|
ALEVİCE YAŞAM
İnsanların tek durduramadıkları şey sanırım zaman ve değişim. Bu kavramlar bundan önce de geçerli oldukları gibi gelecek için de geçerliler. Fakat bizler yaşadığımız sürece bu durdurulamaz zaman içinde ne
gibi değişimlere uğrayacağız ya da uğruyoruz.
Günümüzde insanlığı etkisi altına almış olan bir yozlaşma var ve hâlâ devam etmektedir. Ayrıca bu yozlaşmanın temeli olan yanlış ve çarpık sistem de cabası. Peki bizler bu pislik içine batmış sistemden ve
dejenerasyondan kendimizi nasıl koruyacağız acaba?
Bilindiği gibi birçok insan, teknoloji ve bilim ne kadar ilerlesede inançlarından vazgeçemiyorlar ve geçmeyeceklerde. İnançlar bizleri bu kötü dünya da yukarıda saydığımız binlerce olumsuzluktan sadece bir
kaçı olan etkenlere karşı koruyabilirler mi?
Bu durumda biz Alevi toplumu olarak inancımız aracılığıyla bu bataklıktan nasıl kurtulacağımızı düşünmemiz gerek. Şu anda yaşamsal olan tüm inançlar genelde aynı temele dayanıyorlar. Yani hepsi iyiliği,
barışçılığı, kardeşçiliği, özgeciliği ve daha sayamadığımız bir çok ilkeyi içinde barındıran bir toplumu amaç edinmiştir. Doğal olarak Alevilik de bu ve daha başka ilkeleri hedef almıştır. Ama gelin görün ki, bugün
bu kadar çok insanın inançlarından
vazgeçmemesine rağmen bu temellerden eser kalmamıştır ve aksine dünya daha kötü bir yola sürüklenmiş gitmektedir. Peki içinde bizim de bulunduğumuz bu toplumun değişimi nasıl olacaktır? Neden bu kadar güzel düşünceleri barındıran inancımızın bize emrettiği gibi yaşamaktansa; kirlenmiş, tükenmiş artık çıkarcılıktan, yalan ve dolandırıcılıktan, sahtekârlıklardan ve yapay dostluklardan kurulu yaşamı tercih ediyoruz?
Bizler acaba inancımızı kabul ederken içinde "herkesin bir gün hesap vereceğini" yazan maddeyi hiç görmüyor muyuz? Bilimin dahi olmadığını kanıtlamadığı ve kanıtlayamayacağı, kimi inancın Tanrı,
kimisinin Allah diye hitap ettiği o ulu yaratıcıya zamanı geldiğinde hesap vermek zorunda olacağımızı bilmiyor muyuz, ruhumuzun öldükten sonra azap çekeceğine inanmıyor muyuz ki; gün geçtikçe daha da kirleniyor ve
kirletiyoruz?
Aslında göremediğimiz tek çözüm, Aleviliği yaşamsal kılmak. Eğer biz Aleviler inancımızın içerdiği o güzellikleri kendimize kazandırıp, yaşamımızda pratiğe geçirmiş olsaydık, şu an kirlenen o toplumlardan
çok farklı bir yerde olur, bu pis ve yoz yaşamdan arınmış olurduk.
Kısacası ALEVİCE YAŞAM bizim kurtuluşumuzdur.
Hz. Muhammed’in, Hz. Ali’nin, On İki İmamlar’ın, Hünkâr Bektaş Veli’nin, Pir Sultanların yaşattığı ve bizlere miras bıraktığı (ama ne yazık ki bizler tarafından istismar edilen ve kirletilen) o güzel
değerlerde bizim sorunlarımızın çözümü yatmaktadır.
Ama bu toplum ve insanlık bunu eninde sonunda anlayacak.
|