Bütün yozlara ve yobazlara rağmen Alevi kalmaya devam edeceğiz. Remzi KAPTAN

Alevi Konseyi  Alevi Council Alevitische Rat

Sayın ziyaretçi, bu sayfayla amacımız; Alevilik-Aleviler üzerine bilgiler sunmak ve Alevi Konseyi’nin görüşlerini aktarmaktır. Sorularınızı, önerilerinizi alevikonseyi@yahoo.com adli email adresine yazabilirsiniz. Çalışmalarımıza katkı sunan başta rehberimiz Remzi KAPTAN olmak üzere herkese teşekkür ediyoruz.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ana Sayfa

Aleviler/ Alevilik

Ehlibeyt/ 12 imam

Hz. Ali

Alevi Önderleri

Alevilik Bilinci

Hacı Bektaş/ Bektaşilik

Pir Sultan Abdal

Tarih/Olaylar

Kadın/Gençlik

Hasan Sabbah

Genel

www.alevitentum.de www.turnakitap.com www.pirtv.com www.turnadergisi.de

alevikonseyi@ hotmail.com

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Güzel insan

Kader konusunda görüşlerimizi “Kader” başlıklı bölümde belirtmeye çalışmıştık. Konumuzun muhtevası gereği bir kez daha kısaca anlatmaya çalışalım.

Bizce insanın yeteri kadar eğitim alamaması, sağlık hizmetinden yararlanamaması, sistemlerin kötülüğü yüzünden hukuktan yararlanamaması kader değildir. Bütün bunlar insanın insan üzerindeki tahakkümünden kaynaklanmaktadır. Irkçılık, yobazlık, kendi cemaatinden başka insan tanıyamaması, kendi doğrularında ısrarlı, başkalarının değerlerine saygısız... bütün bunların sonunda oluşan haksızlıklar. Bütün bunlar kader değildir. Sözü şuraya getirmek istiyoruz; bir insanın iyi bir eğitim için koşullarının uygun olması ve böylece eğitim alması, makam ve mevki sahibi olması. Bunun sonucunda kendini üst insan, güzel insan, her şeye muktedir, her şeye lâyık insan olarak görmesi, onun gerçekten eğitimsiz bir insandan üstün olduğu anlamına gelmiyor. Bütün insanlar Allah’ın nazarında birdir. Allah için milyarder de birdir, topraksız bir köylü de. İnsanı insan yapan ahlâkı ve değerlere bağlılığıdır. İnsanlığa zerre kadar iyiliği olmamış, her türlü etikten, değerden yoksun, bencil, egoist, çıkarcı bir insan ne kadar zengin olursa olsun, ne kadar eğitim alırsa alsın insan değildir. Buna karşın yoksul, eğitimsiz ama doğal, dürüst, ahlâklı bir insan en yüce insandır. İnsanın insanlığı parası ile, eğitimi ile, makamı ile ölçülmez. Bizlerin ölçüleri doğruluk, dürüstlük, paylaşım, sadelik, iyi niyet, samimiyet ve benzeridir. Mahzuni Şerif bir deyişinde şöyle diyor: “Diplomayla olmaz hâkim olanlar, suçsuzun başına çöktüysen yuh”. Evet, insan diploma ile bazı makamlar elde edebilir, para, şöhret, her türlü dünyevi meta elde edebilir. Ama bilinmesi gereken; bütün bunların sonuçta boş olduğu, geçici olduğu gerçeğidir. Bir çok insan tarihten günümüze kadar devam eden haksızlıklar sonucu eğitim imkânı, dolayısıyla kendini geliştirme imkânı bulamamıştır. Bu, bu insanın alt insan olduğu, beceriksiz, yeteneksiz, hiç bir şeye lâyık olmadığı, makam sahiplerine hizmet için yaşadığı, başkada hiç bir önemi olmadığı anlamına gelmiyor. Ne yazık ki, para ve mevki sahipleri parası ve makamı olmayan insanı aşağılıyor, horluyor ve dışlıyorlar. Bunun yanlış olduğunu söylerken, makam ve mevki sahiplerinin kötülüklerinden insan olarak utanç duyuyoruz. Gözünü kin, kibir, şöhret tutkusu ve kan bürümüş insandan utanç duyuyoruz. Sırf parası, şöhreti, makamı, eğitimi yok diye insanı aşağılayan, horlayan, ezen, sömüren insandan utanç duyuyoruz.

Dünyada ilelebet yaşayan insan gördünüz mü, duydunuz mu? Cevap hayırdır. Her doğan mutlaka ölecek. Peki öldüğünde insan beraberinde ne götürüyor? Parayı, makamı, katları-yatları, evleri, arabaları, yaşarken yanından ayrılmayan yalakaları, dalkavukları beraberinde götürüyor mu? Cevap hayır. İnsan ölürken yanında, dünyada meta anlamında hiç bir şey götürmüyor. Canını dahi beraber götürmeyip toprağa veriyor. Götürdüğü iyilik, güzellik, yardımseverlik, ahlâklılıktır. İnsan, doğruluğu, dürüstlüğü, paylaşımı, dayanışmayı, dostluğu kısacası insaniyeti kazanmak için çalışmalıdır. İnsan bir çok nedenden dolayı hiç bir anlamı ve önemi olmayan kağıt parçaları kazanmak için çalışıyor. Sonunda bunların hiç bir önemi yoksa neden öyleyse bütün bu olumsuz davranışlar, tutumlar, yaşam şekilleri? İnsan bunu ömründe bir defa değil, her gün sormalı. İnsan kendini kandırmamalı. “Herkes yapıyor ben de öyle yapıyorum” diyerek kendisini aldatmasın. Bilinsin ki; her insan kendisinden sorumludur. ‘Her koyun kendi bacağından asılır’ deyimi boşuna söylenmemiştir.

Her zaman, her yerde olduğu gibi bizleri yine birileri yanlış anlayacaktır. Bizlerin sermaye ve yüksek eğitim karşıtı olduğumuz sanılacaktır. Bunun böyle olmadığını belirtelim. Elbette her insanın maddi anlamda rahat yaşaması hakkıdır. Yine bunu çabalaması doğaldır. İnsanın kendisini sürekli olarak geliştirmesi ve eğitim alması çok önemlidir. Bizler bazı şeyleri reddederken bunların bilincindeyiz. Bizlerin anlatmak istediği (anlaşılır bir şekilde anlatıp anlatmadığımızdan emin olmadığımız) farklı bir durumdur. Bizler burada insanın paranın esiri olmaması gerektiğini vurguluyoruz. Para bir araçtır. Ama insanlar paraya tapar hâle gelmişlerdir. Para araç olmaktan çıkmış, amaç hâline gelmiştir. Yanlış olan budur. Para böyle değerli olunca, bütün değerler para ile ölçülür hâle geliyor. Yani bir insanın parası varsa o en akıllı, en bilgili, en muteber, en saygın, en önemli kişi oluyor. Parası olmayan kişi ise en olumsuz sıfatlara lâyık kişi oluyor. Yanlış olan budur. İnsanın kişiliği parayla ölçülmez. İnsan tabiatı itibariyle yücedir. İnsan meleklerden yücedir. Nasıl olurda meleklerden daha yüce sıfatlarla sıfatlandırılan insanın değeri -aslında gereksiz- parayla, kağıt parçalarıyla ölçülür. Bunu yapanlar yarın yaratıcıya ne cevap verecekler. Yine bazı sözde okumuş ama özde cahil kalmış kimseler, okuma imkânı olmamış insanı cahil görürler, aşağılarlar. Bunlar bunu çok sinsice yaparlar. Öyle ki; bir takım abuk subuk sözler söyler, anlaşılmayan bir terminoloji kullanırlar. Bu yanlıştır. Okumuş, gelişmiş, bazı gerçekleri kavramış insanın görevleri vardır. Bildiklerini diğer insanları aşağılamak ve üstünlük taslamak için kullanmamalı. Bildiklerini, düşüncelerini diğer bilmeyen insanlarla paylaşmalı. Doğru olan da budur. Bütün bunlardan yola çıkarak sorabiliriz. Sizin mevkiniz, makamınız nasıl bir durumda? Sadece maddi makamlar değil, gönül makamınız ne durumda?

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ana Sayfa

 

 

Soru ve önerileriniz için mail adresinizi yazmayı unutmayınız

Ad-Soyad:
eMail:
il-ilce:
Mah+Cad+No.:
Telefon:
Baslik:
Text: