|
HACI BEKTAŞ VELİ
VE ÇEVRESİNDE OLUŞAN KÜLTÜR DEĞERLERİ
Gülag Öz
Hacı Bektaş Veli ve Alevi Bektaşi kültürü ile ilgili yazılı kaynaklar bugüne kadar sağlıklı bir biçimde bu toplum çevresini yansıtmaktan çok uzak
kalmıştır.Alevi-Bektaşilik genellikle sözlü kaynaklara dayanmaktadır.Hacı Bektaş Veli’nin yaşadığı 13.yy belki de Anadolu kültürünün en zengin dönemini içine almaktadır.Sünni kültürü yaşatan medreselerin çokluğu ve
çeşitli kültür yapısına dayalı tarikatlara ilişkin kurulan tekkelerin ve daha da önemlisi Aleviliği bugünlere taşıyan felsefi kültür okullarının çokluğu ve yaygınlaşması,hatta devlet tarafından bu kültüre verilen
desteğin ve bu sayede açılan Alevi Bektaşi tekkelerinin birer Türk okulu niteliği kazanması da bu döneme denk gelmektedir.13.yy ın en büyük özzeliği bilim adamı mutassavıfların en yaygın dönemidir.Anadolu’dan
Balkanlara da yansıyan yüz bu dönemin eseridir.
13.yy ın en büyük özelliği Dede Kargınların,Baba İlyasların,Baba İshakların,Hacı Bektaş,Mevlanaların,Ahi Evren,Abdal Musaların,Kaygusuz,Taptuk,Yunus,Sarı
Saltuk,Karaca Ahmet,Hıdır Abdal,Kızıl Delilerin,Ahi Mahmut,Edeb Alilerin bu döneme damgalarını vurmaları kültürel yoğunluğun Anadolu’da kalıcı izler bırakmasına tanık olmuştur.
Bütün bunlara karşın ne yazık ki,yazı ile aktarılan kaynak yoksunluğu dönemin kültürel zenginliklerini bu günlere aktarırken ayrıntılar net tarih vermede
zorlanmaktadır.Bu zengin dönem velayetnameler ışığı altında ve büyük ozanların şiirlerinde günümüze ışık tutmuştur.Yunus Emre’nin o büyük felsefi şiirleri olmasaydı döneminin Hacı Bektaşi tekkelerinin özellikleri ve
önemi günümüze tarihin kararlıklarında kalarak belki bir ışık ucu olarak kalacaktı.Eğer Kaygusuz’un ölümsüz felsefi şiirleri olmasaydı,döneminin felsefi kaynaklı sanatı ve edebiyatı günümüze yansımayacaktı.
Hacı Bektaş Veli,Abdal Musa,Kızıl Deli,Demir Baba,Süceattin Veli,Koyun Baba,Sarı Saltuk Velayetnameleri Alevi ve Bektaşiliğin efsanelere ve kültür
birikimlerine,gelenek göreneklerine dayalı yazılı kaynaklarıdır.Bu kaynakların yazılmaları adına yazılan kişinin ölümünden yüzlıllarca sonra dinlencelerden derlenmiş kaynaklardır.
Bununla ilgili verilen Selçuklu,Osmanlı ve batılı,Asyalı kaynaklar hep bir biriyle çelişen bilgiler içermektedir.Hacı Bektaş Veli’nin doğum ve ölümüyle ilgili,bu
yüce pirin gerçek yaşamına ilişkin bilgilerin çelişikliği,Osmanlı devletinin ilk ikiyüz yılına damgasını vurmuş Alevi felsefesinin derin hoşgörüsü bile gözlerden uzak tutulmaya çalışılmıştır.Ancak bu dönemin bütün
bilgileri yine velayetnemelerde mevcuttur.
Hacı Bektaş veli’nin soyu konusunda,evlenip evlenmediği,evlendiyse kiminle ve çocukları kimlerdir? Konuları bile aydınlanmış değildir.Hacı Bektaş Veli’den sonra
posta hemen oturan kişinin kim olduğu konusunu bile tarihler net olarak anlatmaktan yoksundur.Hacı Bektaş Veli’ye ait olduğu bazı temelsiz kaynaklarda yeralan Şerhi Besmele gibi,Makalat gibi eserlerin
velayetnamelerdeki Alevi Bektaşi yaşamına uymadığı rahatlıkla görülmektedir.Bu eserlerin Hacı Bektaş veli’ye ait olduğu bilim adamlarınca tartışma konusudur.İren Melikof,Ahmet Yaşar Ocak gibi uzman bilim adamları bu
eserlerin Hacı Bektaş Veli’ye ait olmadıklarını,olamayacaklarını araştırmalarına dayanarak söylemektedirler. Nakşi Şeyhlerinden Prof.Dr.Esat Korkmaz gibi birisinin Makalat adlı eseri bulup Hacı Bektaşındır diyerek
topluma sunması ve kaynak gösterememesi,üstelik Arapça yazılmış bu eserin hiçbir yerinde Hacı Bektaş Veli’nin adının bile geçmemesi,yine Rüştü Şardağ gibi bir yazarın hiçbir kaynak göstermeden Şerhi Besmele gibi
sünni kurallı yazılmış kitabı hünkara mal etmesi de bilimsel verilerle çelişmektedir.
Selçuklu ve Osmanlı dönemi kaynakları da verdikleri bilgilerde çelişkilidirler.Anadolu Aleviliğinin kurucularından ve Hacı Bektaş Veli’nin Mürşidi olan Baba İlyas
Horasanı’nın torunlarından Aşık Paşaoğlu yazdığı Osmanlı tarihinde Hacı Bektaş’la ilgili sağlıklı bilgiler vermemektedir.Zaman zaman Hacı Bektaş veli’yi küçük gören ifadeler kullanarak kendi kan soyunu yükselttiğini
düşünmektedir.Oysa yazacağı doğrular,Hacı Bektaş’la ilgili her olumluluk Baba İlyas’a itibar kazandıracaktır.Yine Baba İlyas’ın torunu olan ve Babailer’in tarihini yazan Elvan Çelebi Hacı Bektaş’la ilgili kullandığı
kelimeler daha da saygındır.O döneme ilişkin en değerli bilgileri Menakubil Unsiye Menakubil Kutsiye adıyla yazılmış o değerli eserden almaktayız. Bunun yanında yine Mevlana’nın yakın müritlerinden Eflaki’nin
Ariflerin Menkıbelerinde de Hacı Bektaş veli’ye yer vermektedir.Bunun dışında Hacı Bektaş veli’yle ilgili yer yer bilgi veren kaynaklar bu yüce velinin yaşamına ilişkin yeteri kadar bilgi vermekten uzak kalmıştır.
Hacı Bektaş,Bektaşilik,Alevilik konularnda yazılı kaynaklardan sağlıklı ve ayrıntılı bilgi almak oldukça zordur.Alevi ve Bektaşilik konusunun ögrenmek halkın
dilinden,söylencelerden,efsanelerden,velayetnamelerden öğrenilmketedir.Bundan başka halk ozanların şiirleri Alevi Bektaşi felsefesini,gelenek,görenek ve inançlarını daha da net olarak vermektedir
Alevi Bektaşi toplumunun yazgısı dır ki kendi kuruluşunda büyük emekler verdiği Osmanlı devlet yapısıyla zaman içerisinde ters düşerek karşı karşıya gelmiştir.Aleve
Bektaşi fikirleriyle ilk ikiyüz yılını barış ve hoşgörü içinde geçiren Osmanlı devleti ne zaman ki fetihlerle büyüyüp geliştikçe,devlet içerisinde feodalite güçlendikçe ve 14.yy dan sonrda Anadolu’ya çeyitli sünni
tarikatlar geldikçe ve devlete hakim olan güçler tüccarlar,toprak ağaları ve dini güçler devletin hoşgörülü yapısını da ortadan kaldırıyordu.Özellikle Çelebi Mehmet ve Musa Çelebi’nin temsil ettiği sınıfların
savaşında Alevi toplumunun desteklediği Musa Çelebi’nin yenilgisiOsmanlı devlet yapısını tümüyle değiştiriyordu.İkinci bir darbe ise 2.Bayazıt’ın oğullarından Şehzade Ahmet’le Yavuzun mücadelesi sonunda Yavuzun
kazanması ve Osmanlı devlet sistemini tümüyle değiştiriyordu.Bu ise Alevi Bektaşiler açısından zor günler yaşatıyordu.Onlarca insanın devlet eliyle katledilmesi,Bütün Alevi köylerini sünnileştirme politikası,Kanunu
Sultan Süleymanın kanunnameleri,Sarı Selim’in Alevilerle ilgili verdiği ölüm fermanları bu toplumu kültürleriyle birlikte ortadan kaldırmaya yönelikti.Ancak bu yenilgiye Anadolu nüfusunun yüzde altmışının Alevi
olması bile yetmemeştir.Çoğu köylere yapılan camiler ve sünnileştirme asimilasyonu sonuçlarını kısa sürede vermiş olup,rahatını düşünenen ancak onurlarını ayak altına alan insanların sünnileşmesi sonucu Alevi
Bektaşi kültürü dağ başlarında,ıssız mezralarda yaşatılarak bugünlere bir avuç kalmış onurlu insan sayesinde gelmiştir.
4.Murat ve 11.Mahmut’un uygulamaları bu toplumu bitirmeye yetmemiş,ileriki zamanlarda aydın Avrupalı Osmanlı Paşaları Bektaşiliği benimseyerek,Alevi Bektaşiliğin
aydın fikirlerini Osmanlıya yerleştirmede geç kalmamıştır.Tanzimatla başlayan bu aydınlanma fikirleri Mustafa Kemal’in bağımsızlık ve devrimlerinin de temelini hazırlamıştır.İşte Aleviler Bektaşiler o nedenle kendi
kurdukları cumhuriyete sıkı sıkı sarılma ve özgür laik fikirleri cumhuriyetten ayırmamağa kararlı görünmektedirler.
|