, Ali’ye dost olana dost ol, ona düşman olana da düşman ol.
  • 53. Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır.
  • 54. Ben kimin mevlası isem, bu Ali de onun mevlasıdır. Allah’ım! Ona dost olana dost ol ve ona düşman olana düşman ol.
  • 55. Ben, bildiğim her şeyi Ali’ye de öğrettim; o, benim ilim şehrimin kapısıdır
  • 56. Ben Kur’ân’ın inişi üzerinde, onu kabul ettirmek için savaşmadayım; Ali ise onun te’vili için, hükmünün gereğini bildirmek için savaşır.
  • 57. Ben, öğrendiğim her şeyi, mutlaka Ali’ye de öğrettim; o, benim ilim şehrimin kapısıdır.
  • 58. Ben peygamberlerin Seyyidiyim, Ali de vasilerin Seyyididir. Benden sonra vasilerim 12 dir, birincisi Ali, sonuncuları el-Kaim Mehdi’dir.
  • 59. Ben peygamberlerin sonuncusuyum, sen de ey Ali vasilerin sonuncususun.
  • 60. Ben ve Ali, aynı ağaçtanız, insanlar ise çeşitli ağaçlardandırlar.
  • 61. Ben ve Ali, Allah’ın yaratıklarına olan hüccetiyiz.
  • 62. Benden sonra ümmetime ihtilâf ettikleri hususları açıklayacak olan sensin.
  • 63. Benden sonra sünnete ve (yargılarda) hüküm verme hususunda, ümmetimin en bilgilisi Ali bin Ebî Tâlib’dir.
  • 64. Benden sonra fitneler zuhur edecektir. O zamanı gördüğünüzde Ali bin Ebi Talib’i iltizam ediniz. Çünkü kendisi doğru ve yanlışı birbirinden ayırt edendir.
  • 65. Benden sonra imam olarak halka doğru yolu göstermek üzere seni seçtim. Senden razı oldum.”Allah’ım O’nu seveni sev O’ na düşman olana düşman ol.
  • 66. Benden sonra fitne (huzursuzluk) olacaktır. Bu oldumu, Ebu Talip oğlu Ali tarafını tutun. Çünkü O bana ilk iman edendir. Kıyamettede benimle ilk dostluk edecek odur. O Sıddıık-ı Ekber’ dir. O bu ümmetin Faruk’udur. O müminlerin ulusudur, reisidir.
  • 67. Ben kimin mevlası isem Ali’de onun mevlasıdır, özünüz doğru olarak O’na uyun...”. “Allah’ım O’nu seveni sev. O’ na düşman olana düşman ol”.
  • 68. Benden sonra fitneler olacaktır. Bunlar gerçekleştiğinde sizler iki şeye tutunun, Kuran’a ve Ali ibin Ebi Talib’e.
  • 69. Bir kişi, Beyt-ül Haram’da Rükun ile Makam arasında devamlı zikir edip oruç tutsa dahi, Âl-i Muhammed’e kin duyduğu taktirde mutlaka Cehennem’e gidecektir
  • 70. Biz Ehl-i Beyt’i ancak mü’min ve muttaki olan sever; ve bize ancak münafık ve şaki olan kin besler.
  • 71. Biz Ehl-i Beyt’in sevgisine sarılın. Çünkü Allah’ın huzuruna bizi severek çıkan kimse, bizim şefaatimizle Cennet’e gider. Nefsimin elinde olduğu Allah’a yemin ederim ki, bizim hakkımızı tanımadıktan sonra hiçbir kulun ameli kendine bir fayda sağlamayacaktır.
  • 72. Bu ümmetin uyarıcısı benim. Hidayete erişitiricisi de Ali’dir.
  • 73. Bu sadıkların imamı, kafirlerin katilidir. Ona yardımcı olana yardım olunur, ondan yardımı esirgeyenden yardım esirgenir. (Hz. Muhammed, Hz. Ali’nin kolunu tutarak buyurmuşlardır.
  • 74. Canımı elinde tutan Rabbime andolsun ki Ali ve ona uyanlar kıyamet günü kurtuluşa erenlerdendir.
  • 75. Eğer Ali’nin Zülfekâr’ının darbesi olmasaydı, İslâm ayakta kalamazdı.
  • 76. En iyi hüküm vereniniz Ali’dir.
  • 77. Ey Ali, Allah senin rızana rıza, gazabına da gazap gösterir.
  • 78. Ey Ali, ben Kuran’ın tenzili için savaştığım gibi sen de Kuran’ın tevili için savaşacaksın.
  • 79. Ey Ali, ben ilmin şehriyim, sen ise onun kapısısın. Şehre ancak kapıdan varılır. Bir kimse beni sevdiğini söyleyip seni buğz ederse, beni sevmiyor ve yalancıdır. Zira sen bendensin ve ben de sendenim, senin etin etim, kanın kanım, ruhun ruhum, sırrıyetin sırriyetim ve senin adaletin benim adaletimdir. Sana itaat eden kişi ne saadetlidir ve sana karşı asi olan kişi ise ne bedhahtır. Seni Veliyyül emr kabul eden kazanır ve sana karşı çıkıp düşmanlık eden ise kaybeder. Sana iltizam eden kişi muradına erecektir ve seni terk eden kişi ise helak olacaktır. Senin ve senden gelecek evlatlarından olan imamların misali Nuh (as)’un gemisi gibidir. Her kim gemiye bindiyse kurtuldu ve her kim muhalefet ettiyse helak oldu. Sizin misaliniz de yıldızlar gibidir, bir yıldız kaybolduğunda Kıyamet’e kadar onun yerine başka bir yıldız (imam) doğacaktır.
  • 80. Ey Ali, her kim sana karşı savaşırsa bana karşı savaşmıştır. Seni buğz eden, beni buğz etmiştir. Seni söven de beni sövmüştür. Çünkü sen benden nefsim gibisin. Senin ruhun ruhumdan ve tıynetin tıynetimdendir. Şanı Yüce olan Allah, seni ve beni nurundan yarattı. İkimizi seçip beni peygamberliğe ve seni de imamlığa tercih etti.
  • 81. Ey Allahım, ondan (Ali’den) sıcak ve soğuğu gider.
  • 82. Ey Ali, sen benim kardeşim, safiyim, vasim, vezirim ve eminimsin. Sen benden Harun’un Musa’ya olan menzilesindesin, ancak şu farkla ki, benden sonra peygamber yoktur. Her kim seni sevip ölürse, Allah o kişiye iman ve eman ile hatmedecektir. Her kim seni buğz edip ölürse, o kişiye İslam’dan bir nasip olmayacaktır.
  • 83. Ey Ali, seni ancak mümin sever ve sana ancak münafık buğz eder.
  • 84. Ey Ali, senin imamlığını inkar eden benim peygamberliğimi inkar etmiş olur. Ey Ali, sen benim vasim, varisim, çocuklarımın babası ve kızımın kocasısın. Senin emrin emrim ve senin nehyettiğin benim nehyettiğimdir. Beni peygamberlik ile gönderip, beni yaratılmışların en hayırlısı kılan Allah’a yemin olsun ki, sen yaratılmışların üzerine Allah’ın hüccetisin. Sen Allah’ın sırrına onun güvendiği ve yarattıkları üzerine onun halifesisin.
  • 85. Ey Ali, ikimiz Allah’ın nurundan yaratıldık.
  • 86. Ey Ali, razı olmaz mısın ki ben senin kardeşinim, sen de benim kardeşimsin.
  • 87. Ey Ali, sen benden sonra ümmetin ihtilafa düseceği hususları beyan edecek kimsesin.
  • 88. Ey Allah’ın kulları, Bu Ali’nin kanı benim kanımdır, teni benim tenimdir ve canı benim canımdır.
  • 89. “Ey Ansar halkı, ona tutunduğunuz müddetçe benden sonra asla sapmayacağınız bir şeyi sizlere tavsiye edeyim mi?”. Hz. Muhammed bu soruyu Ensara soruyor. Onlar da “Evet ey Resulullah” derler. Bunun üzerine Resulullah buyurur: “Bu, Ali’dir, beni sevdiğiniz gibi onu seviniz ve bana ikramda bulunduğunuz gibi ona ikramda bulununuz. Size söylediklerimi Cebrail vasıtasıyla Allah bana emretti.
  • 90. Ey insanlar, fazilet, şeref ve menzilet Allah Resulü’nün ve zürriyetinin velâyetini kabul etmektedir. Öyleyse, batıl yollar sizi kapıp almasın.
  • 91. Ey insanlar! Allah benim mevlâmdır, ben de sizin mevlânızım ve ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır. Allah’ım, onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol, ona yardım edene yardım et, onu yalnız bırakanı yalnız bırak, onu seveni sev, ona buğzedene buğzet. Sonra şöyle buyurdular: “Allah’ım, şahit ol!”
  • 92. Ey halk! Biliniz ki; ben de insanım. Allah’ın daveti bana yakında gelecektir. Ben de onu kabul edeceğim. İşte size ben iki mühim ve en değerli emaneti miras bırakıyorum. Bunlardan birincisi Kuran, ikincisi benim Ehlibeytim. Allah’ın huzurunda size Ehlibeytimi tavsiye ediyorum. Allah’in huzurunda size Ehlibeytimi tavsiye ediyorum. Allah’ın huzurunda size Ehlibeytimi tavsiye ediyorum. –Veda Hutbesinden–.
  • 93. Ey Allah’ın kulları, bu Ali’nin kanı benim kanımdır, teni benim tenimdir ve canı benim canımdır. Her kim bu Ali’yi severse, beni sever beni seven de Allah’ı sevmiş olur. Ali’ye kim düşmanlık ederse bana düşmanlık etmiş olur.
  • 94. Fatıma’yı Ali ile evlendirmemi Allah bana emretti.
  • 95. Hayatım gibi yaşamak isteyen Ali’yi kendine Veli edinsin.
  • 96. Hendek Savaşında Hz Ali ile Amr İbni Abdeved’in karşı karşıya geldikleri zaman “İmanın bütünüyle şirkin bütünü karşı karşıyadır.” demiştir Hz Muhammed. Ve Hz Ali galip geldiğinde “Senin bu zaferin, Muhammed ümmetinin amellerinin tümüyle kıyas edildiğinde, şüphesiz senin bu müthiş zaferin ağır gelecektir” diyerek Hz Ali’nin bu zaferinin ne derece önemli olduğunu belirtmiştir Hz. Muhammed.
  • 97. Her kim Allah’ın gazabını söndürmek ve amelinin Allah’ın yanında kabul edilmesini istiyorsa Ali bin Ebi Talib’i sevsin. Çünkü onun sevgisi imanı arttırır, onun sevgisi ateşin kurşunları erittiği gibi kötülükleri eritir.
  • 98. Her kim bu Ali’yi severse, beni sever beni seven de Allah’ı sevmişs olur. Ali’ye kim düşmanlık ederse bana düşmanlık etmiş olur.
  • 99. Her kim halifelik için Ali ile savaşırsa onu öldürünüz.
  • 100. Her kim rahmet ile yürüyüp, rahmet ile sabahlamayı severse, zürriyetimin en faziletli zürriyet olduğunu ve vasimin (Ali’nin) en faziletli vasi olduğunu hiçbir zaman kalbiyyen şüphe etmesin.
  • 101. Benden sonra on iki halife gelecek. hepsi de Ben-i Haşim’dendir.
  • 102. Hiç bir peygamber yoktur ki, onunla Ali gizli olarak gönderilmiş olmasın, benimle ise açık olarak gönderilmiştir. Arapça Meali: “Me min nebi illâ ve büisa meahü Ali bâtinen ve mai zâhiren”
  • 103. Hikmet, on parçaya bölündü, dokuzu Ali’ye verildi, kalanı da diğer insanlara pay edildi.
  • 104. Hidayet önderi sensin ya Ali! Benden sonra hidayet arayanlar seninle hidayeti bulacaklar.
  • 105. İçinizde bu benim kardeşimdir, vasiymdir, halifemdir, artık O’nu dinleyin ve O’na itaat edin. (Hz. Muhammed, Ebu Talib ‘in evindeki bir toplantıda, ellerini Ali’nin omuzlarına koyarak bunları söyler).
  • 106. İmanın bütünüyle sirkin bütünü karşı karşıyadır. Hz. Muhammed, Hendek Savaşında Hz. Ali ile Amr İbni Abdevedin karşı karşıya geldikleri zaman bu sözü Hz. Ali için söylemiştir. Ve Hz Ali galip geldiginde de “Senin bu zaferin, Muhammed ümmetinin amellerinin tümüyle kıyas edildiğinde, şüphesiz senin bu müthiş zaferin ağır gelecektir” buyurmuşlardır.
  • 107. İnsanların en hayırlısı geldi. (Ne zaman Hz. Ali gelse, Hz. Peygamber söylüyorlardı.: Kaynak: Taberî Tefsiri, Suyutî, Hadisi ed-Dürr’ül-Mensur, es-Savaik’ul-Muhrika, s. 96, Nur’ul-Ebsar, s. 70 ve 101.)
  • 108. Kıyamet Günü’nde Ali bin Ebi Talib, Cennet’in yüksekliklerinde olan Firdevs Dağı’nın üzerinde bulunacak, o dağın üstünde Alemlerin Rabbinin arşı ve altında kol kol akan Cennet’in içine akan nehirler vardır, kendisi nurdan bir kürsüye oturup elinde tesnim (içecek) olacak, onun ve Ehl-i Beyt’inin velayetini kabul etmeyenler, Sırat’ın üstünden geçemeyecek. Ali o gün, sevenlerini Cennet’e, buğz edenlerini de Cehennem’e geçirecektir.
  • 109. Kıyamet Günü olunca, kul bir adım atmadan dört şeyden sorgulanacaktır. Ömrünü nasıl tükettiğinden, bedenini nerede eksilttiğinden, malını nereden kazanıp nerede harcadığından ve biz Ehl-i Beyt’in sevgisinden.
  • 110. Kim azminden dolayı Nuh’a, ilminden dolayı Adem’e, hilminden dolayı İbrahim’e, zekasından dolayı Musa’ya ve zühdünden dolayı İsa’ya bakmak isterse, Ali bin Ebu Talib’e baksın.
  • 111. Kim benim hayatımı yaşayıp, benim ölümüm gibi ölmeyi istiyor ve Rabbimin diktiği Cennet’te mesken edinmeyi arzu ediyorsa, benden sonra kendine veli olarak Ali’yi seçsin, ona sadık kalanlara sadık kalsın. Benden sonra Ehl-i Beyt’ime uysun, onları kendine örnek alsın. Çünkü onlar benim soyumdurlar, benim tıynetimden yaratılmışlar ve benim ilim ve kavrayışımı kazanmışlardır. Ümmetimden onların faziletini yalanlayanlara, onlarla bağımı kesenlere yazıklar olsun. Allah onlara şefaatimi nasip etmesin.
  • 112. Kim benim gibi yaşayıp, benim gibi ölmeyi ve bana Allah’ın va’dettiği ebedi Cennet’e gitmeyi istiyorsa, Ali ve ondan sonraki zürriyetini kendine veli edinsin. Çünkü hiçbir zaman onlar sizi hidayet kapısından çıkarıp dalalet kapısına yöneltmezler.
  • 113. Kim, benim hayatımla yaşamayı, benim ölümümle ölmeyi ve Rabb’imin bana vadettiği Huld cennetine girmeyi arzuluyorsa, benden sonra Ali’yi, ondan sonra da zürreyitini sevmelidir. Çünkü onlar, sizi hidayet kapısından çıkarmaz ve sapıklık kapısına da sokmazlar.
  • 114. Kuran ve Ehlibeyt ikizdir.
  • 115. Merhaba Müslümanların efendisi, takva sahiplerinin önderi. Allah bana emretti ki, seni yaklaştırayım, sana ilim vereyim ki onunla dolasın (Hz. Muhammed bu sözü Hz. Ali’yi selamlayarak söylemiştir)
  • 116. Mevki açısından bana oranla Harun’un Musa’ya olan mevkisine sahip olmak istemiyor musun? Ancak benden sonra peygamber olmayacaktır. Seni kendi yerime halife kılmadan gitmem doğru olmaz.
  • 117. Müjde olsun ey Ali, hayatın ve ölümün benimle beraberdir.
  • 118. Mümin tahifesinin ünvanı Ali’ye olan sevgisidir.
  • 119. Müslümanlar’ın efendisi, muttakilerin (çekinenlerin) imamı hoş geldin.
  • 120. “O’nun, bey’atınden dönenlerle, gerçekten sapıp zulmedenlerle ve ok yaydan çıkar gibi dinden çıkanlarla savaşacağım” Hz. Ali bunu Hz. Muhammed’in kendisi için söylediğini rivâyet etmiştir.
  • 121. Onlar, Ali bin Ebi Talib’in velayetinden sorguya çekileceklerdir. (Hz. Muhammed, “Durdurun onları, onlar sorguya çekileceklerdir” (Saffat: 24) ayeti indiğinde beyan etmiştir.
  • 122. Öyle bir kişiyi göndereceğim ki, Allah onu hiçbir zaman mağlup etmez. Allah ve Resulü’nü sever, Allah ve Resulü de onu severler.
  • 123. Sen benden sonra her mü’min erkek ve kadının velisisin.
  • 124. Sen dünya ve ahirette benim Velimsin.
  • 125. Senin bu zaferin, Muhammed ümmetinin amellerinin tümüyle kıyas edildiğinde, şüphesiz senin bu müthiş zaferin ağır gelecektir. Hz. Muhammed, Hendek Savaşında Hz. Ali ile Amr İbni Abdevedin karşı karşıya geldikleri zaman bu sözü Hz. Ali için söylemiştir.
  • 126. Sırat’a en sabit olanınız Ehli Beyt’imi en aşırı seveninizdir.
  • 127. Sırrımın sahibi Ali bin Ebi Talib’tir.
  • 128. Sizin, (yargılarda) en iyi hüküm vereniniz Ali’dir.
  • 129. Uyarıcı-Korkutucu benim, hidayete eriştiren de Ali’dir. Ey Ali, hidayete varmak isteyenler, ancak seninle hidayeti bulurlar.
  • 130. Ümmetimin en ileri ve gerçek hüküm vereni Ali’dir. Allah’ım O nereye dönerse, nereye varırsa O’nunla beraber ol....”
  • 131. Vasim, varisim, borcumu ödeyen ve vad ettiğimi yerine getiren Ali bin Ebi Talib’dir.
  • 132. Yâ Ali, kâlellâhu li, be’astü Aliyyen me’al enbiyâi batinen ve me’ak zâhiren” Meali: “Ey Ali, Allah bana buyurdu ki: Ben Ali’yi peygamberlerle gizli olarak, seninle de açık olarak beraber gönderdim”
  • 133. Ya Ali, benim Ehlibeytim Nuh un gemisine benzer. O gemiye binen kurtulur. Ve kim Ehlibeytime buğgz ederse helak olur
  • 134. Ya Ali, de ki: Allah’ım, benim için kendi katında bir ahit kıl ve müminlerin kalbinde bana karşı bir sevgi bırak.
  • 135. Ya Ali benden sonra yola gidenler, Senin gösterdin yoldan giderlerse selamete ererler.
  • 136. Ya Ali. Kur’an da sözü edilen kişiler, mümin kişiler sen ve seni sevenlerdir.”
  • 137. Ya Ali, sen benim dünyada ve ahirette sancaktarımsın.
  • 138. Ya Ali, mümin sana düşman olmaz ve münafık seni sevmez.
  • 139. Ya Ali, doğumuna şahit olmasaydım, hikmetinin sırrına akıl erdiremezdim.
  • 140. Ya Ali, Üstünlükte insanların en ilerisindesin.
  • 141. Yarın sancağı öyle bir kimseye veririm ki, Allahü Teala onu sever. Ben de, onu çok severim. (Hz. Muhammed bu sözü Hayber Kalesinin fethi öncesi söylemiş ve ertesi günü sancağı Hz. Ali’ye devretmiştir)
  • MEVLANA’NIN DİLİNDEN HZ. ALİ (“NA’AT-I ALİ”)(37)
  • “O açıklayıcı imam, o Tanrı velisi safa ehlinin vücut güneşidir. Yerde, gökte, mekanda, zamanda Hak’la duran o imamın zatı, iç ve dış temizliği ile vasıflanmak vaciptir. Çünkü küfürden, ikiyüzlülükten kurtulmuştur, temizdir...

    Onun toprağı birlik alemidir. O, insanın hakikati ve canı gibiydi. Herşey fanidir, fakat can yaşar, ölmez. Onun hareketi kendinden diri olan ezeli varlıktandır. Beka çevresinde döner dolaşır, yaratıkları yaratanın zatı gibi O bakidir. Hakkın yüksek sıfatları Ali’nin vasfıdır. Hakk’ın sıfatları zaten ayrı değildir. O, Tanrı’nın zatına yapışmış “O” olmuştur. Hani duyduğun lahutun gizli hazinesi yok mu; işte o odur. Çünkü o, Hak’tan Hak’la görünmüştür. O hazinenin nakdi, tükenmez ilimdi. İşte o ilimden maksat, yüce Ali’dir. Hakkın hikmetini ondan başka kimse bilemez. Zira o hakimdir, herşeyin bilginidir.

    İptidasız evvel o idi, sonsuz ahir de o olur. Peygamberlere yardım eden o idi, velilerin gören gözü de hakikaten odur. Yüzünün nurlu parıltısı, kendi ziyasından bir güneş yarattı. O, Hak iledir; Hak ondan görünür. Hakka ki, o Hak ile ebedidir.

    Ademin toprağı onun nurundan idi, o sebeple meleklerin tacı oldu; Allahın isimleri ondan belirdi. O temiz ve yüce imamın ilmi sayesinde Adem, herşeyi anladı. O nur tek olan yaratanın nuru olduğu içindir ki, melekler onun huzurunda secde ettiler. Evet, muhakkak ki, Adem, O İmamın nuru ile bütün ilahi isimleri bildi...

    Şit, kendinde Ali’nin nurunu gördü ve yüksek alemi öğrendi. Nuh, kendini yüksek menzile ulaştırıncaya kadar, istediğini hep ondan buldu. Gene ondandır ki kurtuluşa eren Nuh, nehirde gayret tufanını buldu da beladan kurtulmuş oldu. Halil peygamber, dostlukla onu andı da, ateş ona al lâle oldu. Nemrud’un ateşi, o Allahın dostuna hep gül, nesrin, lale oldu. Gene o idi ki, keyfiyle kendi koyununu İsmail’e kurban etti. Yusuf kuyuda onu andı da, o saltanat mülkünü süsleyen tahtı buldu. Yakup , onun önünde birçok inledi de Yusuf’un kokusunu alıp gözleri açıldı. İmran’ın oğlu Musa, onun nurunu gördü de uzun geceler hayran kaldı. Kırk gece kendinden geçti; kavuşma ve görüşme zevkine daldı. Sonra dedi ki: “Yarabbi! Bana bu lutfundan bir alamet ver .” Hak ona: “İşte sana nurlu eli verdim” dedi. Gene Ali’nin vergisidir ki, Meryem’e arkadaş oldu da İsa vücuda geldi...

    O, Şeriatte ilim şehrinin kapısıdır. Hakikatte ise iki cihanın beyidir. İki cihanın sultanı Muhammed, hakka yakınlık gecesinde, Allaha kavuşmanın harem yerinde onun sırrını gördü. Ali’nin nutkunu, Ali’den dinledi. Ali ile birleşilen o yerde Ali’den başka bulunmaz.

    Allah yolunda gidenler isteyicidirler; Ali istenilendir. Söyleyenler söylerler, susarlar. O, susmaz, söyler. Ebedi ilim, onun göğsünde parlayıp göründü. Vahyolunanların sırlarını, o hakikat olarak bildi ve bildirdi. Ümmetlere haykırdı:

    -Allah yolunda Ali, sizin kılavuzunuzdur.

    Allah’a içi doğru olanlar yüzlerini ona çevirmişlerdir. Zira o şahtır, doğru yolu gösterendir, efendidir...

    O, bütün peygamberlerin sırrında idi. Cenabı Mustafa:
    -Benimle açıkça beraber bulundu, dedi.

    Dinde evvel, ahır o idi. Allah ile içli dışlı o idi...
    İşte bunları söyledim ki, bu yüksek mananın nüktesini öğrenesin de yüksek velayete eresin. Sence apaçık bilinsin ki, hakikatte yüce olan O’dur
    .

    Ey efendi, benimle boşuna kavga etme. Bu böyledir. Hakikat budur ki, hepimiz bir zerreyiz, güneş odur. Biz hepimiz damlayız, deniz O’dur.”

    Hz. Ali için Ne Dediler?(45)

    İnsanlar, Ali bin Ebi Talib’in ne zamandan beri “Emir’ül Müminin” olarak adlandırıldığını bilselerdi, onun faziletlerini inkar etmezlerdi: Adem, ruh ve ceset arasındayken. Allah o zaman hazır bulunanlara şöyle buyurmuştu:Rabbin Adem oğullarından onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve Rabbiniz değil miyim? dedi, onlar da (Ruh âlemi): Evet şahidiz (Kalü belâ) dediler” (Araf: 172). Allah da onlara şöyle buyurdu: Ben Rabbinizim, Muhammed Peygamberiniz, Ali de Emir’inizdir.

    Hz. Muhammed

    ***

    Ey Fatıma, müjde olsun ki Mehdi sendendir”

    Hz. Muhammed

    ***”

    Durdurun onları, onlar sorguya çekileceklerdir” (Saffat: 24) Resulullah bu ayet için şöyle buyurdu: “Onlar, Ali bin Ebi Talib’in velayetinden sorguya çekileceklerdir”

    Kaynak: El-Haskani’ nin “Şevahid’ et-Tenzil” c.2, s.106 / Yenabi ul Mevedde s.238, 296 / İbni Hacer’in “es-Sevaik’ul Muhrika” s.89

    ***

    Ya Ali. Allah seni öyle şeylerle süsledi ki, Allah kulları nezdinde bunlardan daha güzeli yoktur. Sen dünyadan öylesine uzak duruyorsun ki ne dünya senden faydalanabiliyor, ne de sen dünyadan. Miskinlerle yoksulların dostluğunu bağışladı sana. Onlar seni İmam olarak kabul ettiklerinden dolayı pek mutludurlar, ve sen onların bu tutumundan memnun... Ne mutlu seni sevene ve bu sevgide samimi ve sadık olana. Yazıklar olsun sana düşman olup senin aleyhinde yalan söyleyene.

    Hz. Muhammed, Kaynak Tanınmış Hadis ve tarihçisi

    İbni Esir

    ***

    Durdurun onları, onlar sorguya çekileceklerdir(Saffat: 24) bu ayet için Ebu İshak dedi ki: Onlar, Ali bin Ebi Talib’in velayetinden sorguya çekileceklerdir, Sırat köprüsünden ancak Ali bin Ebi Talib’in velayetini kabul edenler geçebilecek.

    el-Menakib-i Hüvarezmi s.195

    ***

    Resulullah şöyle buyurdular: “Ben ilmin şehriyim ve sen onun kapısısın. Ya Ali o şehre kapısının dışında bir yerden girebileceğini sanan kimse, yalancıdır.”

    Hz. Ali’dan aktaran Esbağ bin Nübâte

    ***

    Hz. Ali’den şöyle duydum: “Hiç şüphesiz Resulullah bana, geçmişte olan ve Kıyamet’e kadar olacak helal ve haramdan bin kapı öğretti ki, her kapı bin kapıyı açmaktadır ki toplam bir milyon kapı eder. Hatta ben ölümlerin belaların ve insanlar arasındaki ihtilaflarda nasıl hüküm verileceğinin ilmini biliyorum.”

    Esbağ bin Nübâte

    ***

    Resulullah vefat ettiği hastalığı esnasında yanında bulunanlara şöyle buyurdu: “Ey insanlar, ani bir şekilde ruhumu teslim eder, aranızdan ayrılırım, mazuretiniz olmasın diye size bir daha hatırlatıyorum: Aranızda iki halife bırakıyorum. Biri Rabbimin kitabı, öbürü de Ehl-i Beyt’imdir.” Daha sonra Ali’yi elinden tutarak şöyle buyurdu: “Ali Kur’an’ladır, Kur’an da Ali’yledir, ikisi Kevser Havuzu’nun başına varana dek birbirinden asla ayrılmazlar, bunlara karşı nasıl davranacağınızı sizlere soracağım.” 

    Hz. Fatima

    ***

    Babam, Ali’ye bakıp şöyle buyurdu: “Bu ve yandaşları Cennet’tedir.”

    Hz. Fatima

    ***

    Ebu Bekir’in halifeliği zamanında Medine’de bir sarsıntı oldu. Bundan korkan halk, Ebu Bekir ve Ömer’in yanına geldiklerinde, hepsi Hz. Ali’nin evine doğru gittiler. Onlar daha Hz. Ali’nin evine varmadan önce, kendisi onları dışarıda karşıladı ve onlarla yüksek bir yere çıktı. Hz. Ali yere oturduktan sonra onlara hitaben buyurdu ki: ‘Şu gördüğünüz mü, sizi korkuttu?’ hepsi dediler ki: ‘ Bu gördüğümüz bizleri nasıl korkutmasın ki, şimdiye kadar böyle bir sarsıntı görmedik.’ Hz. Ali, dudaklarını kıpırdatıp, eli ile yere vurduktan sonra şöyle buyurdu: ‘Sana ne oluyor? Sakin ol!.’ Yer, bunun üzerine hemen sakin oldu. Orada bulunanların hepsi de olanlara şaşırdılar. Hz. Ali buyurdu ki: ‘ Sizler, şimdi yapmış olduğumdan mı şaşırıyorsunuz?’ Dediler ki: ‘Evet’ Hz. Ali buyurdu ki: ‘Şanı Yüce olan Allah’ın: Yer, o şiddetli sarsıntı ile sarsıldığı, ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insan: ‘Buna ne oluyor?’ dediği zaman...” buyurmuş olduğu o insan benim. Daha sonra yer bana bütün haberini söyleyecektir.’

    Hz. Fatima’dan aktarılmıştır: Kaynak (Tefsir’üs Safi C.5, S.357-358)

    ***

    Babam Emîr-ül mü’minîn Alî şehiden vefât etti. Bulunduğumuz mekânda “Dışarı gidiniz!” diye bir ses işittik. “Bu Hüdâ’nın kulunu yalnız bırakınız” diyordu. Biz de dışarı çıktık. Evin içinden bir ses geldi: “Muhammed “sallallâhu aleyhi ve âlihi ve sellem” hazretleri vefât etti. Onun vasîsi şehît oldu. Ümmetin hâfızı [koruyucusu] kim olsa gerekir?” dedi. Birisi de cevap verdi: “Her kim onların sırrını tutar ve onların izinden giderse, ümmetin bekçisi olur.” Ses kesildi. İçeri girdik. Onu yıkanmış ve kefen sarılmış bulduk. Cenaze namâzını kılıp, defnettik.

    Hz. Hasan’dan aktarılmıştır: Kaynak (Seyyid Eyyub bin Sıddık “Menâkıb-ı Çihâr Yâri Güzîn” 6. Bab, doksanyedinci Menâkıb)

    ***

    Resulullah şöyle buyurdu: “ Arşın altında Levh-i Mahfuz’da ‘Emir’ül Müminin Ali bin Ebi Talib’ yazılmıştır.

    Hz. Hasan

    ***

    “Biz her şeyi apaçık bir imamda saymışız” (Yasin: 12) ayeti indiğinde Resulullah’a sordular ki: Ey Resullullah, Kuran’ da geçen bu imam Tevrat, İncil, Zebur veya Kuran mıdır? Resulullah: Hayır, dedi. O anda babam (Hz. Ali), Resulullah’ın huzuruna geldi. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: İşte, Allah’ın her şeyin ilmini içinde saydığı imam şudur

    Hz. Hüseyin

    ***

    “Biz her şeyi apaçık bir imamda saymışız” (Yasin: 12)” ayeti indiğinde Resulullah’a sordular ki: Ey Resullullah, Kuran’ da geçen bu imam Tevrat, İncil, Zebur veya Kuran mıdır? Resulullah “Hayır”, dedi. O anda babam (Hz. Ali) Resulullah’ın huzuruna gelir. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: İşte, Allahın her şeyin ilmini içinde saydığı İmam şudur.

    Anlatan Hz. Hüseyin, aktaran Süleyman el-Kunduzi’ nin “Yenabi’ ul Mevedde” s.77

    ***

    İmam Hüseyin buyurdu ki: “ Biz her şeyi apaçık bir imamda saymışız (Yasin: 12)” ayeti indiğinde Ömer ve Ebu Bekir meclislerinden kalkıp Resulullah’a sordular ki: Ey Resullullah, Kuran’ da geçen bu imam Tevrat, İncil, Zebur veya Kuran mıdır? Resulullah: Hayır , dedi. O anda babam (Hz.Ali) Resulullah’ın huzuruna gelir. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: İşte, Allahın her şeyin ilmini içinde saydığı imam şudur.

    Anlatan Ebu Cafer, alıntı babası, o da Hz. Hüseyin’den aktarmıştır. Kaynak: Maani’il Ahbar kitabı

    ***

    İmâm Zeyn-ül Âbidin şöyle buyurdular, “Resulullah, Ali’ye bir kelime öğretti ki bin kelimeyi açmaktaydı ve o bin kelimenin her birisi ise bin kelimeyi açmakta.”

    Ebû Hamza Sumâlî

    ***

    Biz her şeyi apaçık bir imamda saymışız” ayeti (Yasin: 12)” indiğinde Ömer ve Ebu Bekir meclislerinden kalkıp Resulullah’a sordular ki: Ey Resullullah, Kuran’ da geçen bu İmam, Tevrat, İncil, Zebur veya Kuran mıdır? Resulullah: Hayır, dedi. O anda babam (Hz. Ali), Resulullah’ın huzuruna gelir. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: İşte, Allahın her şeyin ilmini içinde saydığı imam şudur.

    Kaynak: Metin Gülbol: Alıntı: Ebu Cafer’den, o da babası ve dedesinden (İmam Hüseyin) aktarmıştır: Maani’il Ahbar kitabından (Muhammed bin Muhammed Rıda el-Kummi el-Meşhedi “Kenz’üd Dekaik ve Bahr’ül Geraib” Tahran 1. bas. 1366 c.11, s.61-62 / es-Seyyid Ali el-Hairi et-Tahrani “Mukteniyat’üt Dürer ve Mültekikat es-Semer” Tahran- Dar’ül Kütüb el-İslamiyyet bas. C.9, s.73) / es-Seyyid Muhammed el-Hüseyni el-Hemedani. “Envar-i Derhi_an” Tahran- Mektebet-i Lutfi 1380 c.13, s.351 (farsça)

    ***

    Resulullah’dan şöyle buyurdular: “Benden sonra ümmetimin en çok ilim sahibi olanı, Ali bin Ebî Tâlib’dir.”

    Selmân-i Fârisî

    ***

    Resulullah şöyle buyurdu : “Ümmetimin en alimi Ali bin Ebi Talib’dir.”

    Selmân-i Fârisî

    ***

    Resulullah şöyle buyurdu: “Ey Selman, her kim kızım Fatıma’yı severse Cennet’te benimle beraber olacaktır. Her kim onu buğz ederse Cehennem’de olacaktır. Ey Selman, Fatıma’yı sevmek, o seven kişiye yüz durakta faydalı olur. O duraklardan bazıları şunlardır: Mezarda, terazide, Sırat Köprüsü’nde ve Hesap Günü’nde. Kızım Fatıma, kimden razı olursa, ben de o kişiden razı olacağım. Benim ondan razı olduğum kişiden de Allah da razı olacaktır. Kızım kime öfkelenirse ben de o kişiye öfkeleneceğim, benim ondan öfkelendiğim kişi Allah’ın öfkesine maruz olacaktır. Ey Selman, kızıma ve kocası Ali’ye zulmedenlerin vay haline olsun. Kızımın zürriyetine ve onların yolundan gidenlere zulmedenlerin vay haline olsun.”

    Selmân-i Fârisî

    ***

    Resulullah şöyle buyurdu: “ Bir kul beni sevdiği sevgi ile Ehl-i Beyt’imi de severse ancak iman sahibi olabilir.”

    Selmân-i Fârisî

    ***

    Resulullah şöyle buyurdular: “ Sırrımın sahibi Ali bin Ebî Tâlib’dir.”

    Selmân-i Fârisî

    ***

    Resulullah’ın huzurlarına gittim.İmam Hüseyin o Hazretin dizlerinin üstündeydi. Resulullah onun ağzından ve gözlerinden öpüyordu ve diyordu. “Sen efendisin ve efendinin oğlusun. Sen İmamsın ve İmamın oğlusun. Sen hüccetsin ve hüccetin oğlusun. Sen soyundan gelecek dokuz hüccetin babasısın ve onların dokuzuncusu, onların Kaim’i (kıyam edecek ve yeryüzünü adaletle dolduracak olan Mehdi)dir.”

    Selmân-i Fârisî, aktaran İmam Rıza, ona da aktaran

    Şeyh Saduk

    ***

    Babam Hz. Ali’nin yanında ilk ve son kitabın ilmi vardır.

    Muhammed bin Hanefi’den aktaran Süleyman el-Kunduzi’ nin “Yenabi’ ul Mevedde” s.104)

    *** 

    Babam Hz. Ali şöyle buyurdu:Ve aralarında bir müezzin (münadi), Allahın laneti yalancıların üzerine olsun diye bağırır” ayetindeki müezzin (münadi) benim.

    Muhammed bin Hanefi’ den aktaran Hakim el-Haskani senedi, oradan aktaran (Süleyman el-Kunduzi’ nin “Yenabi’ ul Mevedde” s.102)

    *** 

    Ya Ali, Resulüllah’tan işittim. Kızı Fatıma’yı sana verdiği gün, “Kadınların en iyisini, erkeklerin en iyisine verdim” buyurdu.

    İlk Halife Ebu Bekir

    ***

    Resulüllah’tan işittim. “ Adem’in hilm sıfatını ve Yusuf’un güzel ahlakını görmek isteyen Ali Mürteza’ya baksın” buyurdu.

    İlk Halife Ebu Bekir

    ***

    Resulüllah’tan işittim. Hayber gazasında “ Yarın sancağı öyle bir kimseye veririm ki, Allahü Teala onu sever. Ben de, onu çok severim” buyurdu.

    İlk Halife Ebu Bekir

    ***

    Resulüllah’tan işittim. Hayber gazasında, bayrağı Ali’ye verip ‘Bu bayrak Melik-i Galibin, Ali Bin Ebi Talib’e hediyesidir’ buyurdu.

    İlk Halife Ebu Bekir

    ***

    Resulullah şöyle buyurdu: “Ali’den izni olmayan hiç kimse Sırat’tan geçemeyecektir”

    İlk Halife Ebu Bekir

    ***

    Resulüllah buyurdu ki: “Kıyamet günü Ali cennet hayvanlarından birine binmiş olarak gelir. Cenab-ı Hak buyurur ki ‘Ya Muhammed Senin baban İbrahim Halil, ne güzel babadır. Senin kardeşin Ali Bin Ebi Talib ne güzel kardeştir.’

    İlk Halife Ebu Bekir

    ***

    Resulüllah buyurdu ki: “Ali kıyamet günü benim yanımdadır. Havz ve Kevser yanında, benimledir. Sırat üzerinde benimledir. Cennette, benimledir. Allahü Teala’yı görürken, benimledir.”

    İlk Halife Ebu Bekir

    ***

    Resulüllah buyurdu ki: “Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır.”

    İlk Halife Ebu Bekir

    ***

    Resulüllah buyurdu ki: “Kıyamet günü Ali bir ata biner, görenler, acaba bu hangi peygamberdir? derler. Allahü Teala, “Bu Ali Bin Ebi Talib’dir” buyurur.”

    İlk Halife Ebu Bekir

    ***

    Resulüllah buyurdu ki: Allahü Teala, ey Cennet ! Senin dört köşeni, dört kimse ile gezerim. Biri Peygamberleri üstünü Muhammed’dir. Biri, Allah’dan korkanların üstünü Ali’dir. Üçüncüsü kadınların üstünü Fatımat’üz Zehra’dır. Dördüncü köşesindeki de temizlerin üstünü Hasan ve Hüseyin’dir.”

    İlk Halife Ebu Bekir

    ***

    Resulüllah buyurdu ki:.” Ben bir ağaca benzerim, Fatıma bunun kökü,Ali gövdesi, Hasan ve Hüseyin meyvesidir”

    İlk Halife Ebu Bekir

    ***

    Ya Resulallah, “‘Ben Ali kardeşimin düşmanlarına şefaat etmem.”

    İlk Halife Ebu Bekir

    ***

    Ya Ali Ben, senin düşmanlarına Kevser havzından su vermem.

    İlk Halife Ebu Bekir

    ***

    Resulüllah’a daha yakın sensin.

    İlk Halife Ebu Bekir

    ***

    “İçinde Ali’nin olmadığı bir sorunla karşılaşmaktan Allah’a sığınırım”

    2. Halife Ömer

    ***

    Eğer Ali olmasaydı şüphesiz ki rezil rüsva olurdum, Eğer Ali olmasaydı helak olmuştum

    2. Halife Ömer

    ***

    “Şüphesiz Ali bin Ebu Talib’e üç özellik verilmiştir. Eğer onlardan birisi bana verilmiş olsaydı, benim için kırmızı tüylü hayvanlardan daha hayırlıydı; o özellikler şunlardır: 1--Peygamber, onu kendi kızıyla evlendirdi., 2-- Peygamber, O’nun kapısı dışındaki mescide açılan bütün kapıları kapattı ve O Resulullah ile birlikte mescitte oturdu ve Peygambere mescitte helal olan her şey O’na da helal oldu, 3- Peygamber, Hayber gününde, İslam bayrağını O’na verdi.”

    2. Halife Ömer

    ***

    Resulullah şöyle buyurdu: “Deniz mürekkep olsa, ağaçlar kalem olsainsanlar katip olsa, cinler de hesap etseler Ali’nin faziletlerini sayamazlardı”.

    2. Halife Ömer

    ***

    Resulullah şöyle buyurdu: “İnsanlar Ali bin Ebi Talib’in sevgisinde birleşselerdi, Allah Cehennem’i yaratmazdı.”

    2. Halife Ömer

    ***

    “Ali olmasa Ömer helak olurdu”

    2. Halife Ömer

    ***

    Resulullah şöyle buyurdu: “Şayet yer ve gök ehlinin imanı terazinin bir tarafına konsa, Ali’nin imanı da terazinin öbür tarafına konsa, şüphesiz Ali’nin imanı daha ağır basardı”

    2. Halife Ömer

    ***

    Resulullah ashabı arasında kardeşlik kurduğunda şöyle buyurdu: “Bu Ali, dünyada ve ahirette kardeşimdir. Ehlim içinde halifem ve ümmetim üzerine vasim ve ilmimin varisidir. Kendisi borcumu ödeyendir. Onun malı benim malımdır, ona yaramak bana yaramaktır, ona zarar vermek bana zarar vermektir. Her kim onu severse beni sever ve her kim onu buğz ederse beni buğz etmiştir”.

    2. Halife Ömer

    ***

    Resulullah şöyle buyurdu: “Allah her peygambere bir Vasi tayin etti, Ali de soyumda, Ehli Beytimde ve ümmetimde benden sonra vasimdir”

    Ümmü Seleme

    ***

    Resulullah şöyle buyurdu: “Ali Kur’an’ladır, Kur ’an da Ali’yledir, ikisi havuz başına varana dek birbirinden ayrılmazlar” 

    Ümmü Seleme

    ***

     

    Resulullah şöyle buyurdu : “Ali’yi zikretmek ibadettir.”

    Ayşe

    ***

    “Resulullah bana ahdetti ki, Ali’ye karşı çıkan kafirdir ve Cehennem’dedir” . (Ayşe’ye sorarlar) “O zaman sen niye ona karşı çıktın?, (Ayşe) “Cemel gününde unutmuştum, Basra’ya gittiğimde hatırladım, Allah’a istiğfar ediyorum.”

    Ayşe

    ***

    Babam, sık sık Ali’nin çehresini seyreder, hayranlıkla ona bakardı. Bir gün “Baba, Ali’nin yüzüne neden o kadar bakıyor, onu hayranlıkla seyrediyorsun?” diye sordum “Kızım” dedi “Hz. Resululah’ın, Ali’nin simasını seyretmenin ibadet olduğunu buyurduğunu kendi kulağımla duydum

    Ayşe, aktaran Taberi, Kaynak: Riyaz’unnezere c: 2 s: 219

    ***

    Resulullah’ın şöyle buyurduğunu duydum: “Kardeşlerimin en hayırlısı Ali, amcalarımın en hayırlısı Hamzadır; Ali’yi anıp hazırlamak ve onun hakkında konuşmak bir ibadettir.

    Ayşe, aktaran İbni Hacer, Kaynak: Sevâik’ul Muharreke, İbni Hacer s:74.

    ***

     

    Her gün, Ensardan birinin büyük çocuğu Resululah’a hizmet ederdi. Benim sıramın olduğu bir gün Ümmü Eymen kızarmış bir tavuk getirerek “ Ya Resulullah, bu tavuğu kendim aldım, kendim pişirdim, sizin için...” dedi, bunun üzerine Resulullah elini kaldırıp “Ya Rabbi. Bu yemeği benimle birlikte yemesi için kullarının en sevgili olanını bana gönder” diye dua etti. Duanın hemen ardından kapı çalındı. ResululahEnes, git kapıyı aç” buyurdular. Ben “Keşke gelen Ensardan biri olsa...” diye geçirdim içimden. Kapıyı açtım, gelen Ali’ydi, “Peygamberin önemli bir işi var” diyerek onu geri gönderdim, Peygamberin bu duası ve Ali’nin gelişi 3 kez tekrarlandı, üçüncü defasında Resulullah, “Ey Enes, Git ve onu içeri al! Sen, kavmini seven ilk insan değilsin. Onun senin kavminden olmadığını biliyorum buyurdular.

    Bunun üzerine mahçubiyetle gidip Aliyi getirdim, oturup birlikte yemek yediler.

    Enes bin Malik

    ***

    Babam İmam Hüseyin’den, babası İmam Ali’den aktardıklarına göre Resulullah buyurdu: “Sizlerin bana itaat etmenizi Allah farz kıldı ve sizlerin bana karşı asi olmanızı nehyetti. Ben de sizlerin benden sonra Ali’ye itaat etmenizi farz kılıp, ona asi olmanızı sizlere nehyediyorum. Ali benim vasim ve varisimdir. Kendisi bendendir, ben de ondanım. Onu sevmek imandir ve onu buğz etmek ise küfürdür. Ali’yi seven beni sevmiştir ve onu buğz eden ise beni buğz etmiştir. Ben kimin mevlası ise Ali de onun mevlasıdır, ben de her kadın, erkek müslümanın mevlasıyım. Ben ve Ali bu ümmetin babalarıyız”.

    İmam Zeynelabid***

    “O kâfirler: “Sen Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber değilsin ” diyorlar. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan (yeter)” âyetinin tefsirinde şöyle nakledilmiştir: “Kitap ilminin sahibi Ali’dir”.

    İmâm Muhammed Bâkır
    ***

    Hz. Ali’ye, Resulullah’ın ilmi hakkında sorduklarında şöyle buyurdu: Peygamber’in ilmi, bütün Peygamberlerin ilmidir; geçmişte olanların ve Kıyamet gününe kadar olacakların ilmidir.” Sonra şöyle devam etti: “Nefsimi elinde tutana (Allah’a) andolsun ki hiç şüphesiz ben de Peygamber’in bildiğini biliyorum; geçmişte olanların ve benimle kıyamet arasında olup biteceklerin hepsini biliyorum.”

    İmâm Muhammed Bâkır

    ***

    Resulullah, Hz. Ali’ye bin harf öğretmiştir ki, her harf, bin harfi açmaktadır.”

    İmâm Muhammed Bâkır

    ***

    Ali bin Ebî Tâlib, Allah’ın Muhammed’e bir hediyesiydi. O bütün vasilerin ve kendinden önceki peygamberler ve Resullerin ilmini miras almıştır.

    İmâm Muhammed Bâkır

    ***

    Hz. Ali şöyle buyurdular. “Hiç şüphesiz Resulullah, bana bin kapı öğretmiştir ki, her kapı bin kapıyı açmaktadır.”

    İmâm Muhammed Bâkır’dan aktaran Ebû Hazma Sumâli

    ***

    O (kitap ilmine sahip olan kimse), Ali bin Ebî Tâlib’dir.

    İmâm Muhammed Bâkır’dan aktaran Câbir
    ***

    “Kur’ân’da geçen “...Bir de yanında kitap ilmi bulunan (yeter)”...” cümlesinin tefsiri için şöyle buyurdular. “Bu âyet Ali hakkında nazil olmuştur. O, Resulullah’dan sonra bu ümmetin âlimidir.”

    İmâm Muhammed Bâkır’dan aktaran Fudayl bin Yesâr

    ***

    İmam Muhammed Bakır şöyle buyurdu: “De ki, benimle sizin aranızda tanık olarak Allah ve yanında kitabın ilmi bulunan yeter.” (Rad: 43) ayeti Hz. Ali hakkında indi. Kendisi, bu ümmetin alimidir.

    Fudayl bin Yesâr

    ***

    Cebrail, cennetten Hz. Muhammed’e iki tane nar getirdi. Hz. Ali, Resulullah’la karşılaşıp, narları elinde görünce, ‘Şu iki nar nedir elinizde?’ diye sordu; Şöyle buyurdu: ‘Şu gördüğün nübüvvettir ve senin onda nasibin yoktur. Ama ötekisi ilimdir.’ Sonra Allah Resulü onu ikiye böldü ve yarısını Ali’ye verdi, yarısını ise Resulullah’ın kendisi aldı. Ardından şöyle buyurdu: ‘Sen onda benim ortağımsın, ben de senin.” İmâm Bâkır şöyle devam etti: “Allah’a andolsun ki Resulullah, Allah’ın kendisine öğrettiği her şeyi, bir harfini bile bırakmadan Ali’ye öğretti.” Sonra İmâm Bâkır elini göğsüne koyarak: “Sonra bu ilim bize ulaşmıştır” buyurdu.”

    İmâm Muhammed Bâkır’dan aktaran Muhammed bin Müslim

    ***

    De ki, benimle sizin aranızda tanık olarak  Allah ve yanında kitabın ilmi bulunan yeter.” ayeti Hz. Ali hakkında indi. O, bu ümmetin alimidir.

    İmam Muhammed Bakır’dan aktaran Fudayl bin Yaser

    ***

    Babam İmâm Muhammed Bakır’dan işittim. “ Ali’nin kitabında (insanlar için) ihtiyaç olan her şey yazılıdır; Hatta bir çiziğin, yaralanmanın ve hayvan ısırmanın (diyet-kısas hükümleri)

    İmâm Cafer-i Sâdık

    ***

    Ant olsun ki nimetlerden sorulacaksınız” (Tekasür: 8). Bu ayet içinde geçen “Nimetler”, Emirül Müminin Ali bin Ebi Talib’in velayetidir.”

    İmâm Cafer-i Sâdık

    ***

    Hz. Ali, İbni Abbâs’a şöyle buyurmuştur: “Allah, kuşların dilini bile bize öğretmiştir; Süleyman bin Dâvûd’a öğrettiği gibi. Aynı şekilde karada ve denizde bulunan bütün canlıların dilini de.”

    İmâm Cafer-i Sâdık

    ***

    Resulullah, Ali’ye bir kapı öğretti ki ondan bin kapı açılır.”

    İmâm Cafer-i Sâdık

    ***

    Babam İmâm Muhammed Bâkır şöyle buyurdular, “Hiç şüphesiz Peygamber, Ali’ye bin kelime anlatmıştır ki her kelime bin kelimeyi açmaktadır.”

    İmâm Cafer-i Sâdık

    ***

    Büyük babalarım Hz. Ali’nin şöyle buyurduğunu aktardılar: “Allah (azze ve celle)’nin kitabından bana sorun. Allah’a andolsun ki Allah’ın kitabından inen her âyetin gece veya gündüz mü, seferde veya hazerde mi indiğini Allah’ın Resülü bana okudu ve onun tevilini bana öğretti.”

    İmâm Cafer-i Sâdık

    ***

    Atalarımdan, onlarda Ali bin Ebi Talib’ten naklettiklerine göre Resulullah şöyle buyurdu: “Ey Ali, sen benden Şit’in Adem’e olan mertebesinde, Sam’ın Nuh’a olan mertebesinde, İshak’ın İbrahim’e olan mertebesin de ki Allah’ın buyurduğu gibi: ‘İbrahim de bunu oğullarına vasiyyet etti ve Yakup’da’ (Bakara: 132), Harun’un Musa’ya olan mertebesinde ve Şem’un’un İsa’ya olan mertebesindesin, sen de benim vasim ve varisimsin. Sen onlardan daha kıdemli, daha bilgili ve daha anlayışlısın, kalbin onların kalplerinden daha şecaatlidir, sen onlardan daha cömertsin. Sen ümmetimin imamı ve Cennet ve Cehennem’in taksimcisisin. Senin sevginle müminler, kafirler ve münafıklar ayırt edilir.”

    İmâm Cafer-i Sâdık

    ***

    Babam ve dedelerimden nakledildi ki, Resulullah, İmam Ali’ye hitaben şöyle buyurdu: “Ey Ali, ben peygamberlerin sonuncusu olmasaydım, sen peygamberliğime ortak olurdun. Sen peygamber değilsin, ama peygamberin vasisi ve varisisin. Sen vasilerin üstadı ve takva sahiplerinin imamısın

    İmâm Cafer-i Sâdık

    ***

    Atalarımdan, onlarda kendi atalarından naklettiklerine göre, Resulullah şöyle buyurdu: “Ey Ümmü Seleme, kendin duy ve söyleyeceklerime şahid ol. Bu Ali, dünyada ve ahirette kardeşimdir , kendisi dünyada sancağımı taşıdığı gibi yarın Kıyamet gününde de Liva-i hamdi taşıyacaktır. Bu Ali, vasim, bana lazım olacak şeyleri yerine getirecek ve münafıkları Cennet’teki Kevser Havuzu’mun kenarından kovacak olandır. Ey Ümmü Seleme, bu Ali müslümanların Seyyidi, takva sahiplerinin imamı, elleri ve ayakları temiz olanların önderidir. Kendisi ahdi bozanlara, adaletten sapıp zulmedenlere ve dinden çıkanlara karşı savaşıp onları öldürendir.” Ümmü Seleme dedi ki: “Ey Resulullah, ahdi bozanlar kimlerdir?” Resulullah buyurdu ki: “Onlar, Ali’ye Medine’de beyat edip, Basra’da beyati bozanlardır.” Ümmü Seleme dedi ki: “Ey Resulullah, adaletten sapıp zulmedenler kimlerdir?” Resullah buyurdu ki: “Onlar Ebu Süfyan’ın oğlu ve Şam’daki yardımcılarıdır.” Ümmü Seleme dedi ki: “Ey Resulullah, dinden çıkanlar kimlerdir?” Resulullah buyurdu ki: “ Onlar, Nehrivan ashabıdır (Haricilerdir)”

    İmâm Cafer-i Sâdık

    ***

    Ali, Resulullah’ın bildiği her şeyi biliyordu. Allah-u Teâlâ’nın Resulü’ne öğrettiği her şeyi Resulullah’da Emir-ül Mu’minin Ali’ye öğretmiştir.

    İmâm Cafer-i Sâdık

    ***

    Atalarımdan, onlarda İmam Ali’den naklettiklerine göre Resulullah şöyle buyurdu: “Fatıma kalbimin sürurudur. Oğulları ise ilmimin semeresidir. Kocası da gözlerimin nurudur. Evladından olan imamlar da, Rabbimin emanı ve gökten yere uzanmış Allah’ın ipidir. Her kim onlara tutunursa kurtulur ve her kim muhalefet ederse aşağılara düşüp helak olur.”

    İmâm Cafer-i Sâdık

    ***

    “Resulullah, Ali’ye bir harf öğretti ki bin harfi açmaktaydı ve o bin harften her biri de bin harfi.”

    İmâm Cafer-i Sâdık

    ***

    Atalarımdan, onlarda İmam Ali’den naklettiklerine göre Resulullah Ashabına şöyle buyurdu. Allah-u Teala, kardeşim Ali’ye sayılmayacak kadar çok faziletler vermiştir. Kim onun </