Bütün yozlara ve yobazlara rağmen Alevi kalmaya devam edeceğiz. Remzi KAPTAN

Alevi Konseyi  Alevi Council Alevitische Rat

Sayın ziyaretçi, bu sayfayla amacımız; Alevilik-Aleviler üzerine bilgiler sunmak ve Alevi Konseyi’nin görüşlerini aktarmaktır. Sorularınızı, önerilerinizi alevikonseyi@yahoo.com adli email adresine yazabilirsiniz. Çalışmalarımıza katkı sunan başta rehberimiz Remzi KAPTAN olmak üzere herkese teşekkür ediyoruz.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ana Sayfa

Aleviler/ Alevilik

Ehlibeyt/ 12 imam

Hz. Ali

Alevi Önderleri

Alevilik Bilinci

Hacı Bektaş/ Bektaşilik

Pir Sultan Abdal

Tarih/Olaylar

Kadın/Gençlik

Hasan Sabbah

Genel

www.alevitentum.de www.turnakitap.com www.pirtv.com www.turnadergisi.de

alevikonseyi@ hotmail.com

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

Yas-ı matem ayı Muharrem gelmişti.

Kerbela’da yaşananlar dün olmuş gibi yakındı.

Ama

ama her devirde olduğu gibi; devrin cahilleri,

gafilleri

vurdumduymazları

insan suretine bürünmüş olan mahlûkatları, Kerbela’yı

yok sayıyorlardı.

Kerbela’da şahlar Şahı İmam Hüseyin’in ve diğer

imamların yoluna bağlılığın sembolü olan on iki günlük

orucu tuttuğu için alaya alınıyordu yol sürenler.

Bu yolu sürenlerden biri de Suna’ydı.

Suna bir yüksek okula gidiyordu.

Yola bağlıydı.

Her fırsatta duasını eder

Ehlibeyt’e ve Hak Erenler’e bağlılığını

Hakka teslimiyetini yenilerdi.

Suna, inançta netleşmiş

yolun edep erkânını kavramış

yola hizmet konusunda kararlıydı.

Ama dedik ya, her devrin Yezitleri

Mervanları

Mülcemleri

Hınzırları vardı.

Suna’nın etrafında bunlardan yığınla vardı.

Suna çok bocalamıştı karar aşamasında.

Ya bu çevreyle irtibatını sürdürüp doğrularını

savunacak

Ya da kendi içine kapanıp sadece derslerine

yoğunlaşacaktı.

Suna hem derslerine yoğunlaşmaya, hem de

yozlarla, yobazlarla

her türlü fikri

zikri

ilmi

edebi

kültürel

yaşamsal konularda mücadele edecekti.

Köken olarak kendisiyle aynı olanların tamamına

yakını yozlaşmıştı.

Yoz yaşamın çamurunda debelenip duruyorlar ama

onlar harikulâde dans figürleri yaptıklarını düşünüyorlardı.

Bataklık çekici olduğundan, taraftarları günden güne

çoğalıyorlardı.

Batakılığın pisliğinde yok olup gidiyorlardı. Ne acıdır ki,

yok oluşlarının farkına, yok oluşa yakın,

artık geriye dönüşün mümkün olmadığı bir zamanda varıyorlardı.

O zaman da iş işten geçmiş oluyordu.

Yobazlar ise savunduklarının aksini pratikte uyguluyorlardı.

Söylemlerinde, kardeşliği esas aldıklarını söylerken, pratikte

düşmanlığı,

söylemde yeniliği, pratikte geriliği

söylemde farklı inanca saygı derlerken, pratikte katledilmeleri

için fetva veriyorlardı.

Yobaz, köhnemiş gelenekleri inanç diye yutturmaya

kalkışıyordu.

Kendi doğrusundan başka doğru tanımıyordu.

Yığınla çelişki olmasına karşın "bu doğrudur" diyordu.

İşte böylesi yozlarla, yobazlarla dolu okulda bir onur

mücadelesi veriyordu Suna.

Yas-ı matem ayı Muharrem olduğunu bildiklerinden Suna

ile akılları sıra alay etmeye çalışıyorlardı.

Okulun kantininde hem yoz grup, hem de yobaz grup

Suna’nın başına toplanmış Suna’yı soru yağmuruna

tutuyorlardı.

İlginçtir,

yozlar ile yobazlar görünüşte zıt fikirdeler

ama özde aynılar.

Her iki grupta Suna’yla dolayısıyla inancıyla alay

etmeye çalışıyordu.

Her iki grubunda kullandıkları argümanlar aynıydı.

Nasıl olur demeyin.

Oluyor.

Biri allahsızlığı bayrak edinmiş.

Diğeri ‘Allah adına kendini yetkili görüp can alacak’ şekilde

Allah taraftarı gösteriyor.

Ama Suna’ya

Suna’nın şahsında Ehlibeyt’e ve Ehlibeyt taraftarlarına

saldırı konusunda ikisi bir oluyor.

Sentez olamayacak kadar zıt olan bu anti’ler Suna’ya

saldırıda  birleşiyordu.

İlginç

ama

ama onlar saldırdıkça Suna sakinleşip Ehlibeyt’in

savunmasını yapıyordu.

Tıpkı Hüsniye

Hüseyin

Pir Sultan

Babailer gibi...

Suna sorulan en mantık dışı, ahmak soruları dahi

onların tezlerini çürütecek şekilde cevaplıyordu.

Sorulan en ahlâk dışı iftiraları onlara Hüseyince bir

tavırla iade ediyordu.

Böyle tartışmalar çok olmuştu.

Aslında bunlar düzeyli tartışmalar olmayıp, düzeysiz

saldırılardı.

Suna her defasında saldırıları püskürtüp mevzisini

sağlama alıyordu.

Suna her saldırı sonucu yenilmek,

pes etmek bir yana dursun daha da güçleniyordu.

Bilinç düzeyi yükseliyor,

hedefleri netleşiyor,

kararlılığı keskinleşiyor,

ufku genişliyordu.

Akşam olup Suna eve varınca ailesinin onu sofra

başında beklediğini gördü.

Babası duayı edip bütün aile ilk iftarını açacaktı.

Baba bütün samimiyeti

İçtenliği

teslimiyeti

inanmışlığı ile duasına başladı.

Bismillahirahmanirahim

ey yüce Allahım

bize bu Muharrem orucunu

Kerbela matemini tutmayı nasip ettiğin için sana hamdı

senalar olsun.

Peygamberine salât ve selam olsun.

Kerbela şehitlerinin ruhları ilahi nurun ile şad olsun.

Yezide ve soyuna lânet olsun.

Bütün şehitlerin

erenlerin

evliyaların yüzü suyu hürmetine,

tuttuğumuz oruçları,

yaptığımız ibadetleri

Dergahı izzetinle kabul eyle.

Selamullah Ya Hüseyin!

Selamullah Ya Hüseyin!

Selamullah Ya Kerbela’da susuz şehit düşen Şühedalar!

Bismişah Allah

Allah diyelim,

Hak lokması yiyelim.

Gerçeğe Hü!

 

***

 

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ana Sayfa

 

 

Soru ve önerileriniz için mail adresinizi yazmayı unutmayınız

Ad-Soyad:
eMail:
il-ilce:
Mah+Cad+No.:
Telefon:
Baslik:
Text: