Bütün yozlara ve yobazlara rağmen Alevi kalmaya devam edeceğiz. Remzi KAPTAN

Alevi Konseyi  Alevi Council Alevitische Rat

Sayın ziyaretçi, bu sayfayla amacımız; Alevilik-Aleviler üzerine bilgiler sunmak ve Alevi Konseyi’nin görüşlerini aktarmaktır. Sorularınızı, önerilerinizi alevikonseyi@yahoo.com adli email adresine yazabilirsiniz. Çalışmalarımıza katkı sunan başta rehberimiz Remzi KAPTAN olmak üzere herkese teşekkür ediyoruz.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ana Sayfa

Aleviler/ Alevilik

Ehlibeyt/ 12 imam

Hz. Ali

Alevi Önderleri

Alevilik Bilinci

Hacı Bektaş/ Bektaşilik

Pir Sultan Abdal

Tarih/Olaylar

Kadın/Gençlik

Hasan Sabbah

Genel

www.alevitentum.de www.turnakitap.com www.pirtv.com www.turnadergisi.de

alevikonseyi@ hotmail.com

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

        • ERENLER VE OZANLAR
        • HZ. ALİ’Yİ ZİKREDİYOR
        • Hz. ALİ’DEN BAŞKA BİR ŞİİR:
        • “İşte ben öncekilerin ilmine haiz oldum,
        • Ve ben sonrakilerin ilmini gizledim.
        • Bütün Gayp sırlarının kaşifiyim. 
        • Ben her küçük ve büyüğün emiriyim.
        • İlmim bütün alemlere ihata etmiştir”
        •  
  • 7 ULU OZAN GÖZÜ İLE HZ. ALİ
  • PİR SULTAN ABDAL’IN GÖZÜ İLE(53)

    Alevi inancında 7 Ulu Ozandan biri olan Pir Sultan Abdal, 15. Yüzyılda yaşamıştır. Asıl adı Haydar olan Pir Sultan Abdal’ın Sivas’ ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde yaşadığı sanılmaktadır. Yaşam öyküsü Alevi / Bektaşi toplumunun deyiş ve söylencelerine dayanır. Osmanlı imparatorluğuna karşı Safevi Türk Kızılbaş Devletini savunan Pir Sultan, döneminin toplumsal sorunlarını kendisine konu edinmiş, deyiş ve şiirleri ile halkı bu uğurda motive etmiş ve ileri düzeyde etkilemiştir.

    Binbir adı vardır birisi Hızır,

    Her nerde çağırsam orada hazır.

    Ali’m Padişahtır Muhammed vezir

    Bu fermanı yazan Ali değil mi?

    Pir Sultan Abdal’am ben bir fukara

    Acep bulunur mu derdime çare

    Yüzü kara nasıl varam huzura

    Divanda oturan Ali değil mi?

    Ali ile Muhammed kurdu bu yolu

    Mümine saçıldı tarikat gülü

    Bir ulu dergâhtır sürelim demi

    Ali ile Muhammed’in aşkına

    Ben gayrı nesne bilmezem

    Allah bir Muhammed Ali

    Özümü gayra salmazam

    Allah bir Muhammed Ali

    SEYYİT İMADETTİN NESİMİ’NİN GÖZÜ İLE

    Alevi inancında 7 Ulu Ozandan biri olan Seyyid Nesimi, Irak / Bağdat’ ın Nesim kasabasında yetişmiş, Diyarbakır yöresine yerleşen Azeri asıllı Türkmen’lerdendir. Halep’te, asıl adı Ebu Abdullah Hüseyin bin Mansur el Beyzavi el Hallac olan Alevi / Bektaşi literatüründe genellikle Hallacı Mansur ismi ile anılan zatın (Enel – Hak / Vahdet- i Vücud -/-Tanrı ile varlığın bütünleşmesi) felsefesini dile getirdiği için derisi yüzülerek 1417 yılında Halepte şehit edilmiştir. (Bazı tarihler ise bu şehadetin 1403 yılı olduğunu yazarlar)

    (Hallacı Mansur Hicri 244 / Miladi 858 yılında Beyza yakınlarında bir kasaba olan Tur’da doğmuştur.26 Mart 922 de Abbasi Halifesi Muktedir’in emri ile Bağdat’ta asılarak, uzuvları kesilerek işkence ile öldürülmüştür. Hallacı Mansur’un babası Müslüman, dedesi ise Mezdek inancındandır. Hallac-ı Mansur bazende Muhammed bin Ahmet el-Farisi adını kullanmıştır)

    Ey benim Şahım, sığınağım,

    Fazlı Rahmanım Ali,

    Selam ey Şah-ı Merdan Ali

    Selam ey Fazl-ı Yezdan Ali!

     

    ŞAH İSMAİL’İN (ŞAH HATAYİ) GÖZÜ İLE

    Alevi inancında 7 Ulu Ozandan biri olan Şah İsmail Hatayi, Azeri asıllı Türkmen’dir. Babası Şeyh Haydar, anası Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ ın kızı Alemşah Halime Begüm Sultan’dır. 1487 yılında Güney Azerbaycan’ ın Erdebil kentinde doğmuştur. Alevilerinin Cemlerinde deyişleri en çok okunan 7 Ulu Ozandan biridir. Şah İsmail Hatayi, 1500 yılında Erzincan’nın Sarıkaya Yaylasında, Seyyid Ocakları mensubu Dedeler ile Türkmen aşiret ve oba beylerinin katıldığı büyük Türkmen kurultayına başkanlık etmiş ve 9 Eylül 1502 tarihinde de Tebriz’de “Safevi Türkmen Kızılbaş Devletini” kurmuştur. Osmanlı padişahı Yavuz’ la 19 Mart 1514’ te yaptığı Çaldıran Savaşını kaybetmiş, 1524 ‘ te 37 yaşında iken Azebaycan’ da Hakk’a yürümüştür. Kabri Erdebil’ dir.

    Sufi Mezhebimin Nesin Sorarsın 

    Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz 

    Gözlüye Gizli Yok Ya Sen Ne Dersin 

    Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz 

    Eğnimize Kırmızılar Giyeriz 

    Halimizce Her Manadan Duyarız 

    Katarda İmam Cafer’e Uyarız 

    Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz 

    Her Kimin Ki Çerağını Hak Yakar

    Mümin Olanları Katara Çeker

    Aslımız On İki İmama Çıkar

    Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz

    Biz Tüccar Değiliz Alıp Satmayız

    Erkan Gözetiriz Yoldan Sapmayız

    Gönlümüz Ganidir Kibir Tutmayız

    Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz.

    Muhammed Ali’dir Kırkların Başı 

    Uralım Yezid’e Laneti Taşı 

    Hünkar Hacı Bektaş Veli’dir Eşi 

    Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz

    Baharda Açılır Gonca Gülümüz

    Ol Dergaha Doğru Gider Yolumuz

    On İki İmam İsmin Okur Dilimiz

    Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz

    Şah Hatayi’m Eydür Muhammed Ali

    Onlardan Öğrendik Erkanı Yolu

    Ali Muhammed’dir Muhammed Ali

    Biz Muhammed Ali Diyenlerdeniz

    FUZULİ’NİN GÖZÜ İLE(54)

    Alevi inancında 7 Ulu Ozandan biri olan Fuzili’nin asıl adı Mehmet’tir. 1504’ te Kerkük te doğmuştur, Kerkük’te Bayat Türkmen boyunun Karyağdı soyundan gelmektedir. Kitaplar, Fuzuli’ nin en büyük dileğinin uzun yıllar başında beklediği ve gönüllü bekçilik yaptığı, Hz. Hüseyin’in kabrinin bulunduğu Kerbela’da ölmek olduğunu ve bunu vasiyetinde belirttiği için, veba hastalığı salgını sırasında Hakka yürüdükten sonra naaşının orada kaldırıldığını yazarlar. Fuzuli’ nin en önemli yapıtı Kerbela olayını da anlatan “ Hadikat’ üs - Süeda” (Saadete Erenlerin Bahçesi) adını taşıyan çalışmasıdır.

    Düştü Hüseyin atından Sahra-i Kerbela’ya,

    Cibril koş haber ver Sultan’ı Enbiyaya

    ........................

    Şukr-ı Huda ki sâye fekendest ber serem,

    İkbal-i müstedâm-ı tü ya Murtezâ Ali,

    Behr-i necat ber heme çün tâat-ı Hudâ

    Farzest iktiram-ı tü ya Murtezâ Ali,

    Mânend-i Kâ’be ma’bed- ins u melaikest,

    Her câ buved makaam-ı tü ya Murtezâ Ali,

    Her lehze miresed be Fuzüli hezar feyz

    Ez hân-ı âm-ı lûtf-ı tü ya Murtezâ Ali.

    Türkçesi: Şükür olsun Tanrıya ki ya Murteza Ali, senin daimi ikbalin, başıma gölge salmıştır. Sana hürmet etmek kurtuluş için Tanrıya ibadet gibi herkese farzdır. Makamın neresiyse orası, Kâbe gibi insanlarıın da ibadetgâhıdır, meleklerin de. Lûtfunun umumi ve şâmil sofrasından Fuzüli’ye her an binlerce feyiz erişmektedir.(55)

    YEMİNİ’NİN GÖZÜ İLE

    Alevi inancında 7 Ulu Ozandan biri olan ve asıl adı Fazıl oğlu Mehmet olan Yemini, 15. yüzyılın sonu ile 16. yüzyılın ilk yarısında Tuna Irmağı bölgesinde yaşadı. 1519’da yazdığı ve Alevilerce kutsal kabul edilen, Hz. Ali’ nin mitolojik yaşamını konu edinen “Faziletname” (Erdem kitabı) adındaki 7300 beyitten oluşan manzum bir eseri bulunmaktadır. Bir erdem kitabı olan bu kitap, Hz. Ali’nin yaşamının, ehlibeyt ve Hz. Ali sevgisinin yoğun bir biçimde işlendiği temel yapıtlarından biridir.

    Dediler ki keramet kanı Hayder

    Dayanmaz derdimin derrnanı Hayder

    Kamu mümin’lerin kalbinde mihrin

    Olubdur dini hem imanı Hayder.

    İmamü’l Müttekinsin bellü bayık

    Erenler merdinin merdan’ı Hayder

    Cemad’a dil verirsin emr-i Yezdan

    Verir nutkun ölüye canı Hayder.

    VİRANİ’NİN GÖZÜ İLE

    Alevi inancında 7 Ulu Ozandan biri olan Virani, 16. Yüzyılda Eğriboz adasında doğmuştur. Hurufiliği benimsemiş bir Bektaşi ozanıdır. Bir süre Necef’te Hz. Ali’nin türbesinde türbedarlık yapmıştır. Virani, Balkanlarda Demir Babadan babalık icazeti almış, Hz. Ali’ ye olan aşkını dile getiren çok sayıda şiir yazmıştır. Virani’ ye göre “Evrende ve bütün nesnel varlıklarda görünen” Hz. Ali’ dir.

    İstemem alemde gayrı meyvayı

    Tadına doyulmaz balımdır Ali

    İstemem eşyayı verseler dahi

    Kokmazam sünbülü gülümdür Ali

    Ali’mdir kadehim Ali’mdir şişe

    Ali’m sahralarda morlu menekşe

    Ali’m dolu yedi iklim dört köşe

    Ali’m saki Kevser dolumdur Ali

    Ali vahid şah-ı Resul kibriya

    İmam Hasan Hüseyn Şah-ı Kerbela

    İmam Zeynel-Aba ol sahib-liva

    Büküldü kametim dalımdır Ali

    Muhamrned Bakır’dır tendeki canım

    Ca’ferüs -Sadık’tır dinim imanım

    Musa-i Kazım’dır derde dermanım

    Varlığım kalmadı malımdır Ali

    Aliyyür -Rıza’dır Şah-ı Horasan

    Taki ile Naki gösterdi burhan

    Hasanül-Askeri mah-ı dırahşan

    Yokladım talihim falımdır Ali

    Muhamrned Mehdi’dir sahibüz-zaman

    Oniki İmam’a kul oldum heman

    Ma’sum-ı pakandır envar -ı cihan

    Esrar-ı Huda’ya alemdir Ali

    Virani’yem düştüm şimdi derdine

    Vücudum gark oldu çile bendine

    Gönül sormaz oldu kendi kendine

    Söyler dehanımda dilimdir Ali

    KUL HİMMET’İN GÖZÜ İLE

    Alevi inancında 7 Ulu Ozandan biri olan Kul Himmet, Tokat / Almus ilçesi / Varsıl köyündendir. 16. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamıştır. Bütün nefeslerinde Hz. Ali, 12 İmamlar ve Hacı Bektaş Veli’yi büyük bir içtenlikle anlatır. Ölüm ve doğum Kul Himmet’ in nefesleri Alevi Cemlerinin vazgeçilmez nefesleri arasındadır. İyi bir tekke eğitimi gören Kul Himmet in, Pir Sultan Abdal’a bağlı olduğu, onun çevresinde yetiştiği, onun müridi olup onu izlediği şiirlerinden açıkça anlaşılmaktadır.

    tarihleri belli değildir. (56)

    Bugün yâr bize geldiGülleri taze geldi 

    Önünde Kanber ile, Ali Murtaza geldi. 

    Ali benim mâhımdır, Kâbe kıblegâhımdır

    Mir’aç’taki Muhammed. O benim padişâhımdır.

                 …

    Şu benim sevdiğim Muhammed Ali

    Kumru dost dost deyü öten Ali’dir 

    Sakınan çağıran mahrum mu kalır 

    Şu sefiller carına yeten Ali’dir 

    Ali’m tutdu Zülfikâr’ın sapını

    Döndürdi kâfirin dine hepini

    Mağribde attı kudret topunu

    Maşrıkta uzatıp tutan Ali’dir.

    KAYGUSUZ ABDAL’IN GÖZÜ İLE

    Anadolunun bazı yörelerinde adı 7 Ulu Ozandan biri olarak anılan Kaygusuz Abdal’ın asıl adı Alâeddin Gaybî’dir. Padisah II. Murat (1421-1451) döneminde ve 1341-1444 yılları arasında yaşadığı, babasının Alaiye (Alanya) Beyi Hüsameddin Mahmud olduğu söylenr. Doğduğu ve öldüğü yer ve yıl kesin olarak bilinmiyor.

    Abdal Musa’nın,Elmalı’daki dervişlerindendir. Uzun yıllar orada hizmet ettikten ve Rumeli’yi gezdikten sonra Mısır’a giderek Kahire’de, Kasr-ül ayn dergahını kurmuştur.

    Ali’ye İsmullah derler,

    Yüzüne secde ederler,

    Taş yerine koyarlar,

    Koyamazsın demedim mi? 

    Bu Kaygusuz ezeliden,

    Himmet almış ol Veliden,

    Oku ilmini Ali’den,

    Doyamazsın demedim mi?

    Kılıç sallar Yezidlerin kasdına

    Ali Zülfikar’ın almış destine

    Tümen tümen genç Ali’nin üstüne

    Erler gelir şahım Abdal Musa’ya.

    Her matem ayında kanlar dökülür

    Demine Hü deyü gülbank çekilir

    Uyandırıp Hak çırağı yakılır

    Erler gelir şahım Abdal Musa’ya.

    SİVAS / MADIMAK ŞEHİTLERİNİN GÖZÜ İLE HZ. ALİ

    MUHLİS AKARSU’NUN GÖZÜ İLE

    Muhlis Akarsu, 1948 yılında Sivas / Kangal ilçesi Minarekaya köyünde doğdu. Küçük yaşlarda katıldığı muhabbetlerde ve cemlerde Alevi - Bektaşi felsefesini öğrendi, saz çalıp türkü söylemeye ve beyitler okumaya başladı. Alevi ozanlarından, Pir Sultan, Şah Hatayi, Kul Himmet, Nesimi Çimen, Karacaoğlan, Aşık Emrah, Aşık Davut Sulari, Aşık Mahzuni Şerif’den etkilendi ve onların deyişlerini okudu. 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak katliamında eşi Muhibe Akarsu ile birlikte yaşamını yitirdi.

    Nasıl methedeyim Sultanım seni

    Binbir ismin vardır birisi Ali.

    Keramet sahibisin Bektaşi Veli

    Dağların odunu bilmez Ali´yi.

    Ali gerçeklerin elbet dostudur

    Ali inkarların elbet hasmıdır

    Ali Muhammed´in öbür ismidir

    Ebu Sufyan oğlu bilmez Ali´yi.

    Akarsu hak için yanar dediler

    Geldi geçti Bektaşiler, Veliler

    Nice deryalarda yüzer gemiler

    Her derya gemisi bilmez Ali´yi.

    NESİMİ ÇİMEN’İN GÖZÜ İLE

    Nesimi Çimen, Adana / Saimbeyli ilçesinde 1931 yılında doğdu, Daha sonra tüm ailesiyle Kayseri, Sarız ilçesine yerleşti. Hatayi, Pir Sultan Abdal ve diğer ozanların nefeslerini söyleyerek kendisini tanıttı. 2 Temmuz 1993 günü Sivas / Madımak katliamında yaşamını kaybeti.

    Gel Dilber Ağlatma Beni Şah’ı Merdan Aşkına

    Du Cihanın Ranıması Şii Yezdan Aşkına

    Şahım Hasan Pir Hüseyin Kerbela Meydan İçin

    Lütfedip Bağışla Cürmüm Ali Süphan Aşkına

    Ey Virani Çıkma Yoldan Doğru Raha Gel Beri

    Muhabbet Şevkat Senindir Ey Hasan-Ül Askeri

    Evliyalar Serfirazı Hacı Bektaş-I Veli

    Sen Ganisin Ver Muradı Devri Mihtan Aşkına(57)

    ALİ ÇAĞAN’IN GÖZÜ İLE

    20 Şubat 1962 tarihinde Erzurum / Şenkaya ilçesi Aydoğdu köyünde doğan Ali Çağan Sivas / Madımak katliamından sağ kurtulanlardır.

    Hasret yarasında tükenmez sızı

    Gün geçer gönülden çıkarma bizi

    Alnında parlayan zöhre yıldızı

    Şahlar şahı merdan Ali aşkına

    Milliyetim insan, dünya’dır yurdum

    İnsanı kamilde mevlayı buldum

    Ele, bele, dile sahip kul oldum

    Hünkar Hacı Bektaş Veli aşkına

    Çağan Ali dost yoluna ol turab

    Gönüller şen olsun, kalmasın harap

    Aşkın badesinden bir damla şarap

    Kırkların sunduğu dolu aşkına

    ERENLERİN ve OZANLARIN GÖZÜ İLE HZ. ALİ(58)

    YUNUS EMRE’NİN GÖZÜ İLE

    Büyük Alevi / Bektaşi Tasavvuf şairlerinden Yunus Emre’nin, 1238 yılında doğduğu ve 1320’de Hakka yürüdüğüdür sanılıyor. Hacı Bektaş Veli bendelerinden ve Taptuk Emre’nin dervişlerinden olan Yunus’un, Anadolu’nun bir çok bölgesinde iddia edilen mezarları olmasına rağmen Eskişehir civarında yaşadığı sanılıyor.

    Ali almış sancağını eline

    Çekilip giderler mahşer yerine 

    Hasan’ı Hüseyn’i almış yanına

    Ah ümmetim deyu ağlar Muhammed.

    Yunus eder gelin kadrin bilelim 

    Fırsat elde iken tevhid edelim

    Ruhu için salavat getirelim

    Ah ümmetim deyu ağlar Muhammed

    BALIM SULTAN’IN GÖZÜ İLE

    Hacı Bektaş Veli’den sonra Bektaşiliğe ciddi bir kurum niteliği kazandıran, onu düzenli bir ocağa dönüştüren bir kişi diye bilinen Balım Sultan’ın 1516 da vefat ettiği sanılıyor. En önemli icraatlarından biri Osmanlı Padişahı Sultan 2. Beyazit’i, sıradan bir katılımcı sıfatı ile Cem ayinine dahil etmek olmuştur. Şiirlerinde ‚”Şâh-i merdân gibi ere tapının, Kim idi bekçisi o dört kapunun” örneğinde görüldüğü gibi büyük bir Hz. Ali aşkı görülür. Bazı kaynaklar onun Ehl-i Beyt soyundan olduğunu vurgularkeniö diğer başka kaynaklar ise Arnavut kökenli olduğunu belirtmektedirler.

    Benim sevdiceğim Ali’dir

    Ali Ali’yi sevenler olmaz mı deli

    Pirimin elinden içmişim dolu

    Ali’yi seversen değme yarama

    Hüdai’nin Gözü ile

    Tasavvuf şiir ve deyişleri ile tanınan asıl adı Sabri Orak olan Aşık Hüdai, 1940’da Maraş / Göksun ilçesi Yoğunoluk köyünde doğdu. Küçükken saz çalmayı öğrenen Ozan, okuma yazmayı asker de öğrendi.Giderek geliştirdiği çalışmalarında bir çok alanda ödüller alan Hüdai Baba, 23 Kasım 2001 de Hakka yürüdü.

    Faydası olmayan bahardan yazdan,

    Yüce dağ başının kışı daha makbuldür.

    Cahilin yaptığı sohbetten sözden

    Ali’min hayali düşü makbüldür.

    Lokma yeme namert olan elinden,

    Sonra kurtulamazsın acı dilinden,

    Namertlerin kaymağından balından,

    Merdin kuru yaban aşı makbuldür.

    Hüdayi konuşur bir ince dilden

    Hal ehli olmayan ne bilsin halden

    Bilgisiz, görgüsüz, duygusuz bir kuldan

    Ölülerin mezar taşı makbuldür.

    ABDAL MUSA SULTAN’IN GÖZÜ İLE

    Anadolu’nun ünlü Evliyalarından ve Ozanlarından olan Abdal Musa Sultan, aslen Azerbaycan’ın Hoy kasabasından Anadolu’ya gelmiş ve Antalya / Elmalı / Tekke köyünde, önemli bir dergah kurmuştur. Rivayete göre Hacı Bektaş Veli’nin önemli Halifelerindendir ve amcası Haydar Ata’nın oğlu, Hasan Gazi’nin oğludur. Kaygusuz Abdal Menkıbesinde “Kösre Musa” adıyla da anılır. 14. Yüzyılda yaşamış olan Evliyanın Anadolu erenleri içinde ki makamı Sultanlık, mertebesi Abdallıkdır . Pir evindeki hizmet postu ise, “Ayakçı Postu”dur. Bu post Bektaşi tarikatındaki on iki posttan on birincisi olup, diğer adı “Abdal Musa Sultan Postu”dur. Ayakçılık, Abdallık mertebesidir

    Muhammed Ali’nin kıldığı dava,

    Yok meydanı değil, var meydanıdır.

    Muhammed Kırklar’a niyaza geldi,

    Ar meydanı değil, er meydanıdır.

    Abdal Musa Sultan gerçek er ise,

    Ali’yi sevenler muhip yar ise

    Hakk’ın maksuduna erem der isen,

    Urganı boynunda dar dediler.

    AŞIK MAHZUNİ’NİN GÖZÜ İLE:

    Aşık Mahsuni Şerif, 3 Ocak 1943 tarihinde Afşin’e bağlı Berçenek köyünde doğdu. 1956 yılında Mersin Astsubay Hazırlama Okuluna girdi. 1959’da Ordonat Tekniker olarak Ankara Ordonat Tekniker Okuluna geldi ve bir süre sonra Askeriyeden ayrılmak durumunda kaldı. Türk Halk müziğine olan ilgisi sonucu bir gurup aşık ile Aşıklar Derneğini kurdu. Anadolu Ozanlarından, özellikle Pir Sultan’dan son derece etkilendi. Yüzlerce kaset ve beste yaptı. 17 Mayıs 2002 tarihinde Hakka yürüdü. Kabri, Hacı Bektaş Veli’nin mekanına yakın bir yerde defn edildi

    Üryan Büryan Vardım Pir Dergahına

    Medet Ya Muhammet Ya Ali Diyerek

    Gönül Verdim Gönül Şahlar Şahına

    Hünkar Hacı Bektaş Veli Diyerek

    Hasan-Ül Asker’ i Ol Ali Aba

    Muhammet Mehciye Mest-Ü Merhaba

    Serin Koymuş Serin Mahzuni Baba

    Yol Muhammet Ali Yolu Diyerek

    SEYYİD ALİ SULTAN’IN GÖZÜ İLE:

    Bazı kaynaklara göre Hacı Bektaş Veli’nin oğlu olduğu iddia edilen ve asıl ismi İbrahim olan, Bektaşiler arasında Kızıl Deli namı ile anılan Seyyid Ali Sultan, Pehlivanların Piri olarak da kabul edilir. Balkanlarda önemli Bektaşi dergahlarının açılımı ve gelişimini sağlamıştır. 1310- ile 1402 arasında yaşayan “Hızır Lala” veya “Hızır Lale” lakabları ile de tanınan Sultan’ın kabri Dimetoka, Demirviran köyünde, kurduğu Dergâhın bahçesindedir.

    Can ile canan Ali, canda cananım Ali,

    Alemin ümidi sensin Hacı Bektaş-ı Veli.

    KALENDER ÇELEBİ’NİN GÖZÜ İLE

    Hacı Bektaş Veli’nin torunlarından olduğuna inanılan ve Hacı Bektaş Dergahı’nda postnişin makamıinda (en yüksek makam) da bulunmuş olan Kalender Çelebi 1476 yılında doğmuş, Osmanlıya karşı Orta Anadolu’da başlayıp Toros ve güneylere kadar uzanan Alevi ayaklanmasına önderlik etmiş ve 22 Haziran 1527’de pusuya düşürülerek öldürülmüştür.

    Allah bir, Muhammed, Ali, Nazar eyle bari bana,

    İzz-ü celalin aşkına, Çektirme şol zari bana

    Pirlere niyaz ederiz, Yalan dünyayı nideriz

    Ölürüz hasret gideririz, Göster şol didarı bana

    GÜZİDE ANA’NIN GÖZÜ İLE

    18 Yüzyılda yaşayan ve kabri Hacı Bektaş dergâhı avlusunda bulunan Feyzullah Çelebi’nin kızı Güzide Ana da aynı sevgi ve coşku ile Hz. Ali sevgisini dile getiriyor.

    Medet Allah, ya Muhammed, ya Ali,

    Dertliyim derdime dermana geldim,

    Bunlardan kurtaran Bektaş Veli

    Dertliyim derdime dermana geldim.

    SEYYİT ALİ ÖZSOY DEDE’NİN GÖZÜ İLE

    Seyyit Ali Özsoy, 1907 yılında Sivas, Sivrialan köyünde doğdu. Anadolu Ozanlar ve Seyyitler geleneginde Hz. Ali sevgisi aynı bütünlük ve devamlılığı onda da görürüz.

    Taş duvara karşı ibadet etmem

    Kıblem Muhammed, Kaben Ali’dir

    Otuz iki farzdan bana söz etme,

    Kıblem Muhammed, Kaben Ali’dir.

    ALİ KEMTERİ BABA’NIN GÖZÜ İLE

    Ali Kemteri (Tuncay), 1872 da Bulgaristan’ın Ayvalı Burgaz ilinin (Ah-yolu) Belveren (Belören, Böleren) köyünde doğmuş, Amucalar / Kebeler soyundandır. Daha sonra ailesi Abdal Ahmet Baba’nın kurduğu Tekirdağ’ının Kılavuzlu köyüne göç etmiştir.1932 yılında Çamlıca’da ki Bektaşi Halife Babası Ali Nutki dan Babalık icazetini alarak Mürşit olmuştur.

     

    Kurban olayım yoluna, Şahı merdanım ya Ali

    Rahim eyle garip kuluna, Dilde sultanım ya Ali

    Kapında ihsana geldim, Aşk ile püryana geldim

    Dertliyim dermana geldim, Derde dermanım ya Ali

    ŞABAN SIRRI BABA’NIN GÖZÜ İLE

    Şaban Sırrı Baba, 1865 yılında Bulgaristan’ın Eski zağra ya (Stara Zagora) bağlı Kızanlık (Kazanlık) Yenişarköy’de (Gorno nova selo) doğmuş, Amuca Kabilesini Şeyh Bedreddin’i tarikatından Bektaşiliğe geçiren Abdal Ahmet Baba’nın oğludur. Bektaşiliği yanında pehlivanlığı da olan Şaban Sırrı Baba, Amucaların köklü boyu olan Abdallar soyundandır. Ayrıca Derviş ve Ozanlığı da vardır.

    Hamdülülillah dilde verdiğim Mustafa nuri hüda

    Nuri vilayet kerem kanı ol Ali’yel Mürteza

    Ilımdan necat ile Şahım Hüseyni hılk Rıza

    Yetiş imdadıma Şahım Hüseyin Kerbela.

    TEVFİK BEY BABA’NIN GÖZÜ İLE

    Trakya’da yaşayan Bektaşilerden ve Amucalar kolundandır. Tevfik Bey Baba,1837’da doğmuş 1896’da sürgünde bulunduğu Trablusgarb’ta Hak’ka yürümüştür. Kendisi Babalık icazeti aldığı için, Trakya’nın önemli Bektaşi - Alevi şair ve bilgin şahsiyetlerindedir.

    Saki dudağın lezzet balından

    Gönül arzu eder ider can değil mi?

    Şerâbı tâlibin rengi alından

    Kızıl renge düşen kan değilmi?

    Murtaza Ali’nin inâyeti ile

    Cümle Evliyanın kerameti ile

    Ey-cümle hüdânın hidâyeti ile

    Tevfik bu mertebe şân değilmi?

    HALİFE CAFER BABA’NIN GÖZÜ İLE

    Tekirdağ, Kılavuzlu Köyünde 1902’da doğan Cafer Baba, Şair Ali Kemteri’nin oğludur.1946’da Eyüp’lü Ali Özöz Halife Babadan, Mürşitlik icazetnamesi alarak Baba olmuş, Trakya’nın önemli Bektaşi şahsiyetlerden ve Amucalar’dandır. 1 Ağustos 1991’da cumartesi günü Hakk’ka yürümüştür. Bektaşiliğe çok büyük emekleri olmuştur.

    Canda cananımdır Ali, Dilde mihmanımdır Ali

    Kerem senden Şahım Ali, Ferahladı deli gönül

    Cafer Baba dile geldi, Cümlemizin yüzü güldü

    Sakiden bir dolu geldi, Ferahladı deli gönül.

    AŞIK NOKSANİ’NİN GÖZÜ İLE

    Aşık Noksani isimli Anadolu’da 19 ve 20. Yüzyılda çok sayıda ozan bilinmekle birlikte, Noksani mahlaslı deyişlerden hangisinin hangi Noksani’ye ait oldukları konusunda tam bir netlik yoktur. Ama bilinen Noksani mahlası kullanan tüm ozanların Hz. Ali, Ehli Beyt ve tasavvuf aşkı ile dolu olduklarıdır.

    Kudret Kandilinde Balkıyıp Duran

    Muhammet Ali’nin Nurudur Billah

    Zuhur Edip Kuffarın Meskenin Yıkan

    Elinde Zülfikar Ali’dir Billah 

    Noksaniyem Niyazımız Ustada

    Elinde Zülfikar Hem Ehli Kanda

    Bin Bir Donda Baş Gösterdi

    Aliyel Murtaza Mürşidimiz, Bülbülümüz Eyvallah

    DAVUT SULARİ’NİN GÖZÜ İLE

    Davut Sulari, Erzincan’ın Çayırlı ilçesinde 1926 yılında doğdu. Büyükannesinin erkek çocuğu olmadığı için babası Veli, çocuğunu nenesine vermiştir. Nüfus kaydı Rindi Hanım’ın üzerine yapılmıştır. Dedesi Kaltık Mehmet Ağa tasavvuf şairidir. Dedesi genç Davut’a saz çalma şiir söyleme ve türkü yakma zevkini aşıladı. 18 Ocak 1985 yaşamını yitiren Davut Sulari’nin asıl soyadı Ağbaba’dır. Kızı Mevhibe Sulari, Sivas / Madımak katliamında yaşanını yitirenler arasındadır.

    Çek Katarı Ben Gelirim Peşine

    Ali Meydanına Varalım Hele

    Merhametin Yok Mu Gözüm Yaşına

    Pire Bağlı Olup Duralım Hele

    Ey Müminler Gerçek Erler Merhaba

    Ey Rehberler Gerçek Pirler Merhaba

    Hazır Dostlar Hazır Yerler Merhaba

    Sakiler Sazları Kuralım Hele.

    Aşkıyla Perişan Davut Sulari

    Muhabbeti Baldır Kendisi Arı

    Hazreti Ali’nin Sır Zülfikarı

    İnkarın Boynuna Vuralım Hele

    DERVİŞ ALİ’NİN GÖZÜ İLE

    19. Yüzyıl Alevi / Bektaşi ozanlarındandır. Yalın bir dille okuduğu Deyişlerinden Sivas köylüsü olduğu anlaşılmaktadır. seziliyor. 2. Mahmut döneminde (1826) Yeniçeriliğin kaldırılışından sonra Anadolu ve Rumeli’deki tekkelerin kapatılmasından duyduğu üzüntü üzerine yazdığı nefesten, yeniden kuruluş ve kurtuluş için Şah’ın yollarını gözlediği anlaşılıyor.

    Yeri göğü arşı kürsü yaradan 

    Men Ali’den başka Tanrı görmedim 

    Yaradub kulunun kısmetin veren 

    Men Ali’den başka Tanrı görmedim.

    Bin bir ismi vardır bir ismi Allah 

    Eğer inanmazsan hem vallah billah 

    Ademi görmüşüm elhamdülillah 

    Men Ali’den başka Tanrı görmedim.

    Ali gibi er gelmedi cihane

    Ana da buldular dürlü bahane

    Yedi kez uğradım ulu divane 

    Men Ali’den başka Tanrı görmedim.

    Derviş Ali’m bu ikrara beli dir 

    Dilim söyler ama kendim delidir 

    Allah bir Muhammed Tanrı Ali’dir 

    Men Ali’den başka Tann görmedim.

    AŞIK DAİMİ’NİN GÖZÜ İLE

    Son dönemin en coşkulu Alevi Halk ozanlarından ve asıl adı İsmail Aydın olan Aşık Daimi, 1932 yılında İstanbul’da doğdu. Aslen Erzincan’ın Tercan ilçesindendir . Ali Babaoğullarından olan babası, Birinci Dünya savaşı sıralarında İstanbul’a göç etmiştir. Aşık Dami’nin iki dedesi de saz şairidir. 17 Nisan 1983 tarihinde aramızdan ayrıldı .

    Evvel bizim ile ikrar eyleyip

    Sonra delalete batanlara yuf.

    Gelip Cem’imize Pazar eyleyip,

    Anı da ağyara satanlara yuf.

    Minnetimiz vardır ulu Celiye

    İkrarımız Hacı Bektaş Veli’ye

    Aşıkı Hak olan yardır Ali’ye

    Ehli aşkla taşlar atanlara yuf.

    Hakkın didarını görmektir kastım,

    Yoluna fedadır can ile postum

    Düşmanına düşman, dostuna dostum

    Ol ağyara meyil katanlara yuf

    Can ile ser ile Hakka gelmeyip,

    İkiliği kalp evinden silmeyip,

    Evladı Ali’nin kadrin bilmeyip

    Gaflet uykusunda yatanlara yuf.

    Daimi’yem ölsem dönmem sözümden

    Fark etmişem kemlik yoktur özümden

    Gerçek olan belli olur gözünden

    Taşı mercan diye tutanlara yuf.(59)

    GENÇ ABDAL’IN GÖZÜ İLE

    Genç Abdal’ın Eskişehirli olduğu, Şeyh Gazi ve Şücaeddin Veli tekkelerinde sade bir hayat yaşadığı, 1874’da Hakka yürüdüğü dışında kendisi fazla bilinmiyor. Şiirlerinde Genç Abdal yahut Gencî mahlaslarını kullanmıştır.

    Dergahına geldim niyaz eyledim.

    Medet Allâh, Yâ Muhammed, Yâ Ali.

    Aşkın kitabından avaz eyledim.

    Medet Allâh, Yâ Muhammed, Yâ Ali.

    Nideyim sefâyı, zevki dünyada,

    Budur murâdımız ind-i Hudâ’da.

    Yarın mahşer günü koyma cezâda,

    Medet Allâh, Yâ Muhammed, Yâ Ali.

    Niyazım var üstâdıma, pirime.

    Salavât eylerim destigirime.

    Katarından, dîdârından ayırma.

    Medet Allâh, Yâ Muhammed, Yâ Ali.

    Genc Abdal’ım özüm Hakk’a bağlarım.

    Coşkun sular gibi akar çağlarım.

    Eşiğine yüzüm sürer ağlarım.

    Medet Allâh, Yâ Muhammed, Yâ Ali.

    KALENDER ABDAL’IN GÖZÜ İLE

    Kalender Abdal’ın,19. YY.’da yaşadığı tahmin ediliyor. Hakkında Bektaşî müridi olması dışında fazla bilgi bulunmoyor.

    Dün gece seyrimde batın yüzünde

    Allah bir Muhammed Ali’yi gördüm

    Elif tâç başında nikap yüzünde

    Hünkâr Hacı Bektaş Veli’yi gördüm

    İçtim ol doluyu iman yetirdim

    Çıkardım kisvetim ikrar yetirdim

    Menzil gösterdiler geçtim oturdum

    Tığ-ı bentle bağlı belimi gördüm

    Kalender Abdal’ım koymuşam seri

    Şükür kurban kestim gördüm didarı

    Erenler serdarı gerçekler pîri

    Sultan Hacı Bektaş Veli’yi gördüm

    TURABİ’NİN GÖZÜ İLE

    Turabi mahlaslı 7 ozan ve Ehli Beyt Bendesi bulunmakla birlikte, bunların hayatları ve beyitlerinin tasnifi tam olarak net değildir. Ancak hepsinin Alevi / Bektaşi oldukları Ali Muhammed’e candan bağlı oldukları tüm ortak şiirlerde görülüyor.

    Turabi’lerden biri Yanbolulu’dur ve Hacı Türabi Dede-Baba olarak tanınır 1849’da Hacı Bektaş Tekkesi postundadır ve 1868’da Hakka yürümüştür ve Hacı Bektaş’da defn edilmiştir. Bir şiirinde asıl adının Ali olduğunu söyler.

    Diğerleri hakkında çok değişik ve farklı coğrafyaları kapsayan tasnif edilememiş bilgiler vardır.

    Adem, huri şu dünyaya gelmeden

    Muhammed Ali’nin nurun gördün mü

    Hak nasibin almış kudret eliyle

    Hünkar Hacı Bektaş Piri gördün mü

    Şu dünyayı hamur edip yuğuran

    Dokuz baba dört anayı doğuran

    Hitabi Elestte bize çağıran

    Can içinde canan yari gördün mü

    Gel gidelim Seyit Ali izine

    Yüz sürelim ayağının tozuna

    Kırklar meydanında pir niyazina

    Dara Mansur olan eri gördün mü

    Men’aref sırrına sırdas kandedir

    Senden sana yakın yoldaş kandedir

    Yol gösteren sana kardaş kandedir

    Ol sahi alamet Çarı gördün mü

    Türabi Baba’nin dilde imanı

    On iki imam on yedidir erkanı

    Mihrabü minberde Seb’ulmesani

    Cemalinde pirin varı gördün mü

    ALİ EKBER ÇİÇEK’İN GÖZÜ İLE

    Ali Ekber Çiçek, 1935, Erzincan / Ulular Köyü doğumludur. Babasını 1939 Erzincan depreminde yitirir ve çok küçük yaslarda yaşama atılır. Bu arada bağlamayı öğrenir ve Alevi deyişlerinin TRT’de aktarılmasında vesile olur. Eserleri bir çok ülkede ders olarak okutulmaya başlanır.

    Ondört Bin yıl gezdim Pervanelikte

    Sıtk-ı ismin buldum divanelikte

    İçtim şarabını mestanelikte

    Kırkların ceminde dara düş oldum

    Kırkların ceminde Haydar Haydar dara düş oldum

    Güruh-u naci’ye özümü kattım

    İnsan sıfatından çok geldim gittim

    Bülbül oldum Firdevs bağında öttüm

    Bir zaman gül için zara düş oldum

    Bir zaman gül için Haydar Haydar zara düş oldum.(60)

    AŞIK BÜRYANİ’NİN GÖZÜ İLE

    Aşık Büryani, 1926 yılında Urfa / Kısas’ta doğmuştur. Asıl adı Hamdullah Aykut’tur. Aşık Dertli Divani’nin de babasıdır. Önce Hamdullah sonra Kemteri mahlasıyla kendini ifade eden Aşık Büryani, “23.3.1977 günü Hacı Bektaş-i Veli evlatlarından Muharrem Sefa Efendi bize geldi. Yanında Gazi Antep’in Haral Köyü’nden Ali Dede, Adana’lı Mürteza Dede ve hanımı bize geldiler. Sultan nutkeyledi. Mahlasımı Büryani koydu.” Demiştir. Aşık Büryani 7.11.1990 tarihinde Hakka yürümüştür.

    Gel beri güftumu güs eyle gafil

    Bilmez misin niye geldin cihana

    Elest ü bezmini hele bir düşün

    İspati imtihan geldik bu hana

    Şu fani dünyanın sefası yoktur

    İkrar bend olana cefası çoktur

    Dört kapı kırk makam cümlesi haktır

    Var ilet özünü Şah-i hübana

    Vefasız bu yola basamaz kadem

    Fehmeyle bu sözü Adem ol adem

    Zikreyle Muhammet Ali’yi her dem

    Der Büryani vuslat olduk canana

    TESLİM ABDAL’IN GÖZÜ İLE

    Teslim Abdal mahlaslı ayrı zaman ve yerlerde yaşamış, Ehli Beyt Bendesi 4 ayrı kişi yaşamıştır.

    Teslim Abdal’ın biri 17. YY.’da yaşamış. Asil adı Mehmed olan, Sultan 4. Murad döneminin bir Bektaşi ulusu. Yeniçeri ocağının Halife Babası, yani Büyük Baba Efendisi. Bağdat seferine katıldığı öne sürülüyor.”Teslim Dede Teslim Baba, Ey kahraman Türk Milleti” ile başlayan Mehter marşının söz sahibi olduğu iddia ediliyor. Teslim Abdal’in, biri Trakya, Keşan’a bağlı Teslim Abdal köyünde, diğeri Denizli dolaylarında, öteki de, Çorum’un Teslim köyünde olmak üzere Türbeleri vardır. Bir diğeri ise Elaziğ / Baskil ilçesi Şeyh Hasan (Şıh Hasan) köyündendir.

    Dört duvar içinde olsa mekanim

    Tasrasindan esen yel bana neyler

    Yanimdaki sudan korku çekerim

    Uzakta çaglayan sel bana neyler

    Mekanim balçiktir, üstadim Ali

    Muhammed nesline demisim beli

    Çekerim gayreti sererim yolu

    Ben Hak’tan korkarim el bana ne der

    Dünyada gerçekler katara uydu

    Ask ile muhabbet ikrarin bendi

    Pirimden almisam hatir gülbengi

    Haramili olan bey bana neyler

    Teslim Abdal eder, gözler kanli yas

    Aradim bulamadim bir sevdasiz bas

    Herkesin ameli kendine yoldas

    Haramzade olan kul bana neyler

    SITKI BABA’NIN GÖZÜ İLE

    Sıdkı Baba, / Oğuz Türkleri’nin Bozok koluna bağlı Dedekargın aşiretindendlir. Doğum yılının 1865 olduğu sanılıyor. Mahlası önceleri Pervane’dir. Hacı Bektaş’a ve Ehli Beyt’e olan bağlılık ve emeklerinden ötürü Postnişin Şeyh Cemaleddin Efendi kendisine “Bundan böyle mahlasın Sıtkı olsun” der. 1893 yılında, Dergâha hizmet için getirilen, Çorum / Alaca İlçesi İmad Hüyügü köyünden Mehmet Dede evladından Ali Ağa’nın kızı ile evlenmesini Cemaleddin Efendi ister. Sıtkı Baba’da bunu kabul eder. Tarikattaki hizmetleri ve kazandığı ilmi derecesiyle Baba’lık sıfatı alan ozandır.

    Çatılmadan yerin göğün binasi

    Muallakta iki nur’a düş oldum

    Birisi Muhammed, birisi Ali

    Lahmike lahmi de bire düş oldum.

    Ezdi aşkın şerbetini hoş etti

    Birisi doldurdu biri nuş etti

    İkisi bir derya olup cüş etti

    La’l ü mercan inci dür’e düş oldum.

    O derya yüzünde gezdim bir zaman

    Yoruldu kanadım dedim el’aman

    Erişti car’ıma bir ulu sultan

    Şehinşah bakışlı ere düş oldum.

    Açtı nikabını ol ulu sultan

    Yüzünde yeşil ben göründü nisan

    Kaf ü nun suresin ol’udum o an

    Arş kürs binasında yare düş oldum.

    Ben Ademden evvel çok geldim gittim

    Yağmur olup yağdım ot olup bittim

    Bülbül olup Firdevs bağında öttüm

    Bir zaman gül için har’a düş oldum.

    Mecnun olup Leyla için dolandım

    Buldum mahbubumu inanıp kandım

    Gilmanlar elinden hulle donandım

    Dostun visalinde nar’a düş oldum.

    On dört yıl dolandım Pervanelikte

    Sıdkı ismim buldum divanelikte

    Sundular aşk meyin mestanelikte

    Kırkların ceminde dar’a düş oldum.

    Sıdkı’yam çok şükür didara erdim

    Aşkın pazarında hak yola girdim

    Gerçek ariflere çok meta verdim

    Şimdi Hacıbektaş Pire düş oldum

    ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Ana Sayfa

     

     

    Soru ve önerileriniz için mail adresinizi yazmayı unutmayınız

    Ad-Soyad:
    eMail:
    il-ilce:
    Mah+Cad+No.:
    Telefon:
    Baslik:
    Text: