|
ibadet
İnsanoğlu istediği kadar kendisini maddi hesaplar ile avutsun. Bir noktadan sonra bu maddi hesapların yetmediği ortaya çıkar. Kişi istediği kadar ve istediği tonda madde ile kendisini donatsın. Bu donatma
bir süre sonra tıkanır. Bu tıkanma kaçınılmazdır. Fakat bazı insanlar bu tıkanmanın olmayacağını ve maddenin her şeye kadir olduğu inancındalar. Böylesi bir inanç yanlıştır. Madde her derde deva değildir. Hiç bir
zaman da olmamıştır ve hiç bir zaman da olmayacaktır. Elbette ki, madde önemlidir. Maddenin yaşamsallığı tartışılmaz. Madde olmadan maneviyat olmaz. Ancak madde her şey değildir. Madde ve maneviyat birbirini
tamamlayan unsurlardır. Tıpkı oksijen ve hidrojen gibi. Oksijen ve hidrojenin birleşiminde su meydana gelmekte. Bunlar tek başına asla suyu teşekkül ettiremezler. Oksijen ve hidrojen, su örneğinde olduğu
gibi birbirini tamamlayan unsurlardır. Aynı referans madde ve maneviyat için de geçerlidir. Maddesiz bir yaşam imkânsızdır. Yine kısıtlı maddi olanaklarla yaşam oldukça zordur. Fakat maneviyatta önemlidir. Madde ve
maneviyat bir araya gelince insan “tam insan” olur.
İbadet bu tam insan olma yolunda önemli bir araçtır. Bazıları ön yargılarından veya art niyetlerinden dolayı bu “araçtır” kavramını tersyüz anlayabilirler. Ancak doğru ve objektif bir şekilde parçaya
değilde bütüne bakıldığında görülecektir ki; ibadet bir araçtır. Neyin aracı? Tam insan olmanın aracı.
Bizce ibadet zarurîdir, gereklidir. Şüphesiz bizlerin ibadet anlayışı farklıdır. Çalışmamızın bütünü ele alındığında ibadet anlayışımızın temelleri ortaya çıkmaktadır.
Sözlük anlamıyla ibadet; “Tanrı’ya karşı kulluk görevlerini yerine getirme” olarak tanımlanıyor. Fakat bizce ibadet kavramının muhtevası çok daha geniş ve derindir. Her şeyden önce Allah’ın bizlerin
ibadetine ihtiyacı yok. Bizlerin ibadete ihtiyacı var. İbadet eden insan iç huzuru, munisliği, paylaşmayı yakalamış; yüzeyselliği, yapmacıklığı aşmış kişidir. İbadet, insanı kendisiyle, çevresiyle, doğayla barışık
hâle getirir. İbadetin gerçek anlamı ve amacı budur. Fakat biliyoruz ki; bazı kimseler ibadeti yüzeysel olarak algılıyor ve kendi iktidar, makam, mevki, hırsı için bir araç olarak uyguluyor. Görünürde çok ibadet
eden böylesi insanlar, bu özde değil sözde ibadetleri ile diğer insanlar üzerinde egemenlik kurmaktalar. Bizler tarih boyunca ve günümüzde bu tür anlayışları red ve mahkûm etmişiz. Böylesi kimseler en kutsal
kavramları dahi kendi egoları için kirletmekteler. Bizlerin ibadet anlayışıyla bu tür insanların ibadet anlayışları ve uygulamaları birbirine zıttır.
Yukarıda izah etmeye çalıştığımız ibadet anlayışımızı ve ibadeti pratikleştirmemizi biraz daha açarsak şöyle bir formasyonla özetleyebiliriz:
- İbadet, insanın tam insan olması yolunda, kendisiyle ve çevresiyle barışık bir şekilde yaşaması yolunda bir araçtır.
- İbadet, insanın yaratıcı Allah ile ilişki içinde olmasıdır.
- Ybadet, insany yolundan, riyadan, kötülüklerden uzak tutar.
- Ybadet eden insan iç huzurunu bulur.
- Ybadet, insanyn günlük hayat karma?asynda bilerek veya bilmeyerek yapty?y davrany?laryn sorgulandy?y bir içsel platformdur.
- Ybadet, insanyn geçmi?te yapty?yyla hesapla?masy ve gelecekte yapacaklaryny hesaplamasydyr.
- Ybadetin biçimi yoktur. Her ne kadar bazylary ibadeti bir takym biçimsel rituellerle synyrlasada, özde ibadetin biçimi yoktur.
- Ybadet için zamanyn ve mekânyn önemi yoktur. Ynsan istedi?i yerde, istedi?i zaman, istedi?i ?ekilde, istedi?i dille ibadetini yapabilir. Bu noktada Kuran’y Kerim’in Ali Ymran suresinin 191. ayeti oldukça yol
göstericidir. Bu ayet ?öyledir: “Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’y zikrederler ve göklerin ve yerin yaratyly?y konusunda dü?ünürler”.
Bu bölümde daha çok ibadetin kişisel boyutunu irdelemeye çalıştık. İbadetin kişisel boyutu olduğu gibi toplumsal boyutu da vardır. İbadetin toplumsal boyutunu “Cem” adlı bölümde daha detaylı olarak belirteceğiz.
Yine “Dua” adlı bölümde de ibadet ile ilgili başka tanımlamalar yapacağız. Nitekim Hz. Peygamber duayı “ibadetin özü” olarak belirtmiştir. Bütün bunların ışığında biçimselliği aşan, yüzeyselliği aşan, öze önem
veren, özdeki gerçeği özümseyen, Allah’a inanmayı şart kılan, insanın dünyevi ihtiraslarını, kinlerini, kibirlerini dizginlemeyi öneren ibadet anlayışımızı sizede öneriyoruz. Bu önerimizi cevaplamaya hazır mısınız?
|